Ahmet Ali CANBAZ

Tarih: 20.09.2023 21:26

ALTIN - GÜMÜŞ ve Z - KUŞAKLAR

Facebook Twitter Linked-in

ALTIN - GÜMÜŞ ve Z - KUŞAKLARI

Biz iki arada bir derede geçiş döneminde yaşamış 20. ve 21. yüzyıl arasında köprü olmuş nesilleriz. Aynı zamanda bir yarımız1950'li yıllardan gelirken, diğer yarımızla 2020'li yılların, hızla teknolojinin baş döndüren gelişmelerinin içinde kendimizi bulmuşuz..

Bizden önceki kuşaklar o kadar çok Harpler, savaşlar, ekonomik sıkıntılar yaşamışlar'ki, çoğu evinden parkından, vatanından, canından olmuş, yuvalar parçalanmış. Pek rahat yüzü görmemişler ve davalarından da asla taviz vermemişlerdir.

Devasa zor hayat şartlarına rağmen yılmamış, yıkılmamış, Her şeyin insan gücüyle yapıldığı dönemlerde, ekmişler, biçmişler bizleri de dini, milli yetiştirmişlerdir....

Onlar Halka hizmeti, Hakka hizmet bilerek yaşamış kutlu ve mutlu büyüklerimizdi.

Bizim örnek aldığımız, bizi yetiştiren nesillerin altına toprak konmuş, ayağına lastik ayakkabı, sırtına bin yamalı ceket giydirilerek, arpa ekmeğiyle yetişmiş baba ve dedelerimizdi..

İşte biz doğru dürüst bir fotografları bile bulunmayan, ömürleri cephelerde geçmiş dede ve babalarımızın, çoğu okuma yazma bilmeseler de, hepsi iki üniversite bitirmiş gibi kültürlü nesillerin devamı olan son halkasıyız...

Ne yazık'ki bizden önceki dede, baba ve geçmişin manevî güzelliklerini, dini, milli aile yapısıyla alakalı değerleri, öncekilerden aldığımız mirası, 50 - 80 arası (biz orta nesil) gelecek bugünkü nesillere "son Kuşak" (Z) kuşağına tam aktarmayı başaramadık..

Bizden önceki nesillerde ve bizlerde internet sosyal medya diye bir şeyler yoktu. Ve hayat bütün yönleriyle hareketli yaşanırdı.

Cep telefonları olmadığı için, sohbetler yüz yüze yapılır, davetiyelerin ayağa gidilerek iletildiği yıllardı.

Ziyaretlerin dışardan gelenlerin ayrı bir yeri ve özelliği vardı. Özlerdik, severdik canı gönülden sarmaş dolaş olur, bazende tüm hissiyatımızı mektuplara dökerdik..

Hayatın anlamını, manasını, mahalle kültürü içinde büyüklerin Engin nasihat ve tecrübelerinden öğrendik. Şimdiki gençlerin maruz kaldığı deprasyonlar, kişilik bozuklukları, trip'ler o zamanlar pek yaşanmazdı..

Kendi oyuncağımızı çoğu zaman kendimiz yapar, söküğümüzü kendimiz dikerdik. Böylece bir çok beceri ve el alışkanlığı kazanmış olurduk. Simdi'ki gibi marka takıntımız, gösteriş, caka gibi ayıp sayılan havamız da yoktu...

Cumartesi bile okula gider ev işleri, ahır, bağ, bahçe, tarla işlerine de vaktimiz olur, yemek yapmayı da bilirdik. Hafta sonları ve uzun kış gecelerinde beş taş, saklambaç, topaç çevirmek gibi oyunlar, bazende kendi aramızda kale maçlar yapardık.

O zamanlar çamaşır makinalarımız yoktu, ama herkes tertemiz giyinir, tertemiz gezerdi. Çamaşırlar bahçelerde veya çay kenarlarında kurulan kazanlarda kaynayan suda kil, Arap sabunu gibi basit şeylerle yıkanırdı.

Google - sosyal medya yoktu. Amma, bize faydalı bilgilere canlı, bilge, insanlardan, öz kaynaklardan ulaşır, ansiklopedik bilgilerden görerek, okuyarak, dinleyerek, yazarak, sorarak sahip olurduk. Her müslüman için gerekli dini ilmihal bilgilerini hepimiz mutlaka öğrenir, yaşardık.

Gençler bize iyi bakın;

Bizler ve öncekiler çok sıkıntılar, darbeler, saldırılar, maddi manevi acılar çektik. İmtihan dedik, kader dedik, memleket, vatan dedik.. Eksiğimiz olsa da bayrağı bugünlere taşımayı başardık.

Yılmadık, yıkılmadık, kimseyi satmadık, ihanet gördük ama ihanet etmedik. Arkadaş, dost sırrına sadık kaldık. Dini, millî değerler için gerekirse ölmeyi, vefayı, sadakatı bildik...

Biz o nedenle geçmişten gelen, "Altın hükmündeki bir daha üretimi olmayan, süresi dolmak üzere olan bu kıymet zincirinin son Gümüş halkasıyız.."

Biz bu kuşakların, zor şartlarda yaşarken öğrendiğimiz bilgiler ve kaybederken edindiğimiz tecrübeler, size miras olarak bırakacağımız en büyük servetimizdir.…

Biz orta nesiller, yakın tarihimizin en son canlı kaynak kişileriyiz. Her birimiz büyük kütüphaneyi andıran, yakın tarihe ışık tutan, ansiklopedik tarihi kitapları hükmündeyiz..

"Yani bizim bu nesil, tam bir müzelik ve antika bir nesildir."

Gençler! Biz nerede hata yaptık?

Bizim eksikliğimiz, "biz kara tahtadan bilgisayara geçiş döneminde" o çelik yumruk ecdadın, biraz şımarmış, ipin ucunu biraz gevşek tutmuş, orta halkası evlatlarıyız..

*Bu gün "son kuşaklar" (Z) kuşağı olarak (bir kısmı) çalışmadan, okumadan, ter dökmeden, helal, haram gözetmeden, hazıra konmayı düşünerek yetişmişseniz?...

*15-17 lik kınalı kuzuların Çanakkale de vatan savunmasına koşup şehit olduğu yaşta, sizler ülkesini geçmişte istilâ eden, ecnebi devletlere kaçmayı düşünüyorsanız ?..

*Edep, haya konularında ar damarı çatlamış kareler yaşanıyorsa?

*Dini, milli meselelerde zayıflık, neme lazımcılık, vurdum duymazlık varsa?

"Bugün'kü gençliğin (bir kısmının) içinde bulunduğu bu çıkmazlar, onların "sucu değil, bizim suçumuz, bizlerin eksiğimizdir.."

Biz sizlere sahip çıkamadık. Sizi doktor, avukat, öğretmen, üniversite bitirmiş olarak okuttuk. Amma velakin; Özüne, dinine, milletine uygun yetiştiremedik.!

Size "okuyun diploma, makam sahibi olun dedik. Amma; size adam olun demeyi unuttuk "..

"Biz neyi ekmişsek onu aldık, sizde birgün mutlaka ne ekerseniz onu biceceksiniz.."

Ama her şeye rağmen Ümit varız; istikbalde bu gençlik özünü bulacak, "ilim'le, bilim'i" harmanlayıp, geçmişten de dersler çıkararak, özlenen dünyayı yeniden inşa edeceklerdir. İnşallah..

Ahmet Ali Canbaz 20/09/2023

 

 

 

 

 

 


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —