İŞİMİZ GÜCÜMÜZ CHP’NİN HALİ NE OLACAK SORUSUNA YANIT ARAMA!
Son zamanlarda yaygınlaşan bir söz gündemde… İnsanlar birbirini sevmiyor, güvenmiyor ve yenilgi anında kimse sorumluluk kabul etmiyor. Halbuki işler tıkırındayken, akla hayale gelmeyen övgüler düzenleyen siyasetçisinden, akademisyenine ve bilhassa medya mensuplarına kadar herkes sıraya girmişti. “Demokrat dede, bilge adam, temiz, dürüst ve hatta Peygamber soyundan geldiğini bile iddia edenler vardı. Peki tüm bunlar bir gecede yok mu oldular? Neden açıkça tavır koymadılar. Ekrem İmamoğlu’sundan, Mansur Yavaş’a, Özgür Özel’inden, Gökhan Günaydın’a kadar ve daha bir çok üst düzey CHP’li yönetici Kılıçdaroğlu’nu göklere çıkartırken, seçimi kaybedince derin kuyulara atmak hangi siyasi ve ahlaki kriterlere sığacak merak ediyorum. Hatta CHP’nin üst düzey yöneticiliği yaparak yenilginin sorumluluğundan kaçıp, görevinden ayrılmadan CHP’nin başına aday olmayı nasıl içine sindirebiliyorsun. Ayrıca yaş ortalaması 80’nin üzerinde olan eski başkanların İmamoğlu’na payanda olmalarına ne dersiniz. Hatta birisi “ben geçici başkan olabilirim” demiş. Bizim oralarda bir söz vardır.” Eskiye rağbet olsaydı bit pazarına nur yağardı”. Anlaşılan CHP kurultayı yapıncaya kadar CHP’nin hali ne olacak sorusuna cevap arayacağız. Bana sorarsanız CHP parti olmaktan çıkarılmalı, bir vakıf, düşünce kuruluşu olarak ülkeye daha iyi hizmet götürür düşüncesindeyim.
NEREDE ATATÜRK’ÇÜYÜM DİYEN ZEVAT
Kendilerini bir numaralı Atatürkçü olarak pazarlayan gazeteci, politikacı ve sanatçıyım diyenlerin bugünlerde ağızlarını bıçak açmıyor. En küçük tek parti dönemine eleştiri gelse ortalığı velveleye verirken, kendini bilmez birisinin abuk, sabuk twitine binlerce tepki gösterirken Disney Plus’ın Ermeni Lobisi’nin tehdidi karşısında Atatürk Belgeseli’ni yayından kaldırması karşısında sus pus oldular. Hatta birisi açıkça “ Ne yapsınlar işlerinden, güçlerinden mi olsunlar” diyerek aşağılık tutumlarını göstermekten kaçınmadılar. İşin ilginç tarafı Atatürk’ü çıkarları için kullananların sahtekarlığı olaylar karşısında açıkça ortaya çıkıveriyor. Aynı çevre olayında olduğu gibi… Kendilerini çevreci olarak gösterenlerin büyük çoğunluğu (Kapitalistler) başta olmak üzere çevreye zarar verirken, ülkenin ekonomisi için en önemli olan enerji sorununu çözmek için faaliyet gösterince ortalığı cehenneme çevirmeye kalkıp, jandarma kovalıyorlar. Bu arkadaş darbe yapanların arkasında alkış tutarken, darbecileri savunurken aynı çabayı gösterseydin ya?. Biliyor musunuz? Boğaziçi’nin canım ormanlarını katleden holdingin TEMA’nın sponsorlarından olduğunu, siyasette de aynı durum yıllardır devam ede geldi. Demokrasiyi biz getirdik diyenler yıllarca cuntacılarla işbirliği yaparak demokrasinin katledilmesine ortaklık ettiler. Artık şapka düştü kel göründü.
Kalın sağlıcakla.
