DOLAR

18,5929$% 0.02

EURO

18,2301% 0.23

GRAM ALTIN

1.023,05%0,03

ÇEYREK ALTIN

1.673,00%-0,24

TAM ALTIN

6.671,00%-0,24

ONS

1.712,23%0,00

BİTCOİN

371784฿%-0.76992

İmsak Vakti a 02:00
Çankırı KAPALI 12°
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a
Mehmet AKBACAK

Mehmet AKBACAK

07 Eylül 2022 Çarşamba

HEM SATAŞIYORLAR, HEM DE KORKUYORLAR!

1

BEĞENDİM

ABONE OL

HEM SATAŞIYORLAR, HEM DE KORKUYORLAR!

Son günlerde Yunanistan Hükümet’i akıl almaz işlere kalkışıyor. Ülkesini tam bir ABD üssü haline getirdikten sonra şımarık çocuk misali sağa sola çelme atmaya çalışıyor. Sağa sola derken yani bize. Bugüne kadar Yunanistan’a ait savaş uçakları hava sahamızı 256 defa ihlal etmiş.Türk jetlerine 158 kez tacizde bulunmuşlar. Yunan sahil güvenlik botlarının karasularını ihlal sayısı 33. Anlayacağınız ABD ve AB’yi arkasına alan Yunanistan çok tehlikeli davranışlarda bulunuyor. Türkiye’nin ABD ve AB’den çekinerek ses çıkaramayacağını düşünüyorsa, Yunanistan yanılıyor. Teknofest  Karadeniz etkinlikleri için Samsun’a gelen Erdoğan sonunda patladı. Konuşmasına, “ Ey Yunan, bak tarihe bak, tarihe dön, çok daha fazla ileri gidersen bedeli ağır olur. Yunanistan’a bizim tek cümlemiz var. İzmir’i unutma. Adaları işgal etmeniz falan bizi bağlamaz, vakti saati geldiğinde gereğini yaparız. Hani diyoruz ya bir gece ansızın gelebiliriz” Erdoğan’ın haklı olarak Yunanistan’ı uyarması Yunan medyası tarafından; “ Erdoğan Yunanistan’a saldırdı, Erdoğan’dan yeni bir meydan okuma, Erdoğan’dan yeni provokasyon” gibi başlıklar atarak panik havası yarattılar. Son olarak da arkasındaki güçlere mesaj göndermeyi de ihmal etmedi.”Yunanistan bizim ne siyasi ne ekonomik ne de askeri olarak dengimiz ve muhatabımız değildir” diyerek noktayı koydu. Anlayan anlasın, anlamayan da zamanla anlar. Yunanistan boyuna boşuna bakmadan bize hem sataşıyor, kararlı halimizi görünce de korkuyorlar.

Türkiye Yunanistan’ın şımarıklığı karşısında tavır alırken, bizim muhalefet sanki başka ülkenin muhalefeti gibi seyirci kalıp hatta alttan alta Erdoğan seçimleri kaybedeceğini anladı da bu yüzden gerginlik yaratıyor diye de trollerini hareketlendiriyor. Bize saldıran Yunanistan’a laf etme, PKK’ya şirin gözükmeye çalış, hatta bir iki bakanlık verilebilir de, Fetö’den ve PKK’dan ceza almışları biz iktidara gelince görevlerine döndüreceğiz de; halktan tepki gelince de kıvır Allah kıvır.. Öğrencileri kışkırt, öğretmenleri kışkırt, işverenleri, bürokratları tehdit et. Ondan sonra da kamplaşmanın nedenini hükümete yükle. Millet sanki aptal, yediremezsin Kılıçdaroğlu, bunu kafana iyice sok.

AK PARTİ’Yİ KAPATACAKLARMIŞ

CHP Mersin milletvekili Ali Mahir Başarır başta olmak üzere DP Genel Başkanı Gültekin Uysal, son olarak da TİP milletvekili Ahmet Şık; AK Parti kapatılacak, milletvekilleri ve yöneticileri yargılanacak. Şık daha ileri giderek AK Parti’yi terör örgütü olarak yargılayacaklarını söylüyor. HDP grup başkan vekili Beştaş’ta sizleri adil yargılayacağız diyor. Ahmet Şık’ın savcı Mehmet Kiraz’ı katleden katilleri nasıl savunduğunu hatırlarsınız. Kandil’in onayıyla milletvekili olup, köprüde korsan gösteriler yaparak provokasyon peşinde bir adam. Beştaş ise PKK’ya tek bir çift laf edemeyen teröristleri şehit olarak gören bir zihniyetin temsilcisi olduğunu dünya alem biliyor. Beştaş’a bir çift sözüm var; 1000 günden bu yana evlatlarının PKK tarafından kaçırıldığını yaz, kış, yağmur, çamur demeden haykıran annelere ne diyeceksin. Adil olacaklarmış. Önce annelerin evlatlarını kaçıranlara ne diyorsun. Gerçi bir şey diyemezsin, çünkü seni onlar görevlendiriyor. İçişleri Bakanı Süleyman Soylu açık açık “DEAŞ, PKK, PYD, ve  Fetö’nün sahibi Amerika’dır” diyerek ilk defa ABD’yi suçladı. Karşı çıkan varsa açıklasın da bilelim. Kalın Sağlıcakla.

