Mehmet AKBACAK


İNSANI DİZE GETİREN VİRÜS DOĞA KARŞISINDA ÇARESİZ!


Başlığı okuyunca sanki Koronavirüs pes etmiş zannına kapılabilirsiniz. Keşke pes etse.  ABD ve Avrupa ülkeleri başta olmak üzere son hızıyla devam ediyor. Çarşamba akşamı sayın Koca’yı dinleyince ilk defa bir ohhh çektim. Çünkü istatistikler olumlu yönde seyretmekte. Sayın Koca, ilk  defa Corona kontrol altına alındı ve ölüm oranları içinde en düşük ülkelerden birisi de Türkiye dedi. Tabii buna  sevinmeliyiz. Keşke herkes sevinebilse? Bu konuya aşağı bölümde değineceğim. Yalnız Korona tüm dünyayı kasıp kavururken KYK ilkbahar mevsimi yaşanıyor. Ülkemizin her yöresinde olduğu gibi Düzce’de de bahar açılın ben geliyorum, virüs mirüs dinlemem diyor. Kalıcı Konutlarda taze ot kokularının yarattığı aroma tüm bölgeyi sararken, papatyalar çimenlerde hadi gel varmısın seviyor, sevmiyor oynayalım derken, Erguvanların mavisi sanki gökyüzünü yere indirmiş gibi. Çoktan erik ağaçları gelinliklerini giymişti. Ihlamur ve Dut ağaçları yaprak açmak için sabırsızlanıyorlar. Ağaçlarda saka kuşları cıvıl cıvıl,sabaha karşı bülbüller en güzel şarkılarını söylüyor.Leylekler, kırlangıçlar yuvalarına malzeme taşımanın telaşını yaşıyorlar. Benim gibi 65 yaşın üstündekilerle, 20 yaşın altında olanlar tüm bu uyanışı pencereden seyretmekle yetiniyoruz. Bizim yaş gurubu bugüne kadar epey baharı doyasıya yaşadı gençlerin işi zor. Daha doğrusu baharı ne kadar engelleyebiliriz ki; insanoğlunu dize getiren virüs doğanın canlanmasına ve hayata egemen olmasına engel olamıyor. Anlaşılan virüs de doğanın bir ürünü gibi..Ama ergeç insanoğlu diğerlerini nasıl kontrol altına aldıysa bunu da başaracaktır. Yeter ki; biraz sabırlı olalım. Aşağıda ki dizeleri de salgından sonra yerine getirelim, ne dersiniz.

  • Bir yolun varsa gidilecek sona bırakma!
  • Bir sözün varsa dilden yüreğe hiç susma!
  • Görmen gerekiyorsa birini git yanına.
  • Okşaman gereken bir yürek varsa esirgeme elini.
  • Hayat çok zalim!
  • An gelir, elini, gözünü, yolunu, yüreğini alır senden.
  • O zaman istesende!
  • Dokunamaz, göremez, gidemez, söyleyemez olursun!

Bu dizeleri bir yerde okumuştum, şairin eline yüreğine sağlık.

   NEFRETLE YAŞAYAN NEFRETLE YOK OLUR

 Uzun zamandır bazılarımız bazılarından nefretle söz ederken, nefretle yaklaşmayanlara karşı da acımasızca davranıyorlar. Yakın zamanda NYT’de Türkiye ile ilgili bir haber çıktı. Korona’dan ölenleri sayısı gizleniyor, bilhassa İstanbul’da ölenleri sayısı açıklanandan daha fazla diye. ABD’de yaşayan gazeteci Cüneyt Özdemir; ABD’yle Türkiye’yi kıyaslayınca bu haberin düzmece, daha doğrusu karalamak için yapılmış olduğunu söyledi. Yayına çıkartılan 14 yıldır Newyork’da doktorluk yapan TC vatandaşı aynen şöyle dedi: Newyork’da sağlık sistemi çökmüştür. Paran yoksa ölümle yüz yüzesin, Türkiye’de tedavi ücretsiz, sağlık alt yapısı çok güçlü, dediği için Özdemir’e demediklerini bırakmadılar. Yahu ülkemizin durumunun iyi olması sizi niye rahatsız ediyor. İstanbul’da virüsten ölenler şehir dışına defnedilmediği için sayı geçmiş yıllara göre fazla olduğu için bunu malzeme olarak kullanıyorlar. Adına karşı bile saygı duymayan gazete Cumhuriyetimizin cumhurbaşkanının dağıttığı hediye paketleri ile virüs yayılıyor diye manşetten haber yapmış. Uganda da yönetim bizden daha iyi diyen mi ararsın, 10 günde 1000 kişilik sahra hastanesini belediye yaparken, koskoca devlet 45 günde hastane yapacak diye sözde dalga geçmeler mi?. Hastanenin yolunu yapmayan şahıs usulsüz para toplatmıyorlar diye feryat ederken, ayrı bir devlet gibi davranmaya çalışıyor. ‘Ekmek’ dağıttığı için HDP’linin kelepçeli fotoğrafı servis ediliyor. Toplumsal olaylara nefret duygularıyla yaklaşırsan, yarattığın nefret ortamından sende kurtulamaz, nefret kuyularında yok olur gidersin. Yalnız ülkeye zaman kaybettirirsin. Kervan durmaz yürür yola devam eder. Kalın Sağlıcakla.