MUHALEFETİN SÜRÜKLENDİĞİ YER!
Askeri vesayetin hüküm sürdüğü yıllarda iktidarla muhalefet arasındaki mücadele sen, benden öte gitmezdi. Rejimin başı sıkışınca iktidarı da, muhalefeti de derdest ederdi. Yıllarca süren bu kısır siyaset bir türlü ana soruna yaklaşamazdı. En son 28 Şubat Post-Modern darbesiyle militarizmin foyası ortalığa saçılıverdi. AK Parti’nin iktidara gelmesiyle başlatılan reformlarla militarizmin etkisi kırıldı. O zamana kadar darbelerden sözde şikayetçi olanlar darbecilerle dayanışma içine girdiler. Gezi kalkışmasına, 17-25 Aralık’a ve 15 Temmuz darbesine arka çıkmaları vesayetin tamamıyla etkisinin kırılmasından dolayıdır. Gücünü vesayetten alan siyasi gruplar bu sefer demokrasi adı altında Fetö ve PKK’nın siyasi temsilcisi olduğunu gizlemeyen yapılarla dayanışma içinde olmaya başladılar. İktidara alternatif politikalar üretemeyen başta ana muhalefet partisi olmak üzere bu yapıların siyasi argümanlarını kullanmaya başladılar. Aylarca 15 Temmuz’a Kontrollü Darbe dediler. Fetö terör örgütünün tasfiyesine karşı çıkarak KHK’yla devletten ayıklananları mağdurmuş gibi göstermeye çalıştılar ve hala çalışıyorlar. Geçen hafta Düzce’ye gelen Babacan “Zulme uğrayan KHK’lıların yanındayız” diyebiliyor. Meclisteki bütçe görüşmelerinde muhalefet sözcüsü “ Binlerce hakim, savcı hapiste” diyerek Fetö’nün tetikçilerine sahip çıkabiliyor. Ülkemizin silah sanayisinde görülen gelişmeleri, barışı katleden sanki bizmişiz gibi batıdaki silah üreticilerine selam gönderiyor. PKK terörü konusunda gösterilen başarıyı insan hakları ve demokrasi kılıfı içine sarmalayarak PKK’nın teröristlerine kalkan olabiliyorlar. Ayrıca Suriye, Libya, D.Akdeniz, Azerbaycan konusundaki milli politikalarımızı, bölge güvenliğini tehlikeye sokuyor yollu yaklaşımla, Yunanistan, Ermenistan ve Fransa politikalarıyla yan yana düşmekten de imtina etmiyorlar. Muhalefet aynı tarzda argümanlarını tekrarlamaya devam ettiği takdirde sele kapılmışçasına sürüklenecektir. Bu sürüklenmeyle; Allah muhafaza iktidar karşıtlığından Türkiye karşıtlığına dönüşebilir. Bu durum Türkiye demokrasisi için büyük felakettir.
ANKETLER NE DİYOR
Geçen hafta yapılan anketlerde çok ilginç sonuçlar ortaya çıkmış. Benim en çok dikkatimi çeken Türkiye’nin en önemli sorunları nedir sorusuna % 2.4’le demokrasi denilmesi. Demek ki; toplum Ekonomi, Korona, İşsizlik gibi sorunları önemli kılarken demokrasi konusuna pek önem vermediğini mi gösteriyor. Yoksa; bazı eksikliklerimiz olsa da yaşanan demokrasiden memnun görüyorlar demek ki.. Başka bir açıdan bakarsak demokrasi, insan hakları ve özgürlük kavramlarını ağızlarına pelesenk edenlerin büyük çoğunluğunun Fetö ve PKK’yı destekleyen gurupların olması rastlantı olmasa gerek. Terör %8.3, Güvenlik %1.7, Dış tehditler %0.8, yıllarca Suriyelileri dillerine dolayan faşist guruplara soğuk duş etkisi yapacak bir sonuç % 0.8, ülkemiz halkı hiçbir zaman ırkçılığa prim vermemiştir.
BEŞİNCİ KOL
Son günlerde bu kavram sıkça yazılıp, çizilmeye başlandı. Bende sözlüğe bakarak nedir diye araştırdım. “Fiili mücadele ile ele geçirilemeyen bir kitleyi ya da devleti propaganda, casusluk, sabotaj ya da terör yoluyla manevi etkiye maruz bırakmak suretiyle müdahaleye uygun hale getirmek ya da fiili savaş esnasında savaşı daha kolay kazanmak için yapılan her türlü manevi yıkıcı çalışmadır”. Hemen aklıma 12 Mart, 12 Eylül öncesi sağ-sol kamplaşmasıyla binlerce gencin katledilmesi, 28 Şubat’ta İran olacağız, Şeriat gelecek korkusu yaratmak için başta Uğur Mumcu, Ahmet Taner Kışlalı, Bahriye Üçok gibi Kemalist aydınların katledilmesi, Madımak katliamı ve daha bir sürü olayın hepsi 5.Kol faaliyeti olduğunu toplumumuz anlamış oldu. Peki bu faaliyetler sona mı erdi. PKK ve Fetö aynı zamanda birer beşinci kol faaliyetidir. Bunlara bilerek veya bilmeyerek destek verenlerde Beşinci Kol’a hizmet etmiş olurlar.
CIA’nin Ortadoğu ve Türkiye şeflerinden Graham Fuller ne diyor.
& Türkiye kontrolümüzden çıktı. Sadık müttefikimizden çıktı.
& Bölgedeki etkisi arttı. İmparatorluk deneyiminin yansıması.
& Ortadoğu, Kafkas, Balkan, Akdeniz’de ve Afrika’da güçlü konuma geldi.
& Avrupa Türkiye’den vazgeçemez.
& Çin’in Türkiye’ye ihtiyacı var.
& ABD stratejisini değiştirmek zorunda
20 Ocak’ta Biden’ın başkanlığa oturması, 21 Mart’ta AB zirvesiyle başlayacak olan Türkiye’yi ‘hizaya’ getirme çalışmalarına başlanacak. Onların dışarda çalışmaları yetmez, esas olan içerdeki Beşinci Kol faaliyetleridir. Bakalım kimler bu rolü oynayacak. Gerçi biz dik durursak bu saatten sonra bize kimse diz çöktüremez.
Kalın Sağlıcakla.
