Mehmet AKBACAK


İYİ PARTİ’DE ‘AYKIRI SESE’ SUS DENİLDİ!


  İYİ PARTİ’DE ‘AYKIRI SESE’ SUS DENİLDİ! 2015 seçimlerinden sonra CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, MHP Genel Başkanı olan Devlet Bahçeli’ye Başbakanlık önerdi. CHP ve HDP dışardan destek vereceklerdi. Bahçeli bu teklifi elinin tersiyle itmişti. İşte ne olduysa o zaman oldu. MHP’ye daha önce yapılan operasyona devam kararı alındı. Başta Meral Akşener, Ümit Özdağ, Aydın Koray ve Sinan Ogan olmak üzere MHP’de Bahçeli’ye karşı kongre sürecini başlattılar. Kongrede başarılı olamayınca yeni bir parti kurmak için düğmeye bastılar. Kuruluş aşamasındaki tek gerekçeleri Bahçeli’nin Erdoğan’ın politikalarına karşı yetersiz muhalefetiydi. Yani daha iyi milliyetçilik yapacaklardı. Tabanda uzun yıllar muhalefete alışkın olmayan kadrolar iktidardan vazgeçen Bahçeli’ye ateş püskürdüler. Çukur hendek olaylarında, K.Suriye’de PKK’ya yapılan operasyonlarda ve Fetö’ye karşı politikalarda hükümetin yanında yer aldı. MHP’nin bu tavrı başta ABD olmak üzere küresel güçlerin ve içerdeki uzantılarının hoşuna gitmedi. Daha sonra anlaşıldı. 15 Temmuz Nato-Fetö darbesinde Erdoğan’ı yalnız bırakmak amaçlanmış. Bahçeli oynanan oyunu farkedip darbenin bastırılmasında önemli rol oynadı. Erdoğan’la birlikte Cumhur İttifakı’nı kurarak Türkiye’nin bağımsızlığı konusunda önemli bir adım atılmış oldu. İYİ Parti’nin kurulmasında başı çekenler MHP ve Ülkü Ocaklıların olması tabandaki muhafazakar ve milliyetçi tabanın ilgisini çekmişti. Türkiye’de ilk defa açıkça milletvekili transferi yapılarak İP’nin seçimlere girmesi sağlanmıştı. Kendilerini milliyetçi-ülkücü olarak nitelenen kişilerin bazıları kurulmadan önce, bazıları da kurulduktan kısa bir süre sonra istifa ettiler. Gerekçeleri de; İP’nin Atatürkçü ve milliyetçi diye yola çıkmalarına rağmen, hiç de öyle olmadıklarını gördüklerini ifade ettiler. Hatta Teşkilat Başkanı Koray Aydın; bizi Fetö’cüler karşılıyor diye de hayretini gizlemiyordu. Yerel seçimlerde HDP’yle yapılan gizli ittifakı perdelemek için başta Karaalioğlu olmak üzere Müsavat Dervişoğlu PKK’ya ve HDP’ye veryansın ediyorlardı. HDP’liler ise mecliste açıktan İP’ye bu sıralarda bizim sayemizde oturuyorsunuz diye babalanıyorlardı. Demirtaş’ın kahvaltı önerisine Akşener buyur gel diyerek tuz biber ekiyordu. Velhasıl kelam İP devekuşu misali ne deve ve ne de kuş olabiliyordu. Parti içinde şehitlerin kızkardeşine küfür edenden tutun, Eşcinsel evliliğe evet diyenlere ve Fetö’cü polislerin affedilmesini isteyenlerin içiçe olduğu karmaşık bir yapı karşımızdaydı. 