aytaç
Giyim dünyası
HAMLE
  • 06 Mayıs 2021, Perşembe 20:26
AliRıza

Ali Rıza

Ramazan Oruç Ayıdır: (Oruç İbadetinin Kişiye ve Topluma Kazandırdıkları)

2. Ramazan Oruç Ayıdır: (Oruç İbadetinin Kişiye ve Topluma Kazandırdıkları)

a-Oruç ibadeti bizim Allah’a olan inancımızı güçlendirir.

Biz bütün ibadetlerimizi her şeyden önce elbette ki yalnızca Allah rızası için yaparız. Ancak her ibadetin de sebebi, gayesi ve hikmeti vardır. Her ibadetin mutlaka kişisel ve toplumsal hayatımıza olumlu manada sonuçları vardır. Oruç tutmak kendini tutmaktır. Öfkesini tutmak, nefsini tutmak, şehvetini tutmaktır. Her Müslüman oruç tutarak ruhunu arındırır.  Yeni bir bilinç ve bağlılıkla Kur’an’a yönelir. Kur’an’ın ilkelerine ilk kez öğrenmiş gibi, yeni bir şuur, coşku ve inançla bağlılığını tazeler.
Mümin her yıl Ramazan ayında, oruç ortamında vahiyle olan akdini, bağlılığını yeniler. İnsanların düşünceleri, tutum ve davranışları zamanla kanıksanır hale gelir, bilinç ve duygu düzeyi düşer, bir tür sönme ve körelme sürecine girer. Yeniden bir canlanmaya ihtiyaç duyulur. İşte vahye bağlılık konusunda muhtemel sönme ve körelme durumları karşısında Ramazan ayı ve oruç yeni bir canlanma sağlar. Bu manevi gelişme, insanın Rabb’iyle arasındaki ilişkiyi aktif hale getirir.  

b-Oruç, bir irade eğitimi ve terbiyesidir.

Oruç sadece biyolojik olarak aç ve susuz kalmak değildir. Oruç kötülüklerden arınma hususunda bir irade eğitimidir. Oruç aynı zamanda insanın zihnini sükûnete erdirmektir. İdeal anlamda oruç tutan kimse kendi benliğini tanıyıp anlayabilir, kontrol altında tutabilir. İnsan oruç tutarken sadece davranış olarak değil, zihinsel düzeyde de uyanık ve aktif olmalıdır. Oruç tutan mümin, akleder, düşünür,  değer üretir ve iyiyi kötüden ayırır. Tuttuğu orucun amaçları ve sonuçları üzerinde her an değerlendirme yapar.Bu durum kişinin davranış ve arzularını kontrol altına almayı öğretir. İyiliklere ve güzelliklere yönelmesini, kötülüklerden uzaklaşmasını sağlar.

c-Oruç, sabırlı olmayı öğretir.

Oruç insana, açlığa, susuzluğa ve bedeni isteklere karşı koymayı alıştırarak, sabırlı olmayı öğretir. Peygamberimiz “Oruç sabrın yarısıdır.”İbn Mâce, Sıyâm, 44.   buyurarak bu gerçeği dile getirmiştir. Oruç tutan kişi, nefsinin isteklerine karşı direnir ve ona boyun eğmez. Bundan dolayı iradesi güç kazanır. Hayatın sıkıntılarına karşı dayanıklı ve sabırlı olur. Oruç tutarak iradesini güçlendiren, sabretmeyi öğrenen insan, zorluklara karşı dayanma gücü kazanır. Böylece, hayatta karşılaşacağımız her türlü sıkıntının üstesinden kolayca gelebiliriz. Bunu başardıkça da mutlu oluruz.

d-Oruç bizim davranışlarımızı güzelleştirir.

Oruç hariç diğer ibadetler az çok başkaları tarafından görülen ibadetlerdir. Oysa oruç tutanın durumunu bir kendisi bir de Yüce Allah bilir. Oruç da mümini manevî olarak yüceliklerin zirvesine taşır. Oruç, nefsin arzu ve isteklerini dizginlediği için insanda takvayı doğurur, “sorumluluk şuurunu” uyandırır ve diri tutar. Kendine topluma kâinata ve Yüce Allah’a karşı sorumluluk bilincini hatırlatır. İnsanlar görseler de görmeseler de oruç tutan kendisini Yüce Allah’a derin bir saygı duymaya alıştırır. Bu nedenle oruç Müslümanın şiarı (sembolü) olur.  Bu manada oruç tutmak bir anlamda gün boyu ibadet halinde olmak, Allah’ın huzurunda olmak demektir. Yani ihlaslı olmaktır. İhlas, Allah’ı görüyormuşçasına yaşamaktır. Bu bilinçte oruç tutan bir kimse söz ve davranışlarına dikkat eder. Oruçta kaliteyi yakalamak için çaba sarf eder. Bunun sonucu olarak bütün hareketlerini kontrol altına alma gayreti içinde olur. Yani bütün azalarına, ağız, göz, kulak, el gibi, sahip olarak onları her türlü kötülükten, çirkin işlerden gereksiz iş, davranışlardan ve konuşmalardan koruması gerektiğini bilir. Böylece güzel ahlak sahibi olur. Ramazan ayı geldiği zaman toplumda suç işleme oranında genelde bir düşüşün olması bunun en güzel bir örneğidir. Sevgili Peygamberimiz şöyle buyuruyor: “Oruç, insanları kötülüklerden koruyan bir kalkandır. Herhangi biriniz oruçlu olduğunda kötü söz söylemesin. Oruçlu kişi, kendisine sataşan ve hakaret eden olursa ona,  ben oruçluyum desin.”5 Peygamberimizin bu sözlerinden de anlıyoruz ki, oruçlu olan insan, söz ve davranışlarına daha çok dikkat eder. Kötü söz söylemez, küfretmez, kavga etmez. Yalan söylemez. Kimseyi kırıp incitmez. Büyüklerine daha saygılı davranır. Küçüklerini sever ve korur. Çevresindekilerle iyi ilişkiler kurar. Kimseye önyargılı bakmaz. Kimse hakkında kötü şeyler düşünmez. Herkesle iyi geçinir.  İdeal anlamda oruç tutan bir kimse, ‘aslında ben ömür boyu oruç tutmaya kararlıyım, yani orucun gaye ve hedeflerini yaşadığım her zaman ve mekân içerisinde gerçekleştirmeye gayret edeceğim’ demek istemektedir. Kısaca, içten gelerek ve sırf Allah’ın rızası için oruç tutan kişi, hayatının tamamında her bakımdan örnek bir insan olur.

e-Oruç bizi haram olan her şeyden uzak tutar.

Oruç, insanın helal olan her türlü yiyecek ve içeceği önünde olmasına rağmen, ister kalabalıkta isterse de yalnızken onlardan uzak durması, kendi vicdanıyla baş başa kalarak kendi hareketlerini kontrol etmesine, kendi kendine hesap verme alışkanlığının doğmasına yardımcı olur. Bunun sonucunda sırf Allah rızasından dolayı helal olan yiyecek ve içeceğine elini uzatmayan bir mümin, kimsenin görmediği bir yerde bile başkasının hakkına, malına el uzatmayacağı bunu aklına bile getiremeyeceği muhakkaktır. Yani gerçek manada oruç tutan bir mümin haram yemez, kul hakkı yemez, rüşvet alıp vermez.

f-Oruç, yardımlaşma ve dayanışma duygusunu geliştiren bir ibadettir.  

Oruç, insanın şefkat ve merhamet duygularını artırır. Orucun hedefi, varlıklı insanları muhtaç kimselere karşı anlayışlı, sevecen ve müşfik yapmaktır. Oruç, ömrü boyunca hiçbir şekilde aç ve susuz kalması mümkün olmayan zengini, senenin bir ayında aç ve susuz bırakarak açlığın ve susuzluğun ne demek olduğunu yaşayarak öğretir. Oruç tutan insan, başkalarının sıkıntısını kendi sıkıntısı gibi görür, kalbi onlara karşı yardım hissi ve heyecanı ile dolar. Böylece Müslümanların ellerindeki imkânlarını birbirlerine ve fakir insanlara karşı kullanmalarını yani yardımcı olmalarını sağlar.  Kısaca ramazan ayı, imkânı olan Müslümanların cömertlik duygularının doruk noktaya çıktığı aydır.

g-Oruç, kişiye zamanını iyi değerlendirme, disiplinli ve programlı bir hayat yaşama alışkanlığı kazandırır.

Oruç ibadetinin belirli bir zamanı vardır. Oruç, sabah imsak vaktinin girmesiyle başlar, akşam iftar vaktiyle de sona erer. Bu zaman dilimi içerisinde oruç tutan bir kimse, orucun kurallarına uygun olarak hareket etmesi, orucu bozacak davranışlardan uzak durması gerekir. İşte belirli şartlarda ve belirli vakitlerde tutulan oruç insana düzenli, disiplinli ve programlı bir hayat yaşama alışkanlığı kazandırır. Böylece insanı günlük hayatında yeme, içme, uyuma, çalışma zamanı, verilen sözü yerine getirme ve zamanında yerinde olma gibi daha birçok konuda belirli ve düzenli bir kişi haline getirir.

h-Oruç, nimetlerin değerini öğretir.

İnsanlar, zamanla Allah’ın verdiği nimetlere şükretmeyi, dolayısıyla da o nimetleri vereni unutur. Yemekten içmekten belli bir süre yoksun kalan kimse, sahip olduğu nimetlerin kıymetini yeniden hatırlar. Nimetleri hoyratça kullandığı takdirde bunun kendisi için ne kadar kötü olacağını anlar. Oruç, yemenin-içmenin, tokluğun değerini insana öğretir. Nimetin değerini bilen, nimeti verenin de kadrini bilir. Sonuçta o nimetleri veren Allah’a ne kadar çok şükretmek gerektiğini anlar ve şükreder.

 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık