2013’de başlatılan ‘Çözüm Süreci’nde önemli adımlar atılırken, bir yandan FETÖ'cüler diğer yandan ABD aparatları ile birlikte Batı yanlısı muhalefet ellerinden ne geliyorlarsa yapmaya çalıştılar. Suriye’de oluşturulan DAEŞ gibi yapılarla da kaosun derinleşmesini sağladılar. İçerde yaşanan suikastlar, bombalamalar, sabotajlarla kafalar ambole edildi. Öyle ki Kılıçdaroğlu; ‘ Güney sınırımızda DAEŞ olacağına PYD olsun’, S-400 füzeleri alınmasına karşı çıkarken ‘PYD bize mi saldıracak’ diyerek ülke savunmasını hafife alıyordu.
Diğer yandan da bazı siyasetçiler; ‘ Biz sırtımızı PYD’ye, YPG’ye yaslıyoruz, PKK sizi tükürüğünüzle boğar, PYD Fırat’ın batısına geçecek sende suyun bu tarafından mal mal bakacaksın diyerek çözüm sürecini sona erdirecek açıklamalar yapıyorlardı. Bunların tek nedeni ABD ve İsrail bu siyasilere bağımsız devlet sözü vermişler. Rojava’da oluşan yönetim için ‘Rojava Devrimi’ diyorlardı. Eski tüfeklerden olan arkadaşın cevabı ilginçti ‘Lan oğlum dünyanın neresinde ABD hangi devrimi destekledi, aksine devrimleri yıkmak için savaşmadı mı’ deyince söyleyecek sözü kalmadı.
Bunları neden hatırlattım. Tarihten ders alınmazsa her zaman aynı hataları tekrarlarsınız. Türkiye’nin sırtındaki kamburları temizleyince içerde huzuru sağlayınca güney sınırımızdaki diktatör Esad’ın sonunu getirecek politikalar üreterek 60 yıllık diktatörüğe son verildi. Suriye’de devrim oldu, yönetime Ahmet-El Şara geldi. Türkiye’nin rehberliğinde önemli reformlar gerçekleştirdi. Ülkede tek bir yönetim için harekete geçildi. Lakin İsrail’in talimatlarıyla hareket eden SDG-PYD yönetimi 10 Mart’ta imzalanan antlaşmalara uymayınca, onların anladığı dilden cevap verilince ve dış desteği kaybedince tamam demek zorunda kaldı.
TÜRKİYE NE YAPMALI
Bugüne kadar geçmişten ders alan Türkiye, yaşanan olaylar karşısında soğukkanlı, kararlı ve net duruşlar göstererek, provokasyonlara gelmeden bir yandan da uluslararası diplomasiyi çok güzel yöneterek Suriye’de huzurlu ortamı sağlamak için çaba gösterdi, bunda da başarılı oldu. Suriye konusu çözülmeden Türkiye rahat olamaz. Bundan sonra Çözüm Süreci daha hızlı yürüyecek meclisteki çalışmalar hız kazanacaktır. Türkiye ve bölge kazanmıştır. Dilimize, davranışlarımıza dikkat ederek insanları kırıp dökmeden kardeşçe yaşayacağımıza inandırmak zorundayız. Başka da çaremiz yok. Bir takım demeçlere ve bir takım davranışlar bizi yolumuzdan ayırmamalı. Kalın sağlıcakla.