2023 seçimlerine Millet İttifakı altında bir araya gelen 6’lı ittifakın tüm oyları Erdoğan’ı alaşağı edecek düzeyde değil. Bu yüzden yerel seçimlerde olduğu gibi HDP’nin oylarına ihtiyaç var. Kılıçdaroğlu’nun Diyarbakır gezisinde; “Demokrasinin yolu Diyarbakır’dan geçer” sözüne karşılık Yavuz Ağıralioğlu ise; “Evlatlarımızın katiline ’terörist’ diyemeden meşru kamuoyunun dikkate alacağı bir parti olamaz. Biz terörün gölgesinin düştüğü hiçbir yerde olmayız” diyerek pişmiş aşa soğuk su katıyordu. Zaten bazı İP’liler Karaalioğlu’nu  ‘Aykırı çıkışları olan kişi’ diye dışlamaya başlamışlar. En son Akşener’in bir geceyarısı darbesiyle Teşkilat Başkanı olan Koray Aydın’ı siyasi işler adı verilen önemsiz bir yere kaydırırken, daha önce grup başkan vekili, grup sözcüsü ve sonunda Türk Dünyası ve Yurt Dışı Türkler Başkanı olan Yavuz Ağıralioğlu’na yeni divanda görev verilmedi. Akşener’ci gazeteciler derinden bir ohh çekerek Ağıralioğlu’ndan kurtulduklarına sevindiler. Diğer bir sevinen grup da HDP’liler. Akşener sözde partisini merkez sağa oturtmak için bu operasyonu yapmış mış, çok da iyi etmiş. PKK ve HDP konusunda sert söylemlerde bulunanlar tasfiye edilirken milliyetçi ve muhafazakar tabana bunu nasıl anlatacaklar. Amaçları HDP tabanına şirin gözükmek. Yapılan değişikliğin bir nedeni de Çiller’in parti kuracağı söylentileri acaba milliyetçi söylem nedeniyle mesafeli duran eski DYP ve Anap’lı seçmenleri çekmek amacı taşımasın. Soylu’nun 6’lı ittifakın sonuç bildirisini hangi elçiliğe götürdünüz suçlamasından sonra bu operasyonun gerçekleşmesi de manidar gözüküyor. İlerde bunların perde arkasını da  görürüz. TANJU ÖZCAN’IN KULAĞIMI ÇEKİLDİ? Geçenlerde Selahattin Demirtaş’ın fotoğrafını paylaşan işçiyi işten çıkartan Tanju Özcan’ın anlaşılan kulağı çekilmiş ki; “Demirtaş’tan nedense umutluyum. Ona biraz daha farklı bir gözle bakıyorum” diyor. “Öcalan’la ve Kandil’le ters düştüğünü görüyorum. Cezaevinden çıkar çıkmaz ‘örgüt’ silah bıraksın, devlet bunun karşısında bir af çıkarsın ve bu sorunu görüşmek için ilk randevuyu sayın Bahçeli’den istiyorum” demesini bekliyorum demiş. Gazetelerde, TV yayınlarında ben Atatürkçüyüm, Türk Milliyetçisiyim diye yeri göğü inleten Bolu Belediye Başkanı; Demirtaş’ın kim olduğunu bilmiyor mu? Demirtaş’ı HDP’nin başına Öcalan ve Kandil getirmedi mi? Daha Öcalan’ın heykelini dikeceğiz, heykelini diye meydanlarda kim bağırıyordu. 6-8 Ekim olaylarında insanları sokağa çıkarıp başta Yasin Börü olmak üzere 50’yi aşkın kişinin ölümüne neden olmuştu. PKK’lının ailesine taziye ziyaretine gitmeyen milletvekiline soruşturma açarım diyen kim di? Hendek ve çukur eylemlerine açıkça destek veren Demirtaş değil miydi? Bütün bunları bilmesine karşın Tanju Özcan’ın bu tavrını genel politikasıyla nasıl izah edebilirsiniz. İlk yapacağı iş, işten çıkarttığı kadından özür dilemesidir. “Demek ki sen benden önce Demirtaş’tan umutlu olmuşsun”. Kalın Sağlıcakla