Mehmet AKBACAK


HEPTEN ŞAŞIRDILAR SONU HAYROLA!


Enerjisi bu kadar yüksek olan bizim gibi kaç ülke var acaba?. İki ayı aşkın Covid-19’la mücadelemiz hızla devam ederken, kısa süre siyaset alanı sessiz kalmıştı. Bakın ne güzel Corana sayesinde birlikte hareket etmeye başladık diye sevinirken, ortalık toz dumandan görünmüyor. Corona’ya karşı verilen savaşımın Cumhur ittifakına güvenin artması muhalefetin işini zorlaştırdı. Öyle ki; İstanbul’da otobüs seferlerinin azaltılması, otobüslerdeki yolcu yoğunluğunun nedeninin kumpas olduğundan tutunda, hastane yolunun yapılmaması gibi abuk sabuk işler sahneye sürüldü.
         Millet ittifakının küçük ortağı durup dururken Memleket Masası fikrini attıktan sonraHDP’yi PKK’nın yanına konumlandırması, HDP kanadından çok sert açıklama gelmesi, o arada Kılıçdaroğlu’nun 'Davutoğlu ve Babacan’a ödünç milletvekili verebiliriz' açıklaması, bütün bunlar muhalefetin politika üretememesinin sonucudur.Sayın Akşener, HDP’yi yeni mi tanıdı, bir çok seçim bölgesinde ortak çalışma yapılmadı mı?. Hadi bunları geçelim. Mecliste yüzlerine karşı sizi bu koltuklara bizim oylarınızla oturuyorsunuz deyince gıkınız çıkmadı. Bunu da geçelim CHP-HDP birlikteliğine bir nebze olsun ağzınızı açtınız mı? O zaman soralım CHP size göre PKK’nın yanında olan HDP’yle işbirliği yapıyorsa CHP’de PKK’nın yanında konumlanmaz mı?. HDP-İP arasında yaşanan bu tartışmaya CHP yöneticileri tek laf etmezler. Aslında, şunun yanında bunun yanında meselesi değil, pandemimden kazançlı çıkan Cumhur İttifakını nasıl zayıflatırız hamlesiydi. HDP zorluyor, ittifak açık açık yapılsın diyor.İP’nin tabanı kaynıyor, HDP’deki ‘Solcu’ guruplar diken üstünde (Gladyonun Asenası diyorlar)peki ne olacak, yeni kurulan partilerle üçüncü bir ittifak arayışı içinde Akşener, peki Kılıçdaroğlu buna kesinlikle karşı.. Seçimlerden medet ummayanların çıkardığı darbe tartışması da işin tuzu biberi. Muhalefetin önemli bir kısmı darbeye karşı duyarlı, önemli bir kısmı da Erdoğan gitsin nasıl giderse gitsin anlayışında. Buna karşı ben darbeye karşıyım, Erdoğan’ı yedirmem diyen azınlıkları temsilen iki kişi çıkıyor. Normal insanın kabul edemeyeceği argümanlarla sözde darbecilere karşı çıkıyor. Akım derken b.kum demek gbi bir halt işliyorlar. Gerçi taban bu söylemleri desteklemedi. Lakin darbecileri sanki mağdurmuş gibi gösterilmesine neden oldular. Bu halk eğer darbe yapmaya kalkışırlarsa 15 Temmuz’da gösterilen müsamahayı göstermeyecektir. Demokrasi, demokrasi diye olur olmaz yerde kullanan Kılıçdaroğlu; gerçekten demokrasiye inanıyosa darbeci il başkanını çoktan görevden almış olmalıydı. Velhasıl diyeceğim; muhalefet iktidara karşı politika üretemediği için olmadık işlere bulaşıyor. Bu hem kendi seçmemenine, hem de ülke demokrasisine zarar veriyor.Bizim oralarda bir söz vardır. Geri geri dalan şaşkın ördek misali sonları hayırlı olur diyelim.         
                                                       SİYASETTE MAYIS AYI ÖNEMLİDİR
          Türkiye siyasetinde mayıs ayı yaşanan olaylar nedeniyle ilginç bir aydır. 16 Mayıs 1919 günü Mustafa Kemal başkanlığında 48 kişiyle, Samsun’a devlet tarafından tam yetkili olarak görevlendirilip, 19  Mayıs’da Samsun’a çıkarak Anadolu’da bağımsızlık mücadelesini başlatmıştır. Bizlere yıllarca bu konu o günkü yönetimin dışındaymış gibi gösterildi. Halbuki o yetki verilmeseydi yapılacak bir şey olamazdı. Bunu söylerken Mustafa Kemal’i küçültmek istediğimi, buna karşılık Vahdettin’i yücelttiğimi söyleyecek olanlar olabilir. Ben bunu söylerken tarihi belgelerden yola çıkarak söylüyorum. İlk defa öğrendiğim bir  konuyu da paylaşmak isterim. Devrin genel kurmay başkanı Fevzi Çakmak 27 Nisan’da Ankara’ya gönderiliyor. Bütün milletvekilleri garda karşılıyor. Meclisteki konuşmasında Milli Mücadeleye katılmak için gönderildiğimi, padişahın destek mesajlarını ilettiğinde meclisde alkışlanıyor. Bu ülkeye yararı dokunan herkese müteşekkiriz. Siyasette neler olacağını kişilerin belirlemesi önemlidir, lakin o günün şartları da göz ardı edilemez. Aslında tarihi vesikalar aydınlığa çıkartılsa neyin ne olduğu netleşecektir. Mustafa Kemal Atatürk ismi bazı bezirganların kullanmasına izin verilmeyecektir. Daha geçen gün eski bir milletvekilinin attığı mesaja bakın. Kemalizm’e açıkca küfreden kişiyi  ölüm yıldönümünde anıyor. Mustafa Kemal’e kefere diyen adam Mustafa Kemal’in kurucusu olduğu partinin genel başkan yardımcısı, kitaplarını 2500 TL'den satan adam kaçak villasını denize kadar yürütüyor. Ne biçim Atatürk’ü sevmek, yeter artık bırakın bu bezirganlığı.. Hem kurucumuz Atatürk diyeceksin, hem de ülkeye düşmanlık yapan bir takım örgütlerle hamhal olacaksın. Bu ikiyüzlülük nereye kadar devam edecek.
        14 Mayıs 1960 “Yeter Artık Söz Milletindir” diyen halkın ilk defa yöneticilerini seçtiği gündür. Bir bakıma demokrasinin ilk zafer günlerinden birisidir. 27 Mayıs 1960 'yeter söz milletindir' diyenleri zorla iktidardan indirip Başbakan ve iki bakanın idam edildiği darbenin yapıldığı demokarsimizin kara günüdür.
       6 Mayıs 1972 12Mart’a giden süreçte yaşanan gençlik hareketlerini gerekçe göstererek Denizlerin idamının yaşandığı gündür. Bu da demokrasi tarihimizin kara günüdür. Derlerki Mendereslere karşı 3'e 3 diye bir söylenti çıkarmışlardı o zamanlar, halbuki CHP’li milletvekilleri oy vermese idamlar yaşanmayacaktı. Ondan sonra diyorlar ki; kutuplaşma var. Sen toplumun seçtiği, sevdiği kişileri nahak yere katledip toplumu bıçak gibi ortadan ikiye bölersen kutuplaşmayı başlatırsın.


Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.