ADAY LİSTELERİ AÇIKLANDI!
9.Nisan akşamı siyasi partiler adaylarını YSK’ya bildirdiler. Partilerin adayları hakkında çeşitli görüşler paylaşılıyor. Bazıları hoşunuza gider, bazılarına da kızarsınız. Genelde aday isimleri üzerinde duruluyor. Yazıya başlamadan önce eski bir arkadaşıma; listeleri nasıl buldun diye sorduğumda verdiği cevap ilginçti.. Kim sağcı, kim solcu her şey karmakarışık vaziyette… Dün küfredenlerlerle, küfür yiyenler yan yana ittifak içindeler akıl alacak gibi değil… Daha sonra da bana sordu?. ‘Sen nasıl buldun diye’, günümüzde sağcı solcu diye ayrışmalar kalmadı. ‘Peki onun yerine ne geçti’ sorusu arkadan gelince; sana bunu aday listesinden bazı ipuçlarını vereyim olayın önemini daha iyi anlayacaksın.
AK Parti hükümetlerinde uzun yıllar Adalet Bakanlığı yapmış olan zat o günün muhalefeti tarafından F Tipi yapılanmadan dolayı en ağır suçlamalara maruz kalırken, Ergenekon davalarında haksız tutuklamalar ve yargılamalardan sorumlu tutulurken, bu suçlamaları yapan parti tarafından Ankara Çankaya bölgesinden 4. Sıradan aday gösterildi.
TR 705 kodlu CİA ajanı olduğu kanıtlanan Sezgin Tanrıkulu’nun Cumhuriyeti kuran parti tarafından Diyarbakır 1. Sıradan aday yapılması.
Şehitin bacısına en ağır küfreden Lütfi Türkkan kendisine milliyetçiyim diyen parti tarafından Kocaeli 1. Sıradan aday yapıldı.
“Recep Tayyip Erdoğan’la bir olmayıp da, kocam 1kilo domuz etini 7 dakikada yedi diyen dinsizlerle mi bir olacaktık. Erdoğan’la bir olmayıp da ezan sesinden tiksiniyorum diyenlerle, Selahattin Demirtaş’a özgürlük isteyenlerle mi, Mehmetçiğe kurşun sıkanlarla mı birlikte olacaktık” diyen Cemal Enginyurt İstanbul CHP’den aday gösterildi.
2013-2014’de PKK’nın silah bırakması için mücadele ederken; kendilerini liberal- demokrat olarak lanse eden Hasan Cemal ve Cengiz Çandar PKK’lılara “ Sakın silah bırakmayın” diyerek teröre destek verdiler. Bu adamların YSP tarafından aday gösterilmesini hangi güçler istedi acaba?.
Gençliğinden bu yana partiye emek verenler bazı odakların isteği doğrultusunda ya liste dışında tutuldular, ya da kazanılmayacak yerlere kaydırıldılar. Bu örnekleri daha da uzatabiliriz. Esas mesele başka işin püf noktası da burada..
DIj GÜÇLER DİYE DALGA GEÇİN?
“ Türkiye’nin yeniden ayağa kalkmasını, hem Nato’da, hem de AB’ye giriş sürecinde sorumluluk üstlenecek hale gelmesini umut ediyorum. Bunun içinde Türkiye’ye başka bir hükümet gerekli..Bence; Türkiye Batı’ya ve Avrupa’ya ait yeri Avrupa’da. Rusya ile sürdürdüğü çıkar ilişkisini de sonlandırmalı”… Kısacası; Erdoğan bizim çıkarlarımıza karşı çıkıyor diyor. Erdoğan’a bizim çıkarlarımızı korusun diye oy verdik. Sizin çıkarlarınıza hizmet edenlere verecek oyumuz yok.
Batı (ABD) ve Avrupa 1947’den beri içimizde ve her kuruma yerleşmiş. Artık bugün politikalarını açıktan yani PKK, Fetö, DAEŞ gibi terör örgütlerini kullanarak yaparken, siyasi alanda da yıllardır gizli olarak kullandığı elemanları bir arada toplayarak kendi çıkarlarına hizmet edecek hükümetler kurmayı amaçlıyorlar. O yüzden sağcısı, solcusu, milliyetçisini, küreselcisini, laikçisini, ‘Şeriatçısı’nı bir araya getirerek güç bende demeye çalışıyor.
“14 Mayıs seçimleri küresel emperyalist yapılarla kadim Türk Devleti’nin arasında yapılacaktır” diyen DSP Genel Başkanı sayın Önder Aksakal gerçeği Kılıçdaroğlu’nun yüzüne karşı söyledi, önüne bakarak sessizce dinledi cevap veremedi. Kalın Sağlıcakla.
