DOLAR

8,5436$%0.79

EURO

10,1410%0.94

GRAM ALTIN

497,61%0,75

ÇEYREK ALTIN

7.884,50%0,61

TAM ALTIN

7.884,50%0,00

ONS

1.811,77%0,00

BİTCOİN

332904฿%4.79189

Öğle Vakti a 13:00
Çankırı AÇIK 25°
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a
Murat HASANKAHYAOĞLU

Murat HASANKAHYAOĞLU

02 Eylül 2020 Çarşamba

HİCRET

HİCRET
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Peygamberlik 610 yılında gelmiş yaklaşık 13 yıllık bir Mekke döneminde Müslümanlar çok güç zamanlar geçirmiş ve işkencelerin boyutu her geçen gün artmıştır. Efendimiz (s.a.v.) önce Habeşistan sonra da Medine için hicrete Allah’ın emri ile izin vermiştir. Onca mücadele verilmiş ancak Müslümanlara hayat hakkı tanınmıyordu. Demek ki hicret gerekli çaba ve gayretin sonucunda ve Allah’ın dinini yaşama amacıyla olmalıydı.

         

Peygamber Efendimiz Hz. Ebubekir (r.a.) ile hicret yolculuğuna karar vermiş ve İslam tarihi için bir dönüm noktası olmuştur. Safer ayında başlayan bu yolculuk Rebiülevvel ayında son bulmuş, h.17 yılında Ömer (r.a.)  İslam’ın yayılmasında bir dönüm noktası olması hasebiyle takvimin başlangıcını 622,hicret hazırlıklarının başladığı Muharrem ayını da ilk ay olarak tespit etmiştir.

                             

HİCRETTEN ÇIKARACAĞIMIZ DERSLER

 

 

1- Efendimiz hicretteki bineğini Hz. Ebu Bekre hediye etmesine rağmen kabul etmemiş bedelini bizzat ödeyerek kabul etmiştir. Minnet altına girmekten kaçınmış ve ümmetine örnek olmuştur.

 

          2-Efendimizin emanetleri Hz. Aliye bırakması emanetin ne derece önemli olduğunu gösteriyor. Üstelik bu emanetlerin önemli bir kısmı risaleti inkâr edenlerin emanetidir. Din güven duyan ve kendisine güven duyulan bireylerin omuzlarında yayılacaktır.

 

          3- Hicret yolculuğunun seyrinin önce Sevr’e doğru olması taktiksel, stratejik bir davranıştır. Zira Sevr Medine ile aynı yönde olmayıp görünüşte yolun uzaması manasına gelmektedir. Bu husus da bize İslam’da ki tevekkül anlayışını öğretmektedir. Kul akli, bedeni takatini, gücünü sonuna kadar kullanmalı sonra işi Allah’a havale etmeli. Öteki türlü gereken çalışma yapılmadan işi Allah’a bıraktım demek doğru bir anlayış olmayacaktır.

 

          4- Mekke Müşriklerinin yaklaştığını gören Hz. Ebu Bekir’e Efendimiz korkma, üzülme, gamlanma Allah bizimle beraberdir buyurmuş ve Allah’ın dini uğrunda yapılan mücadele esnasında asla kayıp olmayacağını rahmetiyle ve inayetiyle destekleyeceğinin mesajını vermektedir. Bu günde aynı şekilde kendi dini uğrunda mücadele verenler üzülmemeli, başlarına gelen engellerden ötürü ümitsizliğe kapılmamalı, korkmamalı Allah’ın yanlarında olduğunu unutmamalıdır. Ancak niyetlerin halis olması bu nokta da önem arz etmektedir.

         

5- Kuba’da temelleri takva üzerine atılan mescidin inşası Efendimizin bir yerde cami yapımına verdiği önemi göstermektedir. Zira mescitler kalp gibidir. Bulunduğu yere hayat verir, canlandırır.

 

          6- Mekkeden ayrılmadan önce Efendimiz Kabeyi ziyaret etmiş ve onu ne derece sevdiğini ikrar etmiştir. Demek ki sadece namazlarda kıbleye dönmek değil gönül kıblemiz sürekli kabeye bakmalı ve olaylara,hayata karşı duruşumuzu bu minvalde kontrol etmeliyiz.

 

          7- Allah’ın elçisi Mekke’den ayrılırken hüzünlenmiş ancak bu şehre muzaffer olarak dönmenin hedefi ile hicreti gerçekleştirmiştir. Buradan da anlıyoruz ki hedefe kilitlenmek başarı için çok önemlidir.

 

          8- Medineye hicret akabinde Ensar ve Muhacirin kardeşliği vesilesi ile İslam büyük kitlelere ulaşmıştır. Kardeşlik ve muhabbet havası esmediği takdirde elde edilen başarı kalıcı olmayacaktır.

                    Cenab’ı Allah hicreti ve onun ruhunu anlamayı nasip etsin. Şu Hadis’i Şerif ile yazımı sonlandırıyorum. Muhacir, Allah’ın yasakladığı şeyleri terk eden kimsedir. (Buhari, İman.4)

 

 

Devamını Oku

HAKİKAT

HAKİKAT
0

BEĞENDİM

ABONE OL

HAKİKAT

 

Günümüz dünyasında değeri gitgide artan bir şey varsa o da hakikattir. Bilgi kirliliği, algı operasyonları, yalan yanlış haber ve videoları yayıldığı ortamlar aynı zamanda hak ve hakikatin göz ardı edilmesi ve şüphe halinin ortaya çıkmasını doğurmaktadır. Zihinlerin netlikten uzak olması kargaşa haline davetiye çıkarırken güvensizliğin yayılmasına sebep olmaktadır. Oluşturduğu etki bakımından düşündüğümüzde bu derece tahribata neden olan hakikatsizliğin sebepleri üzerinde durmak elzemdir. -Her duyduğuna inanmamak ve her duyduğunu söylemek Yüce Rabbimiz ‘’Hakkında bilgin olmayan şeyin ardına düşme Çünkü kulak, göz ve gönül bunların hepsi ondan sorumludur.’’ buyurmaktadır.( İsra17/36) Bu husuta Efendimiz sallahualeyhivesellem şöyle buyuruyor: Kişiye, yalan olarak, her duyduğunu anlatması yeter!” (Müslim, Mukaddime 5) Bize gelen her söz, her bilgi ve her haberi bir takım süzgeçlerden geçirmeliyiz. Aynı şekilde sanal âlemde okuduğumuz her şeyi onaylamamalı ve paylaşmamalıyız. İlk duyduğumuzda ilk gördüğümüzde hoş ve faydalı görünen bir haber veya bir bilgi uzun vadede birçok zararlara yol açabilir. Acaba doğru bir bilgi midir? Diyelim ki doğru içinde bulunduğum coğrafyanın insanına fayda getirir mi? Bu bilgiyi bulunduğum zaman diliminde gün yüzüne çıkarmam uygun mudur? Bu soruları kişinin kendisine sorması elbette faydadan hali değildir Ancak bu soruları doğru cevaplayacak salahiyet de bu noktada önemlidir. Bu aşamada samimi ve iyi niyetli olmak bir mazeret olmayacaktır. Bazısı rüya paylaşır ama arkasından riya kokuları gelir, kimisi hakikati eğip bükmekten hoşlanır, zihinleri bulandırır, sadece konuşmuş olmak için konuşur ve kendince ben buradayım, varım der, bazısı sözün mesuliyetini bilmez de kul hakkına girer. Hülasa her söylenin peşinden gitmek ve her duyduğunu söylemek Müslümana yaraşır iş değildir.

 

Hakikate ulaşma yolunda engeller:

 

-Haberi kimden aldığına dikkat etmemek Bu hususta Yüce Rabbimiz şöyle buyuruyor:’’ Ey iman edenler! Bilmeden birilerine zarar verip de sonra yaptığınıza pişman olmamanız için, yoldan çıkmışın biri size bir haber getirdiğinde doğruluğunu araştırın’’ (Hucurat /6) Bu ayetin iniş sebebi ile ilğili şöyle bir vakıa anlatılır.’’ Velîd b. Ukbe, Benî Mustalik kabilesinin zekât vergisini toplamak üzere gönderilir. Velîd yolda iken birisi, bu kabileden silâhlı bir grubun yola çıktığı haberini getirir. Velîd, onların savaşmak için çıktıklarını düşünerek geri dönüp Peygamberimize durumu anlatır. O da haberin doğru olup olmadığını araştırmak ve gereğini yapmak üzere Hâlid b. Velîd’i gönderir. Hâlid kabileye yakın bir yerde konaklayarak durumu araştırır; söz konusu grubun ezan okuyup namaz kıldıklarını, İslâm’a bağlılıklarının devam ettiğini tesbit eder ve Medine’ye döner. Sonunda onların, zekât tahsildarı geciktiği için durumu öğrenmek veya zekâtı kendi elleriyle Hz. Peygamber’e teslim etmek üzere yola çıktıkları anlaşılır.’’ (Müsned, IV, 279; Kurtubî, XVI, 296 vd.). Yoldan çıkmış şeklinde çevrilenfasık kelimesi ‘dinin emirlerine uymayan’ demektir yalan haberi taşıyan kimsede bu kavrama dâhildir. Bu şekilde fasık bir kimse doğru haber getiremez mi? Getirebilir ancak bu şekilde olan insanlara karşı daha fazla dikkatli olunması önemlidir. Diyelim ki bugün bir televizyon kanalı, bir radyo ya da bir sosyal medya hesap sahibi kimsenin geçmişine bakın, dünya görüşüne bakın, yalanı ve günahı sırtlanmış mı? Bu soruların cevabı elbette bize bir takım bilgiler verecektir. Yaşadığımız dünyada artık herkes sesini duyurabilmekte. Dünyamız gitgide küçülmeye bu manada devam etmektedir. Bu minvalde sözün sahibi söz ahlakına dikkat etmesi hayati önem taşımaktadır.

 

 -Günaha, yalana ve kaosa sebebiyet vermek

 

‘’Haksız yere öldürülen hiçbir kimse yoktur ki onun kanından Adem’in birinci oğluna bir pay ayrılmasın. Zira cinayeti adet edenlerin ilki odur” (Buhârî, Cenaiz 33, Enbiyâ 1, Diyât, 2, İtiṣâm, 15; Müslim, Ḳasâme, 27) Söz vefiillerin elbette bir takım sonuçları olacağından dikkatlice tartılmalı tekrar tekrar değerlendirilmeli ona göre harekete geçilmelidir. Fitne madem cana kıymaktan daha şiddetlidir (Bakara/191) fitneye götürecek her sözün kalemin fikrin sahibi bunun bedelini iyi anlamalıdır.

 

 

 

 -Öze değil kabuğa itibar etmek:

Nice insanlar kendilerine dahi itiraf edemedikleri yalanlarla yaşar onlara göre hayatlarına şekil veririler. Yalan, süslü cümlelerle hakikat gibi gösterilir ve şuursuzca bu durumun reklamı yapılır. ‘’Onları gördüğün zaman kalıpları hoşuna gider. Konuşurlarsa sözlerine kulak verirsin. Onlar sanki elbise giydirilmiş kereste gibidirler. Her kuvvetli sesi kendi aleyhlerine sanırlar. Onlar düşmandır, onlardan sakın! Allah onları kahretsin! Nasıl da (haktan) çevriliyorlar! (Münafıkun/4) Bu ayet-i kerimede Yüce Rabbimiz hakikate karşı iyi yüzlü tavır gösteren kalplerinde hastalık bulunanların hallerini tasvir ediyor. Evet, anlaşılan bunlar saçlarına başlarına dikkat ediyorlar ve iyi giyiniyorlar aynı zamanda hakikati eğip büküyorlar. Onlar konuşmaya başlayınca insanlar susuyor onları dinliyor. Kuvvetli sözlere de tahammülleri yok ve dinleme kabiliyetlerini de kendi elleriyle köreltmişlerdir. Yüce Rabbimiz bizi hak ve hakikatten ayırmasın. Hakkı hak olarak görecek feraseti üzerimizden eksik etmesin. Batılı batıl olarak görebilmeyi ve ondan kaçınabilme dirayetini nasip etsin.Amin

 

 

 -Kin ve nefretin hakikatın önüne geçmemesi :

 

 

‘’Ey iman edenler! Allah için hakkı titizlikle ayakta tutan, adalet ile şahitlik eden kimseler olun. Bir topluma olan kininiz, sakın ha sizi adaletsizliğe itmesin. Âdil olun. Bu, Allah’a karşı gelmekten sakınmaya daha yakındır. Allah’a karşı gelmekten sakının. Şüphesiz Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır.’’(Maide /8) Kin ve haset hakikati hakikati öyle bir perdeler ki dünyayı zulüm sahasına dönüştürür. Tarih sayfaları bunun misalleri ile doludur. Kinlerine yenik düşen insanlar, toplumlar, milletler için varsa yoksa emellerini gerçekleştirmek ve güç gösterisi söz konusudur. Orada adalet, merhametin yerini zulüm ve baskı almıştır. Söz ve fiillerimizde de aynı şekilde kin ve haset hastalıklarından ari durup her durumda hakikate hakkı vermek mümince bir tavırdır.Hakikatın yanında zulmün ve yalanın karşısında yer almak …Rabbim cümlemize nasip etsin…

 

 

Murat HASANKAHYAOĞLU

   Çerkeş İlçe Müftüsü

 

Devamını Oku

Çerezler ile ilgili bilgi için Çerez Politikamızı ziyaret edebilirsiniz.