 

Devamını Oku

  SİZ NİYE MEMNUN OLMADINIZ?

1

BEĞENDİM

ABONE OL

 

SİZ NİYE MEMNUN OLMADINIZ?

Madrid’deki zirve toplantısında Türkiye’nin İsveç ve Finlandiya konusundaki tavrı gündemin ana konusuydu.

Türkiye bu iki devletin Nato’ya üye olmasına evet demek için öne sürdüğü şartların yerine getirilmesini şart koştu. Kabaca PKK-PYD ve Fetö’nün terör örgütü olduğunu kabul etmelerini, her türlü faaliyetlerinin yasaklanmasını ve iade edilecek teröristlerin Türkiye’ye verilmesiydi. Ayrıca ilk defa bu terör örgütlerinin Nato gibi bir örgüt tarafından kayda geçirilmesydi.

Mutabakat anlaşması imza edildikten sonra taraflara baktığımda PKK ve Fetö çevresi İsveç ve Finlandiya hükümetlerine karşı alabildiğine öfkelilerdi. Demokrasi, hukuk ve özgürlük kavramlarını tepe tepe kullanarak ‘Diktatör’ü destekledikleri için bunun hesabını soracaklarını söylüyorlardı. En çok korktukları da Türkiye’ye iade edilmeleriydi ve bu uygulamanın ilerde tüm Nato ülkelerinde uygulanmasına geçilme riskiydi.

Madrid zirvesinden açık bir şekilde Türkiye kazançlı çıktı. Bu konuda PKK ve FETÖ’nün  rahatsız olmalarını anlayabiliriz. Lakin Türkiye’deki muhalefet de rahatsız oldu. Neymiş; Erdoğan sözünün eri olmamış, geri adım atmış, taviz vermiş. Ne demişti Erdoğan; “bu iki ülke bizim isteklerimizi yerine getirmediği sürece Nato’ya giremez” diyerek net tavrını ortaya koymuştu. Peki ne oldu? Yapılan mutabakat anlaşmasına göre isteklerimizi yerine getireceklerine söz verdiler. Şayet sözlerinde durmazlarsa üyeliklerine onay verilmeyecek. Onayı da TBMM verecek. Gelinen durum bu kadar netken durumdan vazife çıkarmaya kalkmalarına ne demeli. Ey..Muhalefet bundan siz niye memnun değilsiniz? Yoksa 6’lı masanın destekçilerinden mi korkuyorsunuz da seçmenin tavrından neden korkmuyorsunuz, seçmeni aptal yerine mi koyuyorsunuz? Sakın ha!

AKŞENER’İN ODASINDAKİ OBJELER

3Temmuz günü toplanan 6+1 muhalefetin sonuç bildirisinden çıka çıka bir takım objeler çıktı. Toplantıda bulunanlardan bazıları Allah bilir Atatürk fotoğrafına, bazıları da Esma ül Hüsna’ya ve bazıları da Orhun Kitabelerine sırtlarını dönük oturmuşlardır. Yüzyüze oturmaları hiç de kolay olmayacaktır. Zeytin dalı da “HDP’ye” yakışırdı ne de olsa PKK’ya ağzını açamayanlar sürekli barış, demokrasi nutukları atarak sözde barışsever olduklarını göstermeye çalışıyorlar. Kum saati de bu toplantılardan gına geldi ne zaman bitecek diye hep beraber kumun akışını izliyoruz. Toplantının yapıldığı gün Ankara’da HDP’nin kongresi vardı. 6’lı masaya direktifler göndererek nasıl çalışma yapacaklarını dikte ettirdiler.

DÜZCE’NİN ZOR VE ACI GÜNLERİ

Düzce geçen haftayı sel felaketinin meydana getirdiği acı veren olayları yaşadı. Sele karşı mücadele sırasında yaşamını yitiren dozer operatörü Okan Bayrak’ın arama çalışmaları devam etmekte. Tarım arazileri sular altında kaldı. Ahırlarda hayvanlar telef oldu. Bir haftaya yakın su şebekesi selden dolayı tahrip olunca şehir susuz kaldı. Fırsat bekleyenler hah şimdi Özlü’nün tozunu çıkartırız diye ellerini oğuşturmaya başladılar. Transfer milletvekilini bile devreye soktular. Yalnız hızlı bir şekilde büyüyen Düzce’nin başta su ve kanalizasyon alt yapısının yeni baştan düzenlenmesi şarttır derken Ekim ayında bunun ihalesinin yapılacağı duyuruldu.

ŞEHİDİMİZ VAR

Pençe-Kilit operasyonunda PKK’lı teröristlerle girdiği çatışmada Gölyakalı Uzman Çavuş Serhat Bal şehit düşmüştür. Başta ailesinin ve Türkiye’nin başı sağolsun. Eğer bizler yataklarımızda, işyerimizde, yolda, belde rahatça yaşıyorsak tüm bunları başta Serhat Bal olmak üzere tüm şehitlere borçluyuz. Allah rahmet eylesin, mekanı cennet olsun. Kalın Sağlıcakla.

 

 

Devamını Oku

DEMEK Kİ GİZLİ GÖRÜŞÜYORMUŞSUNUZ!

1

BEĞENDİM

ABONE OL

 

DEMEK Kİ GİZLİ GÖRÜŞÜYORMUŞSUNUZ!

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Kılıçdaroğlu’na son günlerde sıkça ya aday olduğunu açıkla, ya da adayınızı açıklayın diyerek sıkıştırmaya başlaması karşısında Kılıçdaroğlu zor durumda. Gerçi Erdoğan’ın kendisini rakip olarak görmesi de hoşuna gitmiyor değil. 6+1’li masa sürekli olarak aday konusu sorusuna; daha biz bu konuyu hiç tartışmadık derken, bir yandan da seçim tarihini açıklayın bir gün sonra adayımızı açıklarız diyerek bu konuda samimi olmadıklarını da göstermiş oluyorlar.

Aslında 6+1’li masanın aday göstermesi o kadar da basit değil. Aday gösterilecek kişi; hem ‘solcu’ların, hem ‘sağcı’ların, hem ‘milliyetçilerin’, hem ‘muhafazakarların’ ve hem de ‘Kürt milliyetçilerinin’ oylarını alabilecek düzeyde olması gerekiyor. Bunu ancak Türkiye’de sadece Erdoğan gerçekleştirdi. Bu yüzden 20 yıldır iktidarda..Neyse muhalefet cephesinde bu nitelikte şimdilik kimse görünmüyor.İmamoğlu ve Yavaş bir bakıma kenara çekildiler, daha doğrusu çektirildiler. Akşener ben başbakan olacağım diyerek aday olma riskinden kurtuldu. Geriye kala kala bir Kılıçdaroğlu kalıyor. Ama yine de belli olmaz sahanın temizlenmesi devam ediyor. Kılıçdaroğlu’na sıra geliyor galiba.. Son günlerde Kılıçdaroğlu’nun konuşmalarına bakarsak aday olacak  düşüncesi hakim olmakta. Bu durum muhalefet cephesinde paniğe neden oldu. İsmail Saymaz, Levent Gültekin ve Muharrem Sarıkaya gibi  yağcı gazeteciler Kılıçdaroğlu’nun seçilemez düşüncesiyle dinsel kimliğini öne çıkartıp aday olmasının önüne geçmeye çalıştılar. Bunu yapanlar Millet İttifakı’nın adamları işin garibi. Çıkartılacak dinsel tartışmayı farkeden Erdoğan herkesten önce Kılıçdaroğlu’na destek vererek son noktayı koymuş oldu. Aday açıklamama konusunda ileri sürdükleri bir tez var ki, akıl alacak gibi değil.. Neymiş aday olacak kişiyi seçimlere kadar yıpratırlarmış. Ne adaymış ki; 20 yıldır iktidarda olan kişi yıpranmıyor, yeni aday bir yıl içinde yıpranma korkusu yaşanıyor. Allah muhafaza bu kişi seçildi farz edelim; bir iki yıl içinde o zaman paramparça olur.

Esas meselenin püf noktasına gelelim. Burası zurnanın zırt dediği yer, daha doğrusu dananın kuyruğu ya kopacak, ya kopacak. 14.Haziran günü HDP Eş Başkanı meclis grubunda ilk defa açıkça Millet İttifakı’nı ben uyardı diyeyim, siz tehdit etti diyebilirsiniz. HDP Eş Başkanı Mithat Sancar; “Artık kimsenin kendi pozisyonunu gizleyecek, orta sahada top dolaştıracak alanı kalmadı. Finale doğru yürüyoruz, herkes gerçek amacını ve gelecek için taahhütlerini