Mehmet AKBACAK


CHP KİMLİĞİNİ KAYBEDİYOR!

HALA NE ZAMAN ADAM OLURUZ DİYOR


            CHP KİMLİĞİNİ KAYBEDİYOR!

   Türkiye’nin kurucu partisi olmakla övünen CHP’nin 6 okla belirlenen ilkeleri vardı. Cumhuriyetçilik, Halkçılık, Milliyetçilik, Devletçilik, Laiklik ve Halkçılık… Bunlar aynı zamanda Atatürkçülüğün de ilkeleriydi. Mustafa Kemal Atatürk partinin ilk kurucu başkanıydı. Aynı zamanda partinin resmi ilkesi olmamasına karşın emperyalizme karşı duruşu da netti. Kurtuluş Savaşı emperyalizme karşı verilen bir savaştı. Gerçi Nato’ya girişimize karşı çıkılmamış, Kore’ye asker gönderilmesine itiraz edilmemişdi. Yine de Kıbrıs gibi ulusal konularda anti-emperyalist duruş sergilemiş. En son ABD’nin Irak’a yapılacak çıkartma oylamasına Deniz Baykal’ın liderliğinde hayır diyerek ABD karşıtı bir tavır koymuştur. İşte bu  anti-emperyalist tavırla CHP’de işler değişmeye başlamıştır. Gerçi Sosyalist Enternasyonel’e üye olmasına karşın, hiçbir zaman demokrat bir parti olamamıştır. Başta 27 Mayıs Darbesi’ne destek vermiş, 12 Mart Muhtırasından sonra kurulan hükümete bakan vermiş. Yakın zamanda  Post- Modern darbe olarak nitelenen 28 Şubat darbesini açıkça desteklemiş. E muhtırasını sahiplenmiş.Yani uzun süre cuntacılarla hep iyi geçinmiş. Yalnız 12 Eylül Cuntasına tavır koymuştur. Yine de milli konularda ortak tavır sergilemiştir. Daha doğrusu yerli ve milli bir politika izlemiştir. Ancak Irak’taki müdahaleye karşı çıkınca CHP’de büyük ve köklü bir değişimin yapılmasına karar verdiler. 

                         ABD VE FETÖ İŞBİLİĞİ

    1992’den 2010 yılına kadar CHP’nin Genel Başkanlığını yapan Deniz Baykal piyasaya sürülen bir kasetle başkanlıktan istifa ettirildi. Basın açıklamasında Pensilvanya’ya selam göndermesini geniş kitleler anlayamamıştı. Sonradan işin özü ortaya çıktı. Gerçi istihbarat raporlarında bu tasfiye işlemi apaçık yazılmış. Hatta Onur Öymen bu raporu Baykal’a göstermiş. Raporda partinin başına Kılıçdaroğlu’nun getirileceği de yazılıymış. Raporda yazılanlar teker teker yerine getirildi. İşbaşına gelen Kılıçdaroğlu başta kendisine destek verenleri partiden uzaklaştırırken, Atatürkçüyüm diyenleri de tasfiye etmeye başladı. 17-25 Aralık polis-yargı darbesine destek vermiş, hükümetin Fetö’ye karşı  başlattığı savaşıma karşı Fetö’den yana tavır koymuş, 15 Temmuz darbesine Fetö’nün ağzıyla tiyatro demiş, kontrollü darbe diyerek, tankların arasından ıslık çalarak belediye başkanının evinde darbenin başarılı olmasını bekleyen bir anlayışa kadar savrulmuş. Darbeye karşı partilileri sokağa çağırması önerisine de karşı çıkmış. Velhasıl kelam 20 Temmuz olağanüstü kararına asıl darbe bu diyerek Fetö’ye destek vermiş. Adalet yürüyüşü adını verdiği yürüyüşle Fetö, HDPPKK ittifakının temellerini atmışlar. Hatta o kadar ileri gitmişler ki, başta Muharrem İnce, Mehmet Çelebi gibi Atatürkçülüğü tartışmasız isimler açıkça partinin Fetö ve PKK’yla işbirliği yaptıklarını açıklayarak istifa etmişler.

     En son olarak Deniz Baykal’ın kızı Aslı Baykal parti üyeliğinden istifa ederken yaptığı açıklama CHP’nin en son geldiği yeri göstermesi açısından hayra alamet değil. Ne diyor; Aslı Baykal” CHP çok radikal bir biçimde gayrimilli çizgiye savrulduğu için bir kampana çalarak partiden ayrıldım. Hemen ardından gelen bu Rifkin (ABD’li danışman) çıkışı da sanırım haklılığımın ispatı olmuştur. Ayrıca “TSK kimyasal silah kullanıyor” sözüne destek olan, “YPG terör örgütü değildir, vatanını koruyor” diyen, Irak ve Suriye tezkerelerine hayır oyu veren, uzun zamandır PKK’yı hiç eleştirmeyen bir partiden söz ediyoruz. Daha fazla söze gerek varmı.” Terör saldırıları iktidara oy kazandırıyor, sözü hakamettir. Bunun devlet tarafından yapıldığı iması hakametten öte ihanettir.” Bu sözler yenilir yutulur cinsten sözler değil, ayrıca ne kadar babamdan farklı düşünüyorum dese de tüm Atatürkçülerin, tüm ulusalcıların hemfikir olduğu tesbitler, aklı başında olanın katılmaması mümkün değil. Yıllarca ‘Şeriat’ korkusuyla güdüledikleri kitleleri, son günlerde de Erdoğan düşmanlığı yaparak gözleri önünde partilerinin gerçek kimliği yok ediliyor. Müstevlilerin emellerini parti politikası olarak seçmene sunuyorlar. Yalnız küçümsedikleri seçmen gereken dersi sandıkta verecektir, hiç şüpheniz olmasın. Ama bu gidişattan memnun olanlar yok mu? Kendilerine neo-liberal diyen bir gazeteci bakın ne diyor.” CHP’deki değişim laiklikten ve milliyetçilikten sonra artık devletçilik oku da zararsız hale geldi. İzmir İktisat kongresiyle, 3 Aralık ‘ikinci Yüzyıl Vizyon Belgesini” eş değer görüyor. O günde 3 gün boyunca kongreyi izleyen 1128 delege de eğlenmemiş, 3 Aralık günü de izleyiciler anlamadığı için eğlenmemişler diyor.

         HALA NE ZAMAN ADAM OLURUZ DİYOR

    Senin gibi ABD’nin sözcülüğünü yıllarca bıkmadan, usanmadan ve utanmadan gazeteci kisvesi altında Türkiye’ye, CHP’ye siyasi mühendislik yapmaya kalkan adam bakın ne diyor. “AK Parti Kılıçdaroğlu’nun aday olmasını istiyormuş, adaylıktan çekilmesinden tedirginlermiş. Mansur Yavaş’ın vizyonu yokmuş, Erdoğan onu mahvedermiş. Ancak İmamoğlu’nun adaylığından çekiniyorlarmış. Muhalefetin aday göstermemesinden iktidar tarafı rahatsızmış”. Vay anası sayın seyirciler. Muhalefetin niye aday gösteremediğini dünya alem biliyor. Hani cehennem kazanında insanlar kaynatılırken başında Zebani’ler yokmuş ya, sormuşlar niye yok deyince; cevap olarak herkes birbirinin bacağından asılıp kazandan çıkmasını engelliyor demişler o hesap kimi aday göstereceklerini bir bilseler, oysa seçmenleri dört gözle bekliyorlar. Belki de en son olarak kibrit çekerler, ne dersiniz. Kalın Sağlıcakla.