DOLAR

9,3148$%0.18

EURO

10,8522%0.2

GRAM ALTIN

531,06%0,48

ÇEYREK ALTIN

8.503,44%0,34

TAM ALTIN

8.503,44%0,66

ONS

1.774,12%0,30

BİTCOİN

594739฿%1.14268

Öğle Vakti a 12:38
Çankırı PARÇALI AZ BULUTLU
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a

SİZ ASLINDA PROJEYE KARŞISINIZ!

0

BEĞENDİM

ABONE OL

SİZ ASLINDA PROJEYE KARŞISINIZ!

İktidar kim olursa olsun, ülkeye yapılacak yatırımlar için her zaman bir kesim sürekli karşı çıkmıştır. Gençlik yıllarımda İstanbul Boğaz köprüsünün yapılmasından başlayıp 50 yıldır aynı çevreler aynı şarkıyı söyleyip durdular ve devam ediyorlar. İkinci köprüye de, üçüncü köprüye de, üçüncü havalimanına da, oto yollara da, tünellere de, hızlı trenlere de velhasıl kelam her şeye evet her şeye karşı çıktılar. Bu ara İstanbul’dan başlayıp Kastamonu, Tosya, Sinop, Çorum, Osmancık, Boyabat ve Sungurlu olmak üzere Batı ve Orta Karadeniz’i dolaşma imkanı buldum. Dün sinemalarda gördüğümüz gıpta ile baktığımız yolları, tünelleri, limanları ülkemde görmüş olmaktan mutluluk duymamak imkansız. Ülke insanı olarak aşağılık kompleksinden kurtulduk bir bakıma. Sakın ha, herşeyimiz dört dörtlük

yerinde hiçbir sorunumuz yok demiyorum. Önümüzde çözülmesi gereken, yapılması gereken bir sürü sorunlar var, yarın da olacak yaşam devam ettikçe çok doğal. Yalnız iktidarların her yaptıklarına karşı çıkmayı bir türlü anlayamıyorum. Çünkü karşı çıktıkları yatırımlar halkın hizmetine sunuluyor ve halk bundan çok memnun, muhalefet halkın istemlerine karşı çıkarak nasıl halktan oy alacaklar, anlayan beri gelsin. Bu yüzden bizim oralarda bir söz vardır.” Eşeğin kuyruğu gibi ne uzarsın, ne de kısalırsın” diye. Muhalefet partilerine bakarsan Türkiye ha battı, ha batacak. Batıyorsa oylarının artması gerek, maalesef oylarını artıran yok, artan oylar ise Millet İttifakı içinde yer değiştiren oylar.

Son günlerde muhalefetin yatırımlara karşı çıkması seçmen tarafından tepkiyle karşılanınca söylemlerini değiştirdiler. Bu konuda CHP’yle aynı çizgide görünmek

istemeyen, seçmenle ters düşmemek için İ.P yöneticileri “ Projeye Değil Ranta Karşıyız” demeye başladılar. Aslında ha Ali, ha Veli misali. Neden bunu dillendiriyorlar. Türkiye’de yatırımlar açık ihalelerle yapılıyor. En düşük fiatı veren firmaya iş veriliyor. Kar marjının düşük olması, yap işlet devret metodu nedeniyle bazı firmalar katılmak istemiyor. Bunu bilmelerine rağmen hükümeti bazı kuruluşları kayırdığı suçlaması ve rant için yapılıyor diye iftira atmalarının doğru bir tarafı yok aslında. Ama söyle yalanı, doğrusu ortaya çıkıncaya kadar ne kadar kar edersek kardır gibi kısır ve ilkel bir propagandaya yöneliyorlar. Eğer bunlara kalırsa bugüne kadar yapılan tüm yatırımlar ve projeler tu kaka!

Daha önceki yazılarımın birinde Düzce Belediye Başkanı sayın Faruk Özlü’yle uzun bir sohbetimizi yazmıştım. Sayın Özlü, Düzce’de

yaptığı ve yapacağı projelerden bahsetmişti. Başta İstanbul Caddesi’nin düzenlenmesi, Millet Bahçelerinin bitirilmesi, Cedidiye Meydan Projesi ile birlikte alanın altına kapalı oto park yapılması, Asar Suyu Rekreasyon Projesi, Aziziye Kapalı Pazar Yeri, Düzce Mutfak Sanatları Merkezi ( Şu an halkın hizmetinde, onun yapılışına da karşı çıkmışlardı) gibi yatırımları saymıştı. Bu yatırımlardan bazıları hizmete açıldı, bazılarını yapımı devam etmekte..

DÜZCE İ.P’NİN YAKLAŞIMI

Düzce İ.P İL Başkanı sayın Yunus Özay Er bey, bugüne kadar Düzce Belediye’sinin yatırımlarını kendisinin de hayal edip gerçekleştirmek istediğini söylerken, bir yandan da muhalefet etmek için Özlü’nün kadrosunun yetersiz olduğunu söyleyerek yapılanları gölgelemeye çalışırdı. Son zamanlarda İ.P Genel Merkezi’nin yeni

politikasını yani “Projeye Değil, Ranta Karşıyız” sloganını Düzce’ye taşıyarak olumlu yaklaşımını maalesef sıkıntıya soktu. Asar Suyu Rekreasyon projesi ve Aziziye Kapalı Pazar Yeri projesini ayırarak Cedidiye Meydanı ve Kapalı otopark projesine İ.P meclis üyeleri red oyu vermiş. Gerçi AK Partili üyeler tarafından mecliste onaylanmış.

Sayın Er, red oyunun gerekçesini açıklarken; “oto park için 11 Milyarlık krediye red oyu verdiklerini. Otopark için bu kadar borçlanmanın makul olmadığını düşünmekteyiz ki yapılan otopark harcamasının geri dönüşüde bu hesapla mümkün görünmemektedir. Halkın parasıdır ‘Günahtır’ sayın başkanım”diyor.

Sayın Er oto park yapımına ticari bir gözle bakılamaz. Geri dönüşümü düşünülerek yapılmıyor zaten. Böyle bir meydan yapılıyor, hiç olmazsa meydanın altını oto park yaparak

kalıcı bir eser bırakalım düşüncesindeler. Ayrıca herhangi bir aksilik olmazsa evladiyelik,torunluk bir yatırım. Ayrıca Düzce trafiğine bir nebzede olsa rahatlatmış olması da önemli. Demek istediğim bazı yatırımlar kamu yararına olduğu için bunun hesabı kitabı yapılmaz. Sizler gelecekte Düzce siyasetinde önemli roller üstleneceksiniz. Kısa vadeli parti çıkarı düşünerek, olumlu yatırım ve hizmetlere sırtınızı dönmeyiniz. Çünkü Düzce halkının çıkarına sırtınızı dönmüş olursunuz. Ayrıca Faruk Özlü gibi haramı, sevabı, günahı bilen birisine, günahtır diye uyarı yapmanız da hiç yakışık almamış sayın başkanım. Bu yazıyı bir uyarı olarak kabul edeceğinizi umuyorum. Çalışmalarınızda başarılar dilerim. Kalın Sağlıcakla.

Devamını Oku

KUZEY SURİYE’DE ABD’NİN GÜVENLİĞİ TEHLİKEDEYMİŞ?

2

BEĞENDİM

ABONE OL

Son günlerde gıda ürünlerindeki fiyat artışları, muhalefet partilerinin hala belirleyemediği Cumhurbaşkanı kim olacak tartışmalarının yoğunluğu nedeniyle, dış politikada nelerin olup bittiği pek tartışılmıyor medyada!

Oysa hem bölgemizi ve hem de ülkemizi çok yakından ilgilendiren gelişmeler yaşanmakta. ABD Başkanı Joe Biden Temsilciler Meclisine yolladığı mektup da; “Suriye’deki ve Suriye ile ilişkili durumları özellikle de Türkiye Hükümeti’nin Kuzeydoğu Suriye’ye askeri saldırı düzenleme eylemleri, DAEŞ’ı yenme politikasına zarar veriyor, sivilleri tehlikeye atıyor, bölgedeki barış, güvenlik ve istikrarı zedeleme politikasına zarar veriyor. ABD’nin ulusal güvenliği ve dış politikası için bir tehdit olmayı sürdürüyor. Suriye’deki durumla ilgili ulusal olağanüstü halin devam ettirilmesi gerektiğine karar verdim.” Diyor. Kuzeydoğu Suriye’de PKK’nın PYD kolu faaliyet gösteriyor. Sözde DAEŞ’le savaşıyor diye binlerce tır dolusu silah ve mühimmat yardım ediyor. Halbuki DAEŞ’le savaşan tek ülkenin Türkiye olduğunu gizliyorlar. Çünkü uzun bir süre DAEŞ’le Türkiye’yi yanyana koydular. Maalesef içerdeki hükümet muhalifleri de bu yalanı desteklediler. Oysa PYD, PKK’nın bölgede ve içimizdeki terör hareketlerine destek veriyor, organize ediyor. Binlerce sivilin yerinden yurdundan edilmesine, katledilmesine neden olduklarını görmezden geliyorlar. Binlerce km. uzaklıktaki ABD sınırımızda yaşanan olayları ABD’nin ulusal güvenliğine zarar veriyor diye endişeleniyor. Oysa yıllarca onun destek verdiği terör örgütlerine karşı savaşarak milli güvenliğimizi korumamızı kendisine tehdit gibi görüp bizi tehdit ediyor.

PYD/PKK’lı  ‘Mazlum Kobani’ kod adlı terörist Ferhat Abdi Şahin The Times gazetesine verdiği demeçte ABD Başkanı Joe Biden’in Suriye’de kendilerini terketmeyeceklerine dair söz verdiğini açıklıyor. Ayrıca ‘Dürüst olalım, Amerika’nın Afganistan’dan çekilmesinden sonra insanlar korktu. Gönderdikleri temsilciler “ Buranın Afganistan gibi olmayacağına dair bize güvence verdiler. Politikanın tamamen farklı olduğunu söylediler” dedi. Bu açıklamalara Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu; “Türkiye’yi suçlamak yerine ABD kendi yanlış politikalarından vazgeçsin. Ayrıca Amerika halkına da kongresine de daha dürüst davransın” diyerek  tepkimizi gösterdi.

Hadi HDP’nin ABD’nin bu politikalarına tepki göstermesini beklemeyiz. Afganistan’dan çekildikten sonra HDP heyeti ABD’ye gitti, herhalde gezmek için gitmediler. Buna karşın her söze başlarken Atatürk’ün partisiyiz diyenlerle, biz milliyetçi damardan geliyoruz diyerek eski ülkücülüklerini piyasaya sürenlerden tek bir ses çıktığını gördünüz mü, işittiniz mi? Nasıl ses çıkarsın bu hükümeti yıkmak için yardım edeceğini söyleyen ve ondan yardım isteyen zihniyet Türkiye için aynı amacı taşıyor demektir. Hatırlarsanız Kılıçdaroğlu bir söyleşisinde ‘PYD bize mi saldıracak’ diye PKK’nın Suriye koluna güzelleme yapmıştı.  Bir ülkede hem iktidar ve hem de muhalefet milli ve yerli olmalı. Eğer ikisinden birisi bu kritere uymuyorsa vay o ülkenin haline! Yalnız unutulmasın yıllarca dışarının davulunu çalanlar artık o davulun patlatılmasına çok az bir zaman kaldı. Kalın Sağlıcakla.

Devamını Oku

“CHP HDP’YE MUHTAÇTIR” ÖYLE Mİ?

1

BEĞENDİM

ABONE OL

 

“CHP HDP’YE MUHTAÇTIR” ÖYLE Mİ?

İ.P’nin Genel Başkanı Meral Akşener’in ben cumhurbaşkanlığına aday değilim, ben Başbakan olacağım demesi siyaset dünyasını dalgalandırdı. Ay değil bayram değil eniştem beni niye öptü misali, seçimlere 2,5 yıl varken, bir de üstüne üstlük başbakanlık makamı yokken bu açıklama neyin nesi diye tartışılıyor. Akşener’in çalışma arkadaşlarının bazılarının bu karardan haberleri olmadığı gibi, bazıları da bu kararın gerçekten feragat sahibi bir kişi olduğunu gösteren, ayrıca Millet İttifakı’nın önünü tıkamamak için aldığını söylediler. Hatta Kılıçdaroğlu bile Başbakan olacağım sözünün değerli olduğunu söylemekten geri kalmadı.

Olayın esas başka yönünü irdeleyelim isterseniz. Başlığı okuyan CHP’li arkadaşların içinden neler söylediklerini tahmin ediyorum. Aslında bu sözün sahibi ben değilim. Millet İttifakı HDP oyları olmadan seçimi kazanamayacaklarını çok iyi biliyorlar. Fakat MHP’nin milliyetçiliğini beğenmeyen İ.P ile HDP nasıl yanyana getirilecek. Akşener aday olsa HDP oyları ittifaka gelmez. Gerçi CHP’deki Atatürkçüler de HDP’yle birlikteliğe oy vermezler. Gerçi bu kesim çoktan tasfiye edildi, edilmeyenlerde Erdoğan düşmanlığı nedeniyle ıkıla sıkıla oy vereceklerdir. Geriye CHP-HDP yakınlığının inşası kalmakta. 2015’den bu yana bu birliktelik de örülmekte.. En son belediye seçimlerinde apaçık yaşandı. Kılıçdaroğlu’nun Kürt sorununu HDP’yle biz çözeriz demesi tesadüf olamaz. Gerçi İmralı’yı gösterseler de adres ters yüz edildi. İ.P yetkilileri de HDP meşrudur sözleriyle yeşil ışık yaktılar.

Bakınız, Kandil’in elebaşlarından terörist Duran Kalkan ne diyor;  CHP’nin HDP’ye muhtaç olduğunu ittifakın devam etmesi gerektiğini söylüyor. HDP’nin son seçimlerde CHP’nin önünü açtığını belirten Kalkan “Mesela HDP’nin bu çıkışı bazı CHP’liler ters yorumlayabilir ama öyle değil. CHP’lilerin önünü açtı, güçlendirdi, irade kazandırdı. Bu yüzden HDP’ye muhtaçlar”. Beyler biz HDP’yle görüşürüz falan diyorsunuz ama çok iyi biliyorsunuz ki; HDP Kandil yat desin yatar, kalk desin kalkar. Seçmenlere yalan söylüyorsunuz aslında HDP’nin ağa babalarıyla ittifak içindesiniz bunu açık açık söyleyin. Bakın; demokrasi yardımı istediğiniz ABD açıktan PKK’ya her türlü desteği veriyor, siz niye saklıyorsunuz. ‘Sözde milliyetçiler, sözde sosyalistler, sözde muhafazakarlar ve  sözde libarel özgürlükçüler’ sizleri ABD, Nato, Fetö ve PKK’yla bir araya getiren ne söyler misiniz. Söyleyemezsiniz ama ben söyleyeyim. Türkiye nasıl içerde askeri vesayeti kırıp parçaladıysa 2023’de ABD’nin, Nato’nun ve onların aparat olarak kullandıkları terör örgütlerini ve işbirlikçilerinin etkisini de tarihin çöplüğüne atacaktır. Buna engel olmak için ellerinde ne varsa kullanacaklar, tüm umutları Millet İttifakı’nın iktidar yapılmasıdır. Ama muvaffak olamayacaklardır.

YUNAN GAZETECİ ACIMADAN İFŞA EDİYOR

Yunan asıllı Avustralya’lı gazeteci bakınız ne diyor.” Tayyip Erdoğan bir sonraki seçimi kazanamazsa iktidara Washington yanlısı bir liderin gelme ihtimali yüksek. Erdoğan seçimleri kaybederse, Türkiye’nin Nato’nun çıkarlarına hizmet etme yoluna geri dönmesi muhtemel” diyor.

‘Ayrıca son Soçi görüşmesiyle Türkiye-Rusya ilişkilerinden başta ABD ve Nato rahatsız oluyor. Türkiye ve Rusya’nın ortak jet motorları, savaş gemileri ve denizaltılar üretmenin yanı sıra nükleer güç konusunda da işbirliği halinde olması yadırganıyor’ deniliyor. Varsın olsunlar, biz ülke savunması için artık kimseden emir alacak değiliz, ayrıca savunmamızı yapacak güce de sahibiz. Türkiye yıllarca emir altında tuttuğunuz bir ülke olmaktan çıkıyor ve çıkmakta. Kabul edersiniz etmezsiniz o sizin bileceğiniz iş…

CİHAT YAYCI’YI KIZDIRMIŞLAR

2009’da başlayıp yıllarca emek verdiği Mavi Vatan projesini bürokrasinin engellemesine karşın, Erdoğan’ın imzalayın demesiyle hayata geçti. Atatürkçü vatansever olduğunu açıktan söyleyen bu emekli generale başta Yunanlılar, Kıbrıs Rum kesimi, İsrail, Körfez Ülkeleri ve CHP’li yöneticiler karşı çıkıyorlar. Mavi Vatan Türkiye’dir. 462bin km.karelik alanıyla ana karanın devamıdır. Daha doğrusu Vatan’dır. Doğu Akdeniz’de çıkarları bozulan ülkelerin karşı olmalarını anlıyorum da, CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’nun dış politika danışmanı Ünal Çeviköz’ün açıklamalarını nereye koyacağız. Çeviköz “ Türkiye Doğu Akdeniz’de yayılmacı, genişlemeci politikalar izliyor” diyor. Aynı sözleri Yunan Lobisi de söylüyor. Mavi Vatan’ın mucidi emekli general Yunan lobisiyle ortak davranan içerdekiler için bakınız ne diyor. “Bunlar ya cehalet içindedirler, ya kasıt, ya da ihanet içindedirler” Bu satırları yazdığım sırada Mavi Vatan sınırları içine giren bir Rum gemisi sınır dışına çıkartılmış. Hükümet sözcüsü Çelik; “ Mavi Vatan bizim kırmızı çizgimizdir” diye açıklama yapıyordu. Kalın Sağlıcakla.

Devamını Oku

KOMŞUNUN ÇOCUĞU!

0

BEĞENDİM

ABONE OL

KOMŞUNUN ÇOCUĞU!

“Keşke sende biraz bize benzeseydin, keşke daha sıradan bir insan olsaydın ve bu kadar mükemmel olmasaydın. Sende bazı şeyleri başaramamış olsaydın ve her insan gibi senin de hataların olsaydı. Ama sen hep mükemmeldin, hatasızdın, başarılıydın, güzel ahlaklıydın.

Kaç çocuk vardır ki hayatının herhangi bir döneminde mükemmel komşu çocuğuyla kıyaslanmamış olsun. Bu yüzden eleştirilmemiş, etiketlenmemiş, kalbi kırılmamış olsun. Belki de o komşu çocuğu hiç yoktu, belki de sadece bir ütopyaydı. Fakat kalbi kırılan, okuldan kaçan, anne babasıyla ilişkileri bozulan çocuklar gerçekti.

Asla ulaşılamayan bir ütopyaydı “komşu çocuğu”. Bir erdemler abidesi, tüm ideal kişilik özelliklerine sahip, belki apartmanımızda, belki mahallemizde, belki de köyümüzde yaşayan komşu çocuğu. Anne babaların çocuklarının başarılarını, kişiliklerini, duygularını ve alışkanlıklarını kıyaslarken kendilerine referans noktası aldıkları dünyanın en mükemmel çocuğu.

Halbuki çocuklarını olduğu gibi kabul etseydi anne babalar, daha etkin dinleseydiler, başarısızlıklarından ziyade başardıklarına odaklansaydılar ve onu  başka bir çocukla kıyaslamasaydılar sorunlar daha kolay çözülebilir, ev/ okul ortamında daha az problem davranışla karşılaşabilirdi.

Yargılamak, eleştirmek, tehdit etmek ve kıyaslamak ebeveyn ilişkisini bozan ve en sık yapılan hatalardır. Elbette çocuklarda eleştirilebilir ama bunu yaparken çocukların kişiliklerine ve benlik algılarına zarar vermeden yapmak gerekir. Aksi takdirde bu tür yanlış ebeveyn tutumları çocukların duygu ve davranış problemlerinin en güçlü yordayıcılarından biridir.

Sürekli eleştirilen, yargılanan, başkalarıyla kıyaslanan ve takdir edilmeyen çocuklarda zamanla, kendini yetersiz görme, bir işe yaramadığını düşünme, içine kapanma, sosyal etkileşim ve sözel iletişimden kaçınma gibi duygu ve davranış problemleri görülebilir. Bu yüzden anne babalar komşunun çocuğunun insanüstü meziyetlerini sayıp dökmek yerine kendi çocuklarına odaklansınlar, onları cesaretlendirsinler ve onlara güvensinler.

Bir toplumda çocuklar mutsuz, yalnız ve öfkeli büyüyorsa o toplumun geleceğinde de mutsuzluk, yalnızlık, öfke ve şiddetin olması kaçınılmaz bir sorundur. Ebeveynlik sadece  çocukların karnını doyurmak ve onlara konforlu bir hayat sunmak değildir. Ebeveynlik aynı zamanda çocukların güzel ahlaklı, mutlu, özgüvenli, topluma ve tüm insanlığa faydalı bireyler olması için onlara rehberlik etmek, yolunu aydınlatmaktır. Ne mutlu bunu başarabilenlere…

Vesselam…”

NOT:  Yıldız Teknik Üniversitesi Öğretim Görevlisi Doç. Dr. Özkan Sapasağlam’dan alıntıdır.

 

Devamını Oku

HER KAFADAN SES ÇIKMASI DEMOKRASİ İŞARETİ DEĞİLDİR!

0

BEĞENDİM

ABONE OL

 

HER KAFADAN SES ÇIKMASI DEMOKRASİ İŞARETİ DEĞİLDİR!

İ.P Genel Başkanı Meral Akşener’in İmamoğlu’nu Fatih’e benzetmesi hem İ.P’de, hem de CHP’de tartışmalara neden oldu. İki partide varolan rahatsızlığı İ.P Genel Başkan Yardımcısı Cihan Paçacı’nın açıklamaları ortaya çıkarıverdi. Paçacı,” Kemal bey son dönemde sürekli tekil konuşuyor, madem birlikte bir hükümet kuracağız, bunları bize sordunuz mu” diyerek Kılıçdaroğlu’na ayar vermeye kalkıştı. Kılıçdaroğlu’nun iktidara gelirse gençlere neler vaadedeceğine yönelik açıklamalarıydı. Bu her zaman her parti liderinin seçmene yönelik söylemleri.. Temelde, 2023’de Cumhurbaşkanlığına kimin aday gösterilmesi konusu yatıyor. Yalnız Akşener-İmamoğlu’nun oluşturduğu ittifakın Kılıçdaroğlu’nun aday olacakmış gibi hareket etmesiyle açığa çıktı, Akşener kanadını rahatsız etti. Sanki bugüne kadar haftada en az iki kere bir araya gelmelerine rağmen kimin nerede ne konuşulacağı konusunda belirsizlik yaşamaları, ittifakın lokomotifini uyarmaları hiç de hoş değil. CHP kanadının sert tepki göstermesi karşısında İ.P Genel Başkanı Akşener’in açıklaması evlere şenlik “ Bizim partide ‘her kafadan ses çıkıyor’ diye tanımlanan bir siyasi yapıyız. Evet demokrasi bu”. Bir partide olaylara farklı yaklaşan, farklı analiz yapanların olması aslında o partide çoğulculuk, çokseslilik yaşatıldığı için partiye zenginlik katar. Bu durum partinin yetkili organlarında yaşanır. Seçmenin karşısına tek ses olarak çıkılır. Yoksa mutfakta konuştuklarınızı kamuoyunun karşısında sergiler, yani herkes farklı farklı konuşursa buna demokrasi denilemez. Buna ancak kakafonilik  denilir.

Uzun yıllardır Akşener’i 28 Şubat’a karşı cesurca dimdik karşı çıktığı yalanına inanmıştık. O dönemde 32.Gün’de Mehmet Ali Birant’a verdiği röportajda açıkça 28 Şubat kararlarını gönülden desteklediğini, kılık kıyafet konusunu takip edeceğini belirttiğini öğrendik. Bugünlerde yeni bir şey daha öğrendik. 2018 Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Abdullah Gül’ün adaylığını Akşener’in  bende adayım diye önlediğini zannediyorduk. Halbuki İ.P kurulurken Hayrünissa Gül’ü Genel İdare Kurulu Üyesi olarak partiye Akşener davet etmiş. Akşener-Gül dostluğu çok eskilere dayanıyormuş. Abdullah Gül’ün adaylığını engelleme diye bir şeyde söz konusu değilmiş. 28 Şubat olayı gibi bu konuda da kamuoyu yanlış bilgilendirilmiş. Bütün bu bilgiler İ.P Genel İdare Kurulu Üyesi bir partiliye ait, sakın dedikodu falan da sanmayın.

CHP HEYETİ KUZEY IRAK’TA

Yıllarca AK Parti’nin PKK terör örgütünü yok etmek için çeşitli kanalları kullanarak yaptığı mücadeleyi karalayarak, bazen ülkeyi bölecekler, bazen ülkeyi PKK’ya teslim ediyor gibi suçlamalar, bazen de Kuzey Irak Özerk Kürt Federe Devleti yetkilileriyle karşılıklı ziyaretleri ‘Megri, Megri’ diye sarakaya almaları unutulmadı. Barzani güçlerinin PKK’ya başlattığı saldırılar sırasında CHP heyetinin K.Irak Kürt yetkilileriyle konuşması hayra alamet değil. Bir siyasi partinin yabancı ülke temsilcileriyle görüşme yapmaları ancak devlete bilgi vermeleriyle mümkün olabilir. Ya da görüşme yaptıktan sonra yetkililere bilgi verilmesi gerekir. Aslında K.Irak’a yapılan ziyaret hem kendi seçmenini, hem de içerdeki Kürt seçmenlere verilen mesajdır. Cumhurbaşkanlığı seçimlerine giderken yapılan manevralardır. Yapması gereken; Türkiye kamuoyuna bu konuda neler yapacağını bir proğram çerçevesinde açıklamasıdır. Yoksa bu tür popülist yaklaşımlarla Kürt seçmenlerini kandıramazsın. Çünkü tarihte bir çok kereler aynı senaryolar yaşandı. Hatta şunu rahatlıkla söylenebilir; PKK terör örgütünün ortaya çıkması ve büyük bir sorun haline gelmesinin müsebbibi  bu zihniyettir.

PKK’ya sözde karşıyız diyorlar da, bir kerecik olsa dahi PKK’ya binlerce tır silah yardımı yapan ABD’ye tek kelime etmediler. Hatta son zamanlarda PKK terör örgütü bile diyemiyorlar. 700 günü aşkın Kürt Analarının başlattığı HDP önündeki evlatlarımızı geri verin kampanyasının yanına yaklaşmadılar. Yaklaşamazlar, söyleyemezler PKK’nın da  fonlanan medyanın arkasında ve hem de bazı teşekküllerin içinde işbirlikçileri var. ABD’nin çekildiği ülkelerde milyonlarca insan ülkelerinden niye kaçıyorlar dersiniz. Yazlıkta bırakılan sokak köpekleri gibi başıboş kalıverirler. Kalın Sağlıcakla.

 

 

 

Devamını Oku

Deneyimlerinizi kişiselleştirmek amacıyla KVKK ve GDPR uyarınca kullanılan çerezler bakımından kişisel tercihlerinizi Çerez Onay Aracından yönetebilir, daha fazla bilgi için Veri ve Çerez Politikasını ziyaret edebilirsiniz. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz.Veri ve Çerez Politikası için tıklayınız.