Mehmet AKBACAK


ACZMENDİLER YERİNİ FURKANCILARA BIRAKTI!


ACZMENDİLER YERİNİ FURKANCILARA BIRAKTI! 21 Mart günü Adana’nın en işlek caddesinde 1000-2000 kişi izinsiz yürüyüş yapmak istemişler. Valilik yürüyüşe izin vermemiş, açıklama yaparak dağılmalarını istemiş. Yürüyüş yapmalarının gerekçesi ise; tutuklu yargılanan 8 Furkan’cı üyesinin serbest bırakılmasını istemeleri. Açıklama ve yürüyüş yapma hakkınız olabilir. O gün PKK’nın siyasi temsilcisinin organize ettiği bir miting söz konusu bu nedenle Adana’nın en işlek caddesindeki yürüyüşe izin verilmemiş. Bu nedenle polislerle itiş kakışlar meydana gelmiş, polis göstericilere karşı orantısız güç kullanmış. Hatta pasif hale getirilen kadın göstericiler acımadan coplanmış. Polisin bu davranışı başta İçişleri Bakanı Soylu başta olmak üzere bir çok kişi tepki göstermiş. Olayın hemen ardından; “ Tüm tahrik, hakaret ve istismara rağmen orantısız güç uygulamak, bizim yöntemimiz olmamalı” diyerek polisler hakkında gerekli soruşturmanın başlatıldığını açıklamıştır. Maalesef bazen emniyet güçleri soğukkanlılığını davranamıyorlar. Haliyle fatura hükümete çıkarılıyor. Yaşanan sanki siyasal bir olaymış gibi muhafazakar kesimi tahrik ederek hükümeti ‘Müslüman’lara karşı saldırıya  geçti algısı yaratmaya çalışmaya koyuldular. Kılıçdaroğlu; “Cumhuriyet tarihinde ilk kez başörtülü kadınlar bu kadar ağır bir zulümle karşı karşıya kalmadılar” diyor. Akşener ise; “Meğerse, başörtülü olmak, dindar olmak, Müslüman olmak Sayın Erdoğan’ın bacısı olmak için yeterli değilmiş” dedi. Bu olayı medyada kim seyrederse seyretsin vicdanı olan, merhamet duygusu olan daha doğrusu insan olan onaylamaz, hatta en sert tepkiyi gösterir. Lakin bizler balık hafızalı değiliz, 28 Şubat’ta kızların saçlarını sürükleyerek okuldan dışarı atılmalarını yaşamadık, milletvekili olduğu halde meclisten kadını kovalamadık, sokaklarda bu insanlar coplanmadı, ‘Şeriatçılar, yobazlar, geri kafalılar’ diye hakaret edilmediler, tabii biz bunları unuttuk zannediyorsunuz. Dün karşı çıkmayıp alkışlarken, bugün sırf Erdoğan’a zarar verir düşüncesiyle başörtülü kadınları öne sürerek istismar etmeye utanmıyor musunuz? 15 Temmuz gecesi tankların altında ezilirken, kurşunların hedefi olurken başörtülü kadınları görmezden gelip, kahvesini yudumlayanlar samimi değillerdir. Bu unutulmadı, unutturmayacağız. ACZMENDİLER NERDE? 28 Şubat’ta ‘Şeriat’ geliyor korkusu yaratmak için Aczmendi denilen 50-60 kişi ellerinde uzun sopalarla, uzun sakallarıyla, cüppeleriyle Ankara’ya doğru yola çıktıklarında o günün medyası saatlerce bu hilkat garibelerini göstererek insanları korkuturdu. Şimdi artık ‘Şeriat’ı bırak, korkusu bile ortadan kalkınca  Erdoğan karşıtıymış gibi gösterilen sözde muhalif ‘Müslüman’ gruplara bile tahammül edilmiyor demek için Furkancılar adı verilen operasyonel örgüt devreye sokuldu. Pandemi sırasında Teravih namazı kılacağız, bayram namazı kılacağız gerekçesiyle sokağa çıkma yasağını delmeleri, polise saldırmaları birer provakasyondu. Paylaşımlarına bakıyoruz, bir yandan PKK’yı, diğer yandan Fetö’yü destekleyen mesajlarını görüyoruz. “Erdoğan’ın kalemi kırıldı,15 Temmuz hayırlı olsun, PKK’ya bu kadar saldırı niye yapılıyor diyen adam tam bir görev adamı… Bu gün Aczmendi yok, size Furkancılar verelim diyorlar. Düne kadar dindarlara ‘Şeriatçı’lar diyen azılı 28 Şubat’çı yazar Furkancıları, Erdoğan’a muhalif İslamcı guruplar diye sınıflandırıyor. Millet İttifakı’nın sözde muhafazakarları da Furkancılara sahip çıkarak tabandaki dindar kesimden oy çalmaya kalkışıyorlar. Yıllarca dindar, muhafazakar diye destek verdikleri yapının CİA’nın aparatı olduğunu gördüler. Türkiye’de gerçek dindarlarla sahtelerinin, gerçek milliyetçilerle Nato milliyetçilerin, gerçek yurtsever demokrat solcularla, küresel solcuların ayrıştığı dönemi yaşıyoruz. Dünyadaki ve ülkemizde ki yaşanan olaylar bu süreci hızlandırıyor. Ne kadar gizlenirse gizlensinler elin oğlu seni afişe ediyor. Geçen yazımda da bahsettim. Nato’nun izinden çıkmayalım, S-400’leri geri verelim dediler mi, dediler. Bu iki cümle bunların ne olduğunu göstermeye yetmez mi? SEN NE İŞ YAPARSIN TEMA İstanbul’da 112 çınar ağacının kesilmesine tepki göstermeyen Tema Vakfı’nın bu ilk vukuatı değil. Koç Üniversitesi yapılırken boğazdaki ormanlık alanı yok edilirken de seslerini çıkarmadılar. KİA’nın Düzce’de otomobil fabrikası merada temeli atılacağı zaman Tema’nın bu konuda tepkisini öğrenmeye çalışıldığında gelen talimat sesinizi çıkartmayın olmuştu. Daha sonra araştırdığımda, Tema’nın finansörlerinin çevreye en büyük zararı veren holding sahipleri olduğunu görünce tepkilerinin böyle olmasına şaşırmadım. Gezideki üç beş ağacın yer değiştirilmesi karşısında ülkeyi kana bulayanlara ses çıkarmayanlar. 112 çınara ses çıkarırlar mı? Kalın Sağlıcakla.