KILIÇDAROĞLU’NUN YENİ DOSTLARI!
Siyasi partiler, daha doğrusu Ana Muhalefet Partisi lideri olan kişi seçmenlere seslenirken, biz iktidar olacağız veya iktidara geliyoruz diye nutuklar atardı. Yeni sistemle beraber bir partinin tek başına hükümet olması hemen hemen imkansızlaştı. Ancak ittifakla seçimi kazanabilirler. Bu nedenle Kılıçdaroğlu her konuşmasında dostlarımızla iktidara olacağız diyor. Görünürde tek dostu İ.P görünüyor, el altından da HDP’yle flört ediyorlar. Yalnız Biden seçilmeden önce Erdoğan’ı darbeyle değil seçimle yıkmak için muhalefete destek vereceğiz diye söz vermişti. Kılıçdaroğlu’da Biden’dan demokrasi desteği istemişti. Bakıyoruz o destek hayata geçmeye başladı bile..Amerika’da Türk Demokrasi Derneği kurulmuş. Kurucuları arasında CHP eski Bursa Milletvekili Fetö’cü (Firar) Aykan Erdemir, Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Danışmanı Fohn Bolton (Irak’ı bu hale getiren), George W.Bush’un kardeşi Jep Bush, eski emniyet amirlerinden Fetö’cü firari Süleyman Özeren, İtalya eski dışişleri Bakanı Sant’ Agata gibi demokrasi getireceğim deyip Irak’da ve başka yerlerde demokrasileri katledenlerin yer aldığı isimler, sözde Türkiye’ye demokrasi getireceklermiş. Irak’ın bölünmesinde rol oynayan John Bolton bakın;“15 Temmuz’da hükümet düşerse üzülmem. Bu Mustafa Kemal’in seküler Türkiye’sinin son şansı” demiş. Darbe gerçekleşmeyince anlaşılan bayağı üzülmüş. Ayrıca “ Bir zamanlar güvenilir Nato müttefiki şimdi demokrasiye sırtın dönüyor ve Rusya’yı kucaklıyor. Projeye katılmaktan memnunum. Türkiye’de alarma geçmenin vakti gelmiş”. Evet alarma HDP il binasında yaşanan cinayetle başlanmış oldu. Erdoğan yıkılırsa ‘Demokrasi’ gelecekmiş. Sizin getireceğiniz demokrasi olmaz olsun.
Kılıçdaroğlu’na soralım; Türk Demokrasi Derneği’de dostlarınız arasında mı?.
KATAR İSMİNDEN ALLERJİ DUYANLAR
Uzun yıllar atıl vaziyette kalan Adapazarı Tank Palet Atölyesi yeniden revize edilerek Katar’ın %49 sermaye katılımıyla üretime başlaması karşısında muhaliflerin tamamı Tank Palet fabrikası Katar’a satıldı karalama kampanyasını başlatmışlardı. Ortada fabrika falan da yok. Tank bakım atölyesi, tamirat yapılıyor. Öyle ileri gittiler ki; CHP’li bir milletvekili Türk Ordu’su Katar’a satıldı diye yalan söylemekten de çekinmediler. Başta Milli Savunma Bakanı olmak üzere hükümet yetkilileri olayın gerçeğini anlattılar ama nafile yine bugünlerde Katar adı geçince aynı yalanı söylemekten utanmıyorlar.
Ülkeler arasında üniversitelerde karşılıklı öğrencilerin eğitimi için anlaşmalar yapılır. Türkiye başta Azerbaycan, Pakistan, Türkmenistan, Bosna, Makedonya gibi 11 ülkeyle anlaşma yapmışlar. En son olarak da Katar’lı askeri ve sivil memurları Türkiye’de Tıp, Diş Hekimliği ve sosyal bilim dallarında eğitim görmeleri için anlaşma yapılmış. Vay efendim; bizim gençlerimiz dururken Katar’lı öğrenciler sınavsız Tıp fakültesine gireceklermiş diye T24 haber sitesinde bir haber yayınlanıyor. Cuma günü de sayın Kılıçdaroğlu bu haberi doğru mu, yanlış mı demeden sosyal medyada paylaşıyor. Bir gün sonra haberi yapan site, okuyucularından özür dileyerek haberin yanlış olduğunu açıklıyor. 1.700.000 öğrencinin sınava gireceği günün öncesinde Ana Muhalefet Partisi’nin Başkanı bu yalan haberi paylaşınca; kendinizi sınava giren öğrencilerin yerine koyar mısınız. Türk olacağına Katar’lı olmayı istemez misiniz?. Öğrenci velilerinin çektiği sıkıntıya ne dersiniz. Savunma Bakanı’mız; “Hem gelen öğrenciler Katar Silahlı Kuvvetlerinde görev yapmak üzere eğitim alacak personeli kapsıyor”. Diyerek son noktayı koymasına karşın Kılıçdaroğlu’nun yalan paylaşımı için öğrencilerden özür dilemesi bir yana yalan paylaşımı hala yerli yerinde duruyor. Anlamadığım mesele; her konuda Katar devreye sokulup veryansın ediliyor. Macron’da, Katar yöneticisine Türkiye’ye niye yardım ediyorsunuz diye soruyor, sizin Türkiye düşmanı Macron’dan ne farkınız var söylermisiniz.
KANAL İSTANBUL VE AŞI
2011 yılında Erdoğan seçimlere giderken Kanal İstanbul adı verilen çılgın projeyi kamuoyuna duyurdu. Muhalifler o zaman hiç ses çıkarmadılar zannettiler ki; bir seçim propagandası diye üzerinde durmadılar. O tarihten bu yana yaşadıklarımız yüzünden proje hayata geçirilemedi. Yine o tarihten bu yana Kanal için tüm bilimsel çalışmalar yapılarak en ince detayına kadar araştırıldı. Deprem konusu, tatlı suyun riske girmesi, çevre sorunu gibi aklınıza ne gelirse tüm sorunlar masaya yatırıldı. Cumartesi günü kanal üzerinde yapılacak 6 köprü için ilk temel atma töreni düzenlendi. Bazıları diyor ki; bize sorulmadı. 2011’den bu yana her seçimi, her referandumu kazanan halktan onay alan Erdoğan kime soracaktı. Meselenin esas sahibi halk değil mi?. Gerçi yapılan tüm yatırımlarda CHP zihniyeti hep karşı çıkmıştır. Keban Barajı’ndan tut, köprülere, tünellere, denizaltı geçişlerine, metrolara, havaalanlarına, şehir hastanelerine.. Neden karşı çıkıyorlar diye düşünürken; Alman medya kuruluşu Deutsche Welle ve İngiliz medya kuruluşu BBC, Kanal İstanbul Projesini istemediğini ve dünyaya Kanal İstanbul olmamalı, diye yayın yapıyorlar. Bunlar kim?. Kılıçdaroğlu’nun dostları olsa gerek.
YÜZÜ OLAN KIZARIR
Sağlık Bakanı Koca; “ Yaz döneminde 18 yaş üstü herkes aşılanabilir” dediği için bazı kişiler bakanı linç etmeye kalktılar. Bunlardan bir tanesi CHP İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu’ydu, bakın ne demiş.” Yaz bitiminde bu sözü hatırlatınca yüzü kızarmayacak. Bir hekimin göz göre göre bu derece yalan söyleyebilmesi ağrıma gidiyor. Değermi? Mesleğinden utanmıyorsan kendinden utanır insan..” Ey Kaftancıoğlu, bakan Koca 18 yaş üstüne aşılama işini kısa sürede tamamlayacak. Peki senin yüzün kızaracak mı?. Bakandan özür dileyecek misin? Bir de üstelik siz de hekimsiniz mesleğinizden utanmıyorsanız, kendinizden utanacak mısınız?. Tabii, utanacak yüzünüz varsa?. Kalın Sağlıcakla.