NOEL - YILBAŞI ve MÜSLÜMANLAR
“NOEL” Aralık ayının 25. günü başlayıp ocak ayının da bir kısmını içine alan, Hıristiyan âlemi ve ecnebilerce kutlanan dini bir bayram olarak bilinir:
Noel! Süslü, püslü çam ağaçları, çuvalı hediye dolu Noel baba, ışıl - ışıl evler, hediye paketleri…Bunlar hep Noel' sembolleridir.'Pek çoğunun nereden, hangi milletin âdetinden geldiği kesin olarak bilinmediği, bir dizi toplama sembollerle dolu karmakarış bir bayramdır.'
Pek çok Hıristiyan tarafından bile kabul görmeyen ve eleştirilen bu bayramın 'Müslümanlarla ve İslam la uzaktan yakından hiçbir ilgisi yoktur.' Müslümanlar Noel’i veya yılbaşını o anlamda kutlamazlar.
Noel kaybettiğimiz ulvi değerlerimizin yerini alan, başkalarına ait, bizi ve gençliğimizi saptırmaya yönelik safsatadan ibarettir. Neslimizin manevi duygularını altüst etmeye sebebiyet veren, 'yabancılara ait, bize yabancı bir kültürdür.'
Sevgi, hoşgörü, paylaşma ve aile ruhu, Noel veya yılbaşı kutlamalarının faydalı yanları gibi görülebilir. Aynı faydalar ve çok daha fazlası zaten dünya çapında Müslümanlar tarafından kendi İslami kutsal gün ve gecelerimizde fazlasıyla vardır.
Müslümanlar için, Noel'in veya yılbaşının bize vereceği hiçbir şey yoktur. Yılbaşı kutlamaları toplumda ahlaki bir depreme yol açıyor, önü alınamaz yanlışların genç beyinler tarafından başlama takvimini oluşturuyor. 'Noel Baba insanlara şirin görünerek birçok kötülüğün kapısını aralamaktadır. İnsanlar, Noel motifleri arasında içki, uyuşturucu, fuhuş batağına dalmaktadırlar. Devlet 'Milli Piyango' adı altında milyonları harama yönlendiriyor'
Bizim bizi huzurlu kılacak, içimizdeki inkârcı nefse karşı koruyacak, güneş gibi ayan beyan İslam dinimizin yapıcı ve tatmin edici gerçekleriyle bu açlığımızı giderebiliriz.
Biz Müslümanlar illaki yılbaşı kutlayacaksak, buna derin nefis muhasebesi yaparak başlayabiliriz. Yılbaşı gecesinin bizdeki manası farklı olmalıdır. sayılı ömür senelerinin birinin daha bitmesi, ölüm denen kesin akıbete biraz daha yaklaşılması, gençlik günlerinin tükenip, ihtiyarlık demlerinin gelmesi demektir. Nitekim her yılbaşında siyah saçlara biraz daha aklar düşüyor, akların sayısı da biraz daha çoğalıyor.
Böyle kalbi, beyni ve ruhu yıkayacak, ulvi duygularla o gecenin zifiri, paslı ve alkol kokan havasını bize yakışan ananelerimize uygun adetlerle, değerlendirmekle ancak hayra çevirebiliriz. Bize de bu yakışır..
Öyle ise, böyle gecelerde daha çok yanlışa, daha çok hataya düşmek yerine; Daha çok ahiretimizi, ebedî âlemimizi ilgilendiren hayırlı şeylerle değerlendirebiliriz. Bu peşinden koşup yetişemediğimiz gidiş, ister inanalım, ister inanmayalım, bu gerçeği değiştirmez. Kabir’e, öteki dünyaya yol almanın adıdır..
Büyük bir peygamberin doğum gününü, böylesine hiçbir İlahî dinde yeri olmayan bir takım gereksiz ve günah bataklığına sürükleyen eylemlerle kutlamak elbette doğru değildir.
Kaldı ki; Hz. İsa (A.S) gibi Büyük bir peygamberin doğum tarihi böyle olsa bile, onu içkilerle ve kumarlarla kutlamak, inançlara ters düşen bir olaydır. Bundan ciddi şekilde sakınmak her Müslüman için en önemli bir vazife kabul edilmelidir.
Bize Noel'in, ne olduğu tartışılan içi boş ve manasız yaptırımlar lazım değil! 'Manevi atmosferler, bizden geçmişin saadet asrından süzülüp gelen, vahyin abu hayat sunan damlaları lâzımdır.' İnkârcılık ve günahın olduğu yerlerde bulunmaktan, Rabbimiz bizleri muhafaza buyursun İnşallah.
Ahmet Ali Canbaz
