ERDOĞAN VARKEN BİDEN’A KIZILIRMI?
Her yıl ABD Kongresi’nin veya ABD Başkanı’nın 24 Nisan’da Ermeni olaylarıyla ilgili ne diyeceği merakla beklenirdi. Yalnız bu yıl durum değişti. Sözde stratejik müttefik olarak adlandırdığımız ABD ile son 8 yıl boyunca ilişkilerimiz hiç de müttefikliğe sığacak cinsten değildi. Gerçi tarihte bir çok kereler krizler yaşandı ama genellikle kısa sürede çözülen cinstendi. Daha doğrusu Türkiye bir bakıma uzlaşarak sorunu atlatıyordu. Yalnız 2015’den bu yana kendi çıkarlarımıza öncelik tanıyınca, haliyle ABD’nin çıkarlarına çomak sokmuş oluyorduk. ABD bizi kontrol edilemez müttefik halinde görmeye başladı. Gezi Kalkışması, 17-25 Aralık emniyet-yargı operasyonu, 15 Temmuz darbesinde yaşadıklarımızın tamamının ardında bu güç yer alıyordu. O nedenle 24 Nisan’da Ermeni soykırımı yapıldı denmesinde şaşılacak bir durum söz konusu değildi.
Evet 24 Nisan’da cihan harbinin en ateşli günlerinde cephe gerisini sağlama alma amacıyla Ermeni nüfusunun yer değiştirmesi söz konusu olmuş. Tabii bu arada istenmeyen olaylar da yaşanmış. Erdoğan daha önceki yıllarda yayınladığı açıklamalarda Ermenilerin acılarını paylaştığını ifade etmişti. Bunun adına soykırım demek tarihsel gerçekliğe ne kadar uyar, onu da tarihçilere ve hukukçulara sormak gerekir. Çünkü siyasetçiler bunu rahatlıkla kendi çıkarları için manipüle edebilirler. Biden’da bunu son koz olarak kullandı. Akrep misali güvenilecek bir yapıya sahip olmadığını biliyoruz.
BİDEN’İN DOSTLARI
Biden yapacağını yaptı, fakat Biden’in içerdeki dostlarına ne dersiniz. İsterseniz üstlerindeki perdeyi biraz aralayalım. Bir tanesi ister beğen ister beğenme ‘mertçe’ soykırım var dedi ve Türkiye’yi yüzleşsin diye de küstahlığını yapmaktan geri durmadı. Ana muhalefet lideri olan zat bakın; “ Türkiye’nin izlediği yanlış dış politikanın Türkiye’ye maliyet olarak yansımasıdır. Neden şimdi? Bu soru önemli. Asıl sorulması gereken soru bu. Biden’e kızmanın bir alemi yok. O kendisi içi politikanın gereğini yapıyor” diyor. Bu açıklamayı okuyunca apışıp kaldım. Kardeşim sen Biden’in siyasi danışmanı mısın, yoksa başka ülkenin STK temsilcisi misin. Ne demek Biden’e kızmayın, Erdoğan’a kızın. Hepten şaşırdın, lütfen birileri konuşurken dürtsün ‘Başkan ne diyorsun biraz dikkat diye’.
Akşener hanımefendi ise; “Telefon görüşmesinde bu niyet işitildiğinde, ahizenin yüzüne kapatılması gerektiğini söylüyor. Nato zirvesinde görüşülmesinden dolayı, iktidarın bu densiz ve dengesiz ilişkideki acizliğinin ifşasından başka bir şey değildir” diyor. Diğerleri de, küçük düşürüldüğümüzü, kongredeki dostlarımızın kalmadığından dert yanıyorlar. Erdoğan Biden’a gereken cevabı vererek Haziran’daki Nato toplantısında yüzyüze aramızdaki konuları görüşürüz diyor. Vay sen misin bunu diyen? Zaten senin dış politikan yüzünden soykırım dedi, tırstın ve buna benzer suçlamalar. Varolasın Biden, biz yıllardır bu muhalefetin yerli ve milli olmadığını söyler dururduk, senin sayende bizim muhalefet sana çalışıyormuş ortaya çıkıverdi. Durun daha bitmedi, CHP İstanbul il Başkanı, milletvekilleri ve gizli ittifakı olan HDP’ye soykırım var dedikleri için tek kelime etmediler. Erdoğan kükremedi minnoş oldu diye seviyesiz saldıran Akşener, söze gelince Türk milliyetçiliğini kimseye bırakmazken HDP’ye ve diğerlerine neden bir şey diyemiyor. Allah bilir Biden’e haber gönderip, siz bizim dediklerimize aldırmayın. Başka türlü Erdoğan’a saldıramazdık demişlerdir. Peki dış politikadaki başarısızlıklar nelermiş.
- Suriye’nin kuzeyinde oluşturulacak garnizon Kürt devletine engel olmak.
- Doğu Akdeniz’de Mavi Vatan’a sahip olmak.
- Libya’da BM’lerin resmen tanıdığı hükümetle işbirliği yapmak.
- Ermenistan’ın işgal ettiği Karabağ’dan çıkartılması için Azerbaycan’a yardım etmek.
- Binlerce ton silah ve mühimmat verdiği ABD’nin güneyimizdeki PKK’ya operasyonlar yapmak.
Bunlar mı dış politikada yapılan hatalar. ABD penceresinden bakarsan yanlış tabii. Sizin kimin penceresinden baktığınız önemli. O günlerde ‘EY Amerika’ diye bağıran Erdoğan’ı eleştirirken, siz niye tırsıyordunuz.
İMAMOĞLU- TEVFİK GÖKSU
İki gece üst üste ekrana çıktılar. Kamuoyu kendi kararını verecektir. Benim görüşüm, İmamoğlu tedirgin, konularına hakim olamayan, daha soru sorulmadan gazetecileri susturan, kibirli, agresif ve üstten bakışlı tavırları göze çarpıyordu. Hatta İBB’nin meclisinde çoğunlukta bulunan grubun başkanı olan Mehmet Tevfik Göksu için benim muhatabım değil diyerek hepten kibrin doruğuna çıkıverdi. Ayrıca gazeteci Nagihan Alçı’nın soru sormasına engel olurken, rakibi gibi görmesi de hoş değildi. Söyler misiniz her oturumda kimseye söz söyletmeyen İsmail Saymaz patronunun yanında oturan sözleşmeli personel gibi ağzını açmamasına ne dersiniz. Sizinle aynı görüşteyim diyen gazeteci Nihal Bengisu Karaca’nın soru sormasını bile engellemeye kalktı.
Ertesi akşam İBB AK Parti Meclis Grubu Başkanı aynı zamanda Esenler belediye başkanı olan Mehmet Tevfik Göksu, gazetecilerin tüm sorularını açıklıkla cevapladı. Hatta İmamoğlu’na korkularından soru sormaktan çekinen gazeteciler bir sorunun cevabını almadan diğer soruları peşpeşe sordular. Hiçbirisi de cevaplardan tatmin olmadıklarını ne sözle, ne mimiklerle belirtmediler. Yalnız bir şeyi açıklıkla söylemek istiyorum. İmamoğlu’nun tüm verdiği rakamların hepsi doğru çıkmadı. Örnek; 75 bin üniversite öğrencilerine bütçe burs vereceğini vaat eden İmamoğlu bugün 37 bin öğrenciye burs veriyor. Kanal İstanbul konusunda ileri sürdüğü deprem riski, içme suyu riski, şehir trafiği gibi konulardaki tezlerini teker teker çürüttüğünü videoları seyrederseniz siz de bana katılacaksınız. Bizim oralarda bir söz vardır. ‘Sıçan olmadan kendirük kesmeye kalkma’ diye.. Sen önce Belediye başkanlığını doğru düzgün yap, ondan sonra Cumhurbaşkanlığına oyna sevgili İmamoğlu. Kalın Sağlıcakla.
