Mehmet AKBACAK


  TALİMAT ALMA YERİNE TALİMAT VERİYORUZ!

15 TEMMUZ 7 YAŞINDA


                        TALİMAT ALMA YERİNE TALİMAT VERİYORUZ!

           Türkiye uzun yıllar üye olduğu uluslararası kuruluşlarda genellikle savunma pozisyonunda bulunur. Üyeleri ikna etmek için elinden geldiğince çaba gösterir. Hatta verilmeyecek tavizleri vermek zorunda kalmıştır, ama yine de ‘Batı’nın gözünde ikinci sınıf demokrasi ülkesi olmaktan kurtulamamıştır.Buna en çarpıcı örnek; Yunanistan’ın tekrar Nato’ya dönüşüne onay verilmediği için ABD sürekli baskı yapıyordu. Hatta 12 Eylül darbesinin yapılması gerekçelerinden birisinin de bu sorun olduğu söylenmektedir. Darbeden birkaç hafta sonra Türkiye daha önceki çekincelerinden vazgeçip Yunanistan’ın koşulsuz Nato’ya dönüşüne onay vermiştir. Bu biat politikasının zararlarını yıllarca ödedik, daha doğrusu ödettirdiler.

     Artık Türkiye bu kategoride bir ülke olmaktan çıktı. Litvanya’nın başkenti Vilnius’ta 11-12 Temmuz tarihlerinde yapılan Nato zirvesinde İsveç’in Nato’ya katılması için yapılan görüşmelerde; Türkiye İsveç’in yapmasını istediklerini şart olarak ortaya koymuş, İsveç’de taahhütleri yerine getireceğini kabul etmiş. Ancak bu istekler yerine getirilirse TBMM’de onay verirse İsveç Nato’ya katılabilecek. Bu isteklerden en önemlisi PKK-PYD’li teröristlerin iadesi ve PKK’nın çalışmalarının engellenmesi, bize uyguladığı silah amborgasının kaldırılması… Ayrıca ABD’yle görüşmelerde F-16’ların verilmesi konusunda Biden’ın yardımcı olacağının sözünü vermesi gibi, yine Yunanistan’la görüşmelerin aradaki gerginliklerin aza indirilmesi konularını söyleyebiliriz. Sözlerini tutarlar mı bilemeyiz, lakin bizde gerekeni yaparız. Dünya gündemine Türkiye ve Erdoğan damgasını vurdu. Hatta daha da ileri giderek AB’ye girişimizin önünü açın, biz de sorunlu konuların önünü açarız dedi. Bir zamanlar bize talimat veriyorlardı, şimdi artık biz talimat veriyoruz. Aklıma seçimlerde Erdoğan’ı Taliban gibi gösterip, Afganistan olacağız diye korku salmışlardı. Şimdi, “aman AB’ye almayın orayı da muhafazakarlaştırır mı diyecekler” tam ters köşe yaptı. Gerçi muhalefet kendi can derdine düşmüş, baksanıza İsveç’in Nato konusunda tek söz etmediler. YSP’den mi çekindiler. Çünkü Kandil’dekiler İsveç’e saydırıyor.

                                     15 TEMMUZ 7 YAŞINDA

       Diplomasi öyle bir oyun ki, 15 Temmuz’u tezgahlayan kuruluş Nato, ülke ise başta ABD ve diğer batılı ülkeler. Nato’da üst düzeyde görev yapan 70 kadar kurmay subay ülkeye dönmeyip iltica ettiler, istenmesine rağmen geri göndermediler. Yine başta ABD, Almanya ve diğer ülkelere iltica eden Fetö’cüler ellerini kollarını sallayarak dolaşıp, Türkiye’ye karşı hasmane çalışmalarına devam ediyorlar. Gücün oranında politika yapıyorsun. Hakkını teslim edelim, Erdoğan bu gücünü en iyi şekilde kullanıyor. Bakınız ABD Ulusal İstihbarat Direktörü James R. Clopper ne diyor.” İyi ilişkiler içinde olduğumuz muhataplarımız ya tasfiye edildiler ya da tutuklandılar”. Halbuki 12 Eylül darbesini Carter’e haber veren görevli, “ Bizim çocuklar başardı” demişti. 15 Temmuz’dan bu yana 7 yıl geçti. Hala faaliyetlerini sürdürmeye çalışıyorlar. Bilhassa seçimlerde var güçleriyle Millet İttifakı’na çalıştılar. O kadar inanmışlar ki uçak biletlerini bile hazırlamışlardı. Muharrem İnce’ye operasyon çektiler. Bolu Belediye Başkanı açıkça “ Kılıçdaroğlu’nu CHP’ye Fetöcüleri doldurdu” diye suçluyor. İ.P’den istifa edenlerde aynı konudan şikayetçiler. Bu iki parti yöneticileri bu suçlamalara tek kelime cevap vermiyorlar. Sükut ikrardan gelir derler. Ne dersiniz.

                            DÜZCE’DE SEL VE DÜZCE SPOR

       Hafta sonu başlayan yağışlar Düzce’de aşırı sellenmeye neden oldu. Gerçi daha önce şehir merkezi etkilenmemişti. Bu sefer başta Yeni Sanayi olmak üzere, Yığılca, Gölyaka sel felaketinden etkilendiler. Yöneticiler, bu konuya köklü çözümler getirmek zorundalar. Her yıl aynı trajedi yaşanmasın. Şehir su şebekesinde yaşanan arıza nedeniyle 2 güne yakın şehre su verilemedi. Sel felaketine maruz kalan Düzcelilere geçmiş olsun dileklerimi sunarım.

        Düzcesporda yaşanan yönetim krizi Düzce’yi sarstı. Bu yıl bayağı umutlanmıştık. Ama olmadı. Kongre sonunda yönetime talip olmayınca kulüp kayyuma verildi. Bundan sonra yapılacak işlem devletin yöneticilerine düşmekte. 1982 yılında Düzce’ye geldiğimde gece yarısı sokaktan gelen gürültülerle uyandım. Edirnespor maçı dönüşü taraftarların coşkusuymuş. Düzce taraftarı son dönemde eski canlılığını kazanmıştı. Lakin kulüplerin sürekli gelir getiren kaynakları olmayınca haliyle sıkıntı yaşanıyor. Maalesef büyük kulüpler de dahil devlet desteğine muhtaçlar, bu kısır döngüden bir an evvel kurtulmalı spor camiası. Kurumlar kendi ayakları üzerinde durabilecek konumlara getirilmesi gerekir. Düzcesporu 2.lige çıkartan başkan Gökalp Kapoğlu ve yönetimine  çalışmaları için Düzce adına teşekkür ediyorum. Kalın Sağlıcakla.