ATATÜRK HEYKELLERİNE YAPILAN SALDIRININ ARKA PLANI!
1950’de DP iktidara geldikten sonra Ticani olarak isimlendirilen gruplarca Atatürk büstlerine, heykellerine saldırılar artmaya başladı. Saldırıları ‘gerici, yobaz, şeriat yanlısı’ kişilerin yaptığını gazeteler birinci sayfalarında haber olarak verirler, bazı derneklerde olayı protesto etmek maksadıyla mütedeyyin insanlara saldırırlardı. Yanlış anlaşılmasın saldırı fiziksel anlamında olmamasına rağmen, muhafazakarlar bayağı hırpalanırdı. Böylece kamuoyunun dikkati bu konuya odaklanır, gündemdeki tartışılması gereken konu kaynayıp giderdi.
3.Şubat günü gece yarısı Samsun’da ki Onur Anıtı iki kişi tarafından ayaklarına halat geçirilerek yıkma girişiminde bulunmuşlar, yıkamayınca kaçmışlar. Gerçi kısa sürede kuzen olan kişiler yakalanmış, bu kişilerin 6 farklı suçtan çok sayıda kayıtları olduğu tesbit edilmiş. Hem Samsun’da ve hem de yurt çapında tepkilerin çığ gibi büyüdüğü görüldü. Son zamanlarda emperyal devletlerin ülkemizin iç işlerine burunlarıyla değil gövdeleriyle müdahale etmeleri karşısında bu tepkiler bir nevi cevap olarak telakki edilmelidir.
İngiltere ve ABD Büyükelçileri’nin İBB ziyaretleri eniştem beni niye öptü misali karşılandı. Biden’ın dostlarımız diye nitelendirdikleri partilere açıkça destek vermesi kamuoyunda hoş karşılanmamıştır. İşte bu saldırı iki sarhoş tarafından değil de, iki ‘Şeriat’çı tarafından yapılsaydı bak o zaman gümbürtüye… Ama yine de samimi Atatürkçüler; “ Daha heykelini yıkamadığınız adamın fikirlerini nasıl yıkacaksınız onu merak ediyorum” paylaşımlarıyla Atatürk’e sahip çıkan paylaşımlarını görmekteyiz. Çeşitli illerden gece nöbeti tutmak için Samsun’a geldikleri görülmekte. Yalnız bu arkadaşlara Atatürk’ü siyaset alanında kullanarak gerçek Atatürk düşmanlarını göstermek isterim.
* 6-8 Ekim olaylarında Van Aşkale’de Atatürk heykelini ve onlarca okul bahçelerindeki Atatürk büstlerini yakan PKK’lıları sokağa çağıran kişiyi destekleyenlere neden tepki göstermediler.
* Atatürk’ün baş komutanı olduğu ordumuza “PKK sizi tükrüğüyle boğar” diyen milletvekiline ses çıkardıklarını işittiniz mi?.
* Mustafa Kemal’in Askerleriyiz diyenlere; “Mustafa Kemal’in itleriniz diyen” milletvekiline ne dediler duydunuz mu?.
* Mustafa Kemal’in Askerleri sözünü şoven bulup, yasadışı örgüt liderine “Komutana Selam” diyen İl Başkanınızın kulağını çektiniz mi?.
Esas olan heykele saldıranlara karşı çıkalım ona sözüm yok.. Lakin Mustafa Kemal Atatürk’ün Bağımsızlık özünü boşaltıp, salt taştan yapılmış heykeline yoğunlaşırsanız, işte o zaman Mustafa Kemal’i yıkmış olursunuz. Samimi Atatürkçülere sesleniyorum. Gerçekten hesapsız, kitapsız ölesiye seven dost ve arkadaşlarım var sözüm onlara.. Yoksa Kenan Evren’de Atatürkçüyüm diyordu, Fetö’de Atatürkçüyüm diyordu, kasetle işbaşına gelip Atatürk düşmanlarını partiye dolduran, Atatürk karşıtlarıyla ittifak için takla atan adam da Atatürk’çüyüm diyor.
Günümüzün Atatürk’çüsü; Bağımsızlıktan yana, Bölücülük karşıtı, Toplumun maddi ve manevi değerlerine saygı duyan, gelir dağılımının adaletsizliğine karşı çıkan bölgesinde sevilen, sayılan, itibar gören Türkiye sevdalısı olmalıdır. Gerisi faso fisodur.
Artık Atatürk’çü olmak için Sözcü, Cumhuriyet, TELE 1, HALK TV’nin kalıpları örnek alınamaz. Bunlar Atatürk tacirleri aman dikkat..
NEFRET İNSANI, İNSANLIKTAN ÇIKARIR
Cumhurbaşkanımız ve eşinin Coranavirüse yakalanması nedeniyle hem içerden ve hem de dışardan binlerce insanın geçmiş olsun dilekleri karşısında Türkiye ilk defa bahar havası yaşamış oldu. Bay Kemal yerini Kemal beye bıraktı, diktatör yerini Cumhurbaşkanına bıraktı. Umarım bu hava siyasi alanda da devam eder. Yunanistan Başbakanı dahi geçmiş olsun mesajını gönderdi. Buna karşılık toplumun büyük çoğunluğunun canını sıkan birkaç mesaja değinmek istiyorum.
Türkiye’yi milli formayla temsil eden yüzücünün helva mesajı, HDP’li Hüda Kaya’nın ‘Geçmiş Olmasın’ mesajıyla CHP’li Aykut Erdoğdu’nun ‘ Bu güzel memleketi seviyor görünenlerden kurtarmak gerekir’ mesajı çürümüşlüğün ne boyutta olduğunu göstermektedir. Bunlar bu toprağın insanları olamazlar. Düşmanın bile olsa hastalanmasına, ölmesine sevinmez. Ne derler; “ Allah düşmanıma bile göstermesin.” Bunlardan düşman bile olmaz, düşmanında namuslusu ve ahlaklısı vardır. Bunlarda bu vasıflar hak getire. Kalın Sağlıcakla.