Mehmet AKBACAK


İSTANBUL’A DÖN BAKALIM İMAMOĞLU!

KILIÇDAROĞLU’NUN İSMİ ÇİZİLMEMİŞ DEMEK Kİ


                                                                               

                                                                                       

                                                         İSTANBUL’A DÖN BAKALIM İMAMOĞLU!

              İmamoğlu hakkında mahkemenin verdiği kararla Türkiye sabah akşam İmamoğlu- Akşener ve Kılıçdaroğlu’nun sözlerini tartışıp durmakta. Hala da bitmiş değil. İmamoğlu ve Akşener karar açıklanmadan daha önceden planladıkları senaryoyu sahneye koydular. İster rastlantı deyin, ister planlı deyin Kılıçdaroğlu’nun Almanya gezisi senaryonun kaymaklı kadayıfı oldu. Sanki kararla siyasi hayatı tehlikeye giren başkalarıymış gibi sevinçten sarmaş dolaş olmaları karşısında herkes şaşırıp kaldı. Aslında selden kütük kapmanın tam sırasıydı. İ.P’li Aytun Çıray’ın sözleri bu savı doğruluyordu. Ne demiş; “ Kılıçdaroğlu’nun olmayışı İ.P’ye yaradı” anlamındaki sözleri tam bir itiraftı. Kılıçdaroğlu’nun apar topar geziyi yarım bırakıp ve yaptığı açıklamalar senaryoyu tersine çevirdi. Kılıçdaroğlu; “ Kararın verilmeyeceği söylendi. Saraçhane mitingini sosyal medyadan öğrendim. Davutoğlu nezaket gösterip aradı, Akşener ise geçmiş olsun diye aramadı. Yaptığı konuşmada 16 Milyona hizmet etmesini kimse  engelleyemez. Mahkeme kararı adaylık sürecini etkilemez” diyerek İmamoğlu ve Akşener’in arkalarına aldıkları rüzgarın bırakın hızını, tersine çeviriverdi. Son olarak İmamoğlu’nu Salı günkü grup toplantısına davet ederek (Bazı yorumcular İmamoğlu istemiş diyorlar) partinin ağırlığını ve Kılıçdaroğlu’nun parti üzerindeki hakimiyetini gösterdi. Konuşmayı düşünen İmamoğlu’na konuşma hakkı tanımadı. İmamoğlu’na 16 Milyona hizmet etmek için dön bakalım İstanbul’a mesajı vermiş oldu. Hatırlarsanız 2018’de de Muharrem İnce’ye “Gel bakalım Muharrem’ diyerek başkanlığa aday gösterirken saf dışına atıvermişti. İstanbul’a dönen İmamoğlu’nun ilk demecine bakar mısınız. Hala kendini “oyuna girme ihtimali olan” birisi olarak tanımlamasına rağmen; “Her CHP’linin, ailesinin lideri olan Sayın Kemal Kılıçdaroğlu adayıdır” dedi. “Ben takım oyuncusuyum diyorum, beni daha evden sahaya giderken yolda sakatlamaya çalışıyorlar.” İmamoğlu hala takıma gireceğini yani aday olacağının hesabını yapmakta.. Lakin karşısındaki rakibinin Kılıçdaroğlu olduğunun farkında değil. Görünüşte ikna edilmesi kolay, fazla ses çıkarılırsa geri adım atar gibi düşünebilirsiniz. Unutmayın! Kılıçdaroğlu; Baykal gibi  CHP’yi ikinci kez kuran ve 19 yıl liderliğini yapan kişiyi bile yanıltıp aday olan, buna karşılık CHP’deyince Önder Savlar, Kemal Anadollar, Şahin Mengüler, Yılmaz Ateşler başta olmak üzere ne kadar Atatürkçü ve deve dişi CHP’li varsa hepsini oyun dışı bıraktı. Ayrıca parti içinde sivrilen Mustafa Sarıgül, Muharrem İnce, Tanju Özcan gibi isimleri de partiden kopmalarını sağlayarak partiyi avucu içine aldı. Daha düne kadar İstanbul’un kıyısında belediye başkanlığından,  İBB Başkanlığına taşıdığı kişi gücünü hesap edemeyip Kılıçdaroğlu’nun karşısına çıkarsa ona gereken dersi verecektir. Verdi de…

                                         KILIÇDAROĞLU’NUN İSMİ ÇİZİLMEMİŞ DEMEK Kİ

           Kılıçdaroğlu’nun CHP’nin başına gelişi çok yazıldı, çok söylendi. Arkasında kimlerin olduğu artık sır değil. Gerçi bu güçler tek bir ata oynamazlar. İBB’de kazanılan başarıdan sonra yeni bir yıldız doğuyor imajı verilen İmamoğlu hem içerde ve hem dışarda parlatıldı. (Aynı çevreler Kılıçdaroğlu’nu da parlatmışlardı.) Lakin daha başkan olmadan yaptığı agresif hareketler, küfür içeren sataşmalar ve başkan olduktan sonra kibir abidesi tavırlar, selde, karda, depremdeki sorumsuz davranışları nedeniyle gözden hızla düşmeye başladı. O zamana kadar Kılıçdaroğlu adaylık konusunda ön planda görülmüyordu. İmamoğlu’ndan umut kesenler Kılıçdaroğlu’nu tekrar gündeme getirmeye başladılar. Fakat İmamoğlu pes etmedi, belediyenin olanaklarını kullanarak TV ve reklam yoluyla gündemde kalmaya çalıştı. Davanın kararını cankurtaran simidi gibi kullanmaya başlasa da, 85 milyonluk nüfusu ve bölgenin lideri olan Türkiye’yi taşımasını riskli buldular. Kılıçdaroğlu’nun son hamleleri gösterdi ki, üzeri çizilmemiş. Ayrıca bir noktayı değinmeden geçmeyeyim. İ.P’liler diyor ki; İmamoğlu bizim oylarımızla seçildi, bizim de adayımız. Peki HDP’nin oylarıyla seçilmedi mi?. O akşam Saraçhane’ye  İmamoğlu’na destek vermeye HDP’liler gelse ne diyecektiniz. Ayrıca Akşener’in aday olarak öne çıkardığı İmamoğlu’na HDP’lilerin önemli bir kesimi oy vermez, oy vermeye de gitmezler. Acaba İmamoğlu’nun isminin çizilmesinde bu faktör rol oynamış olabilir mi?. Kalın Sağlıcakla!