RENKLİ DEĞİL RENGARENKTİ!
71 yıllık yaşamımda Çerkeş’de yaşamını sürdürmüş ve ömrünü tamamlamış insanlardan aklında kimler kalmış diye sorsalar bir çok kişiyi sayabilirim. Softoğlu’nun Ali, Hacıvizin Ali, Toramanın Durali, Ahçı Nazım, Hacımusu, Şefik Ahmet, Tecirlerin Hasan Usta, Avrupalı Kemal ve daha ismini saymadığım Çerkeş deyince akılda kalan ve hala sohbetlerde anılan kişilerdir.

Bazıları aristokrat, bazıları nüktedan, politik ve meddahı aratmayacak özellikleriyle renkli kişiliklerdi. Hepsine rahmet diliyor, yakınlarına sabırlar diliyorum. Yalnız Salı günü kaybettiğimiz İbrahim Ethem Özgür, yukarıda saydığım kişilerden farklı olarak anılması gereken tek bir özelliğe sahip değildi. Ne zaman Çerkeş’e gelsem; ‘ Uzaktan başlardı bağırmaya laaa komünist yine niye geldin, yine bi işler mi çeviriyon diye takılırdı’. Dükkanın önünde oturur saatlerce konuşurduk, uzaktan gören bizim kavga ettiğimizi zannederdi.
Hatta son yıllarda sabah 6da dükkanı açar, 12 de eve giderdi. ‘Lan oğlum benim için erken kalk da iki laf edelim derdi. Gerçekten bende erkenden kalkar sohbeti kaçırmak istemezdim. Ne mi konuşurduk?. Politikadan tut da, felsefe, din, ABD, AB’yle ilişkilerimizi yani icığını gıcığını, dereden girer tepeden çıkardık. Bir ara evine davet etti, kütüphanesindeki kitapları gösterdi. AK Parti’ye, daha doğrusu Erdoğan’a bir türlü ısınamadı. Bana da hayret ederdi; sen ne biçim adamsın, nasıl bu kadar değiştin diye takılırdı. Tanımayanlar kıyafetlerine bakınca; tam bir Kuvvay-ı Milliyeci, tam bir Arap şeyhi, Çanakkale destanını yazan İbrahim Çavuş gibi giyinmiş, başında kalpağı, bazen güneşten korunmak için başının üstünde şemsiyesi olan siperliği, bazen de takım elbise fötr şapkayla cumhuriyet dönemini andıran tavrıyla renkli değil, rengarenk kişiliğe sahip bir tipik Çerkeş’liyi kaybettik. Dışarıdan gelen her Çerkeş’liyle fotoğraf çektirirdi. Aslında Azmi o fotoğrafları bir albümde toplayıp arşiv oluştursa çok da hora geçer.

Çerkeş Vuslat Haber’deki yazılarımı takip eden sıkı bir okurumdu. Yazılarımı sürekli okur bazen hoşlanmadığı zaman telefon açarak ‘Fırça’ çeker, bazen de hoşuna giden yazılarda ‘Eferin bu sefer beğendim’ diye iltifatına mazhar olurdum.Yıllar önce ‘Laa Karabacak bir günde beni yazsana’ dediği zaman; ‘lan oğlum senin neyin var da seni yazayım’ diye kızdırırdım. Ama her zaman içimde kalmıştı, ne zaman yazarım diye düşünürdüm. Kısmet bugüneymiş, Allah rahmet eylesin, ailesinin ve sevdiklerinin başı sağolsun, sabırlar diliyorum. İbrahim arkadaş Çerkeş’de unutulmayacaklar listesine girdin, darısı başımıza..Sağlıcakla Kalın.
