28 ŞUBAT 1997 POSTMODERN DARBESİ
28 Şubat “postmodern” darbesinin kudretli paşaları, mahkemeler çok uzun yıllar sürse de, nihayet gerekli cezaları almış, hayatta olanlar tek tek içeriye buyur edilmektedirler.
FAKAT! Bazı mahfiller ve köşe yazarları feryat etmektedirler. Neymiş? Bu paşalar çok yaşlı, hastalar ve mamayla besleniyorlar, Ayakkabı ip bağcıklarını bile bağlanmakta zorluk çekiyorlarmış. Cumhurbaşkanı bunları affetsin diye baskılar yapılmakta.
Geçin bunları! O makam ve mevkilerin hakkını verdiler mi? PKK yımı bitirdiler? Ülkeye çağ mı atlattılar? Ayakkabı bağcıklarını bile benim erime askerime bağlattı bunlar,, hatta kendilerinin, eşleri ve çocuklarının altında özel araçlar, yazlıklar, bedava mekanlar içerisinde, bir elleri yağda bir elleri balda yaşadılar. Birazda onların yerine saysınlar..28 Şubatın bin yıl süreceği söylenen “post modern” darbenin koyduğu kuralların ve ihtişamlı duruş sergileyen aktörlerinin, bir- bir yıkıldığına şahit oluyoruz. O zamanlar bu oyunun içerisinde yer alan bir takım yazar, çizer ve başrol oyuncularının da günah çıkarmakla meşgul oldukları malum.Bu girişimler yalnızca, o zamanlar bir hükümeti düşürmek için tasarlanmış bir darbe değil, aynı zamanda bir “milleti tökezleten” anti demokratik bir girişimin de adıdır.
28 Şubat darbesi! Milletimizin mukaddes olarak inandığı, bildiği ne varsa hepsine saldırmıştır. Din ve İslam'ın manevi yapısıyla bağdaşmayan bir şekilde dizayn edilen, sözüm ona tarikat şeyhleri ve müritleri icat edildi. O da yetmezmiş gibi, şimdilerde basından takip ettiğimiz kadarıyla konfor içerisinde yaşayan , “Fadime şahin” sahneye sürüldü. Bu sayede milletin manevi hassasiyetleriyle oynandı.
Halkın değerlerinden uzak ilahiyatçılar her akşam ekranlarda, Kur'an ve sünnetin dışında ahkâmlar kesmeye başladılar.(Gerçek din budur yaftası altında)
Üniversitelere, televizyon ve bazı gazetecilere baskılar yapıldı , “Bazısı gönüllü katıldı”. İmam hatiplerin ve meslek liselerinin önü kesildi. Başı kapalı genç kızların ikna odalarında, sözde çağdaşlaştırma adı altında psikolojileri bozularak eğitimleri engellendi.
Bir yazarımızın dediği gibi, '28 Şubat bir yönüyle bir terör hareketidir'. Kışlaya giremeyen şehit anaları, yeşil sermaye diye içeri alınmayan firmalar, inancından dolayı fişlenen subay, astsubay ve öğretim görevlileri, bu nedenle işlerinden olan sayısı meçhul yığınlar.
Tüisat, bazı sivil kuruluşlar, basın patronları, Yargı mensupları bu yanlış ve yanlı gidişata dur diyecekleri yerde destek vermişler, hatta askerlerin verdiği “Brifing'lerde en önde saf tutmuşlardır.' Pastadan pay alma yarışından, yandaş sermayeler karlı çıkarken, ”yeşil sermaye” kapı dışarı edilmiş, bu sayede ekonomi büyük zarara uğratılmıştır. Bugün hala o günlerin maddi - manevi sıkıntıları çekilmektedir.
“Dün dündür bugün bu gündür” diyen, dönemin cumhurbaşkanı Demirel'de darbeleri yaşamış birisi olarak, demokrasinin yanında yer alması gerekirken, darbecilere büyük destek verenlerden olmuştur.
Bu 'post modern' darbenin arkasında hiç şüphe yoktur ki, ABD ve İsrail de vardı. O dönemin Genelkurmay Başkanı Karadayı ve Çevikbir’in İsrail'e 28 Şubat öncesi yaptıkları ziyaretler de dikkatlerden kaçmamıştı. Hatta cesur beyinler tartışıp, bulguları okurlarıyla paylaşmışlardı.
28 Şubat'ın izleri nihayet yavaş - yavaş silinmeye başlamıştır. Türban yasağı, katsayı adaletsizliği, askeri YAŞ mağdurları, fişleme ve fişlemeler, batı çalışma grubu gibi yanlışlar bir bir kaldırılarak yaralar sarılmaya başlanmıştır.
Ülkeyi 2001 krizine sürüklemiş olan ve hala hayatta olan, sorumluların da bir an evvel yargılanması, adalet önünde hesap vermeleri sağlanmalıdır.
28 Şubat darbesi, 28 Şubat 1997’de olağanüstü toplanan MGK’nın Necmettin Erbakan'ın başbakan olduğu hükümete yönelik aldığı ve yaptırımı için dayattığı kararlara verilen isimdir. Özellikle İslami kesimin zarar gördüğü bu darbeyi, FETÖ haklı bulmuş ve savunmuştur.15 temmuz darbesinin temelleri de ta o tarihte, FETÖ ile 28 şubat destekçileri tarafından atılmıştır.
Her kim olursa olsun, Yaşı başı ne olursa olsun, Devletine, milletine komplo kuran, darbeye yeltenen, devletin malını peşkeş çeken, demokratik ortamlarda yargılanıp cezalarını çekmelidirler.
Bugün de darbe sevici, terör localarıyla birlikte hareket eden, o günleri arzulayan, sokak ve üniversiteleri sokağa dökmek isteyen hevesliler bulunmaktadır. Bu Necip millet yine aynı oyunlara 'canı pahasına' fırsat vermeyecektir.
Yepyeni ufuklara doğru yol alacağımız darbesiz günlerde buluşmak üzere inşallah..
Ahmet Ali Canbaz 21/08/2021
