Mehmet AKBACAK

Tarih: 30.01.2026 22:35

Suriye’deki huzur, birilerinin huzurunu kaçırıyor!

Facebook Twitter Linked-in

1971 yılından 2024 yılına kadar devam eden Esad rejimine 8.Aralık.2024 tarihinde muhalefetin başkaldırısıyla son verildi.

Bu tarihe kadar baba Hafız Esad’ın darbeyle işbaşına gelmesine karşın, kendilerine sol, sosyal demokrat ve özgürlükçü sol diyen siyasal yapılardan, bu baskıcı, işkenceci rejime karşı itiraz çıkmadığı gibi, üstelik seküler yapıyı işaret ederek desteklediler. Ayrıca bir yandan da İsrail, Rusya, İran, bizde de CHP destek verdi. Arap Baharı olaylarından önce Türkiye’nin demokratik reformlar yapması için baskı yapmasına karşın, içerde iç savaşın çıkması için her türlü kışkırtmayı yapmaktan geri durmadı. PKK’nın Suriye’deki uzantısı PYD’ye ülkenin kuzeydoğusunu teslim ederek, bölgeye ABD’nin yerleşmesini sağladı. Ülke kendi içinde birkaç bölgeye bölündü. Milyonlarca Suriyeli ülkeyi terk etti.  (4milyona yakın bize geldi.) Bizdeki Esadcılar tüm kinlerini gelen mültecilere kustular. Diktatör Esad’a tek bir kelime etmediler. (En az 1milyon insan katledildi)

 

Ne zaman rejim yıkıldı! Rejimi destekleyenlerin etekleri tutuştu. Neymiş İŞİD’in adamları işbaşına gelmiş. İslami kimliğini gizlemeyen ama DAEŞ’le ilgisi olmayan gruplar ülkenin iç barışını korumak için her türlü önlemi almaya başladılar. İntikam almasından korkanlar bile bu yumuşak geçişi takdirle karşıladılar.

Yeni yönetimi başta Türkiye olmak üzere ABD, İngiltere, Fransa, Almanya gibi ülkeler kabul ederken, hatta İsrail’de görüşmelerle yeni yönetimi kabul etmek zorunda kaldı. Ülkede üsleri bulunan Rusya, İran terk ederken, ABD üslerini
de taşıyacak.

 

İsrail ilk başlarda Dürzileri, Nusayrileri kışkırtarak iç savaşa ortam hazırlarken Şam yönetimi ve Arap aşiretler birlikte ayaklanmaları bastırdı. Ülkede resmi ordunun dışında ABD ve İsrail’in oluşturduğu SDG adı verilen PKK örgütü yapılan anlaşmaya riayet etmedi. Türkiye’nin ve ABD’nin baskısı nedeniyle peki demek zorunda kaldılar. Ayrıca Esad döneminde kimlikleri bulunmayan Kürtlere bir takım reformlarla hakları verince SDG dağıldı, PYD ortada yalnız kaldı.
Bugüne kadar PKK’nın siyasi kolu olarak faaliyet gösteren DEM’in etekleri tutuşmaya başladı. Etekleri tutuşan başka bir siyasi yapıda Özgür Özel’in CHP’si oldu. Neymiş; kravat takıp demokrat olunmazmış. Şara yönetimi Suriye’nin tamamını temsil etmiyormuş, gibi açıklamalarla yeni yönetimi karalayarak, 28 Şubat’ı Suriye’ye taşımaya çalışıyorlar. O köprülerin altından çok sular geçti. Şimdi yeni bir plan, programın olması gerekir. Yoksa Şeriatla kimseyi korkutamazsın.

 

HIRSIZA, RÜŞVET ALANA SES YOK
Aziz İhsan Aktaş’ın rüşvet verdiği belediye başkanları davasının başladığı gün, bir markette alışveriş yaparken market sahibi TV’ye bakıp veryansın ediyordu. “ Ne biçim adalet adam elini kolunu sallayarak korumalarla VIP salonundan giriş yapıyor. Belediye başkanları aylarca hapisteler” diye feryat ediyordu. Haberleri dinleyen bir arkadaşın sözü ise;” Arkadaşım sen rüşvet alan adamlara niye bir çift laf etmiyorsun. Aziz İhsan’da Aktaş’da tutuksuz yargılanıyor, itirafçı olduğu için devletin koruması altında” diyerek adamı susturdu. Ne diyor CHP genel Başkanı; “ Bizim belediye başkanlarımız tertemiz” diyerek tabanını zehirliyor. Yarın İmamoğlu ben rüşvet aldım dese CHP’li kimse inanmaz Allah bilir. Kalın Sağlıcakla.


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —