Dünya kamuoyu Afganistan’daki siyasi gelişmeleri konuşuyor.1919’da bağımsızlığını kazandıktan sonra 50 yıl monarşi ile yönetildikten sonra. 1978 Cumhuriyet kuruluyor, 1979’da da Sovyet işgali 1989’a kadar devam ediyor.1996 yılından itibaren 5 yıl Taliban tarafından yönetiliyor. Sovyet işgaline karşı ABD, AB ve S.Arabistan’la Körfez ülkeleri Afganlı direnişçileri her yönden desteklediler. Taliban’la El-Kaide adı verilen radikal örgütler ülkenin kontrolünü ele geçirdiler. Daha doğrusu Taliban ve El- Kaide ABD ve Batı dünyasının eseridir.
2001 yılında meydana gelen İkiz Kuleler saldırısını bahane eden ABD Afganistan’ı işgal etti. 20 yıla yakın ülkeyi ABD yanlısı Afgan hükümeti yönetti. Gerçi ülkenin bir bölümünde Taliban etkiliydi.
300 bin kişilik Afgan ordusunu ABD’liler eğittiler. Lakin ABD’nin yeni politikasıyla Afganistan’dan çekilme kararı alması hem Cumhurbaşkanı ve hem de ordu güçleri yapayalnız kalıverdiler. Bazıları diyor ki; 300 bin ordu, 150 bin polis gücü neden karşı koymadı, olacak iş mi?. Eğer bir ülkenin güvenlik güçleri milli hasletlere dayanmıyorsa arkasında ABD bile olsa savaşma gücünü kazanamaz. Kısa sürede Taliban tüm Afganistan’ı kontrol altına alıverdi.
İşin en acıklı ve trajedik yanı ABD’nin hizmetine girmiş Afganlılar hava alanında uçaklara saldırdılar. Hatta bazıları uçağın kanatlarına yapışarak, bazıları da tekerlekler arasına sıkışarak canlarını kurtarmak için olmadık hamlelerle canlarını maalesef yitirdiler. Oysa bazı uçakların yolcuları polis köpekleriydi. Ey ABD ve Batı hayranları iş zora gelince bu sömürgeci zihniyet sahipleri kendilerine köpeklik edenlere el uzatmazken kendi köpeklerini daha önemli görürler. İşte her zaman böyle olmuştur. Vietnam’da, Küba’da, Türkiye’de ABD’yle işbirliği yapanlar işleri bozulunca kaçacak delik ararlar. Afganistan’dan kaçanları Taliban’ın zulmünden kaçıyorlar diye işbirlikçiliklerini gizlemeye çalışıyorlar. Gerçi Taliban’ın da savunulacak tarafı yok. Lakin Afganistan sosyolojisinin ürettiği yapı bu, demokrasi, insan hakları, kadın hakları bu toplumdan çok uzak kavramlar. 50 yıl monarşiyle, 40 yılda işgal altında yaşayan toplumun bu kavramlarla uzaktan yakından ilgisi olmamış. Bu toplumlar demokrasi öncesi toplumlar ne yazık ki..
Biden iktidara gelmeden önce seçim konuşmalarında Erdoğan’ı artık askeri darbelerle değil, muhalefeti destekleyerek düşüreceğiz diye demeçler veriyordu. Seçimi kazanır kazanmaz daha yemin etmeden bizim muhalif başı tebrik mektubunu geciktirmedi. Hatta ne zaman Erdoğan’a saldıracak diye merakla beklemeye başladılar. Bir yandan Fetö’cüler, bir yandan PKK ve siyasi uzantılarıyla, velhasılı kelam tüm muhalif dostlarda bir heyacan, bir sevinç sormayın gitsin gırla gidiyordu. PKK’nın siyasi uzantısı son günlerde demokrasi, özgürlük kavramlarını dilinden düşürmediler, hatta bizi yok sayarsanız haliniz nice olur diye tehdit bile ettiler.
Gazeteciler Kılıçdaroğlu’na; Biden’dan ne istersiniz diye sorunca; “ABD başkanı Biden’dan Türkiye’deki demokrasi hareketlerine destek vermelerini istiyoruz. Ayrıca AB liderlerinin de desteklemesini istiyoruz” diye cevap verdi. Bir zamanlarda Kobani’de Devrim oldu diye, bizim aklı evvel ‘Solcularımız’ kendilerinden geçiyordu. ABD Irak’ta, hem de Suriye’de demokrasi getireceğim diye işgal etmeye kalkışınca milyonlarca insanın katline ve ülkelerinden göç etmelerine neden oldu. Bugün de Afganistan’da yaşananlar o ülkelerden farklı değil. Bakalım gelecekte neler yaşanacak, açıklamalara bakılırsa Taliban’a karşı direniş başlatılacakmış. ABD işler sarpa sararsa yine müdahale ederiz diye gözdağı veriyor.
ABD’den ve AB’den demokrasi yardımı isteyen Kılıçdaroğlu ve dostları gözünüzü açın yardım istediğiniz ülkeler nerede demokrasi ve özgürlük getirmişler, bir tane örnek gösterin. Kafanızı devekuşu gibi kumdan çıkartın artık.
Milyonlarca Afganlı göçmen sınırlarımızdan girdi diye yalan söyleyenlere hem Hulusi Akar ve hem de Cumhurbaşkanımız Erdoğan cevap verdiler.
Hatta daha da ileri giderek Biden’la Erdoğan mülteci konusunda anlaştılar diye iftira atmaktan geri durmadılar. En son ABD Dışişleri Bakanlığı böyle bir gizli görüşme yapılmamıştır diye açıklama yaptı. Bu durumu bir fıkrayla anlatayım. “Görme özürlü iki kişi yaprak sarması yiyorlarmış. Bir tanesi öbürüne çıkışmış; niye dolmaları iki iki yiyorsun deyince, öbürü nerden çıkardın arkadaş, ben tek tek yiyorum deyince, öbürü ya demiş ben üç üç yiyorum da seni de en az iki yersin diye düşündüm” demiş. Kalın Sağlıcakla.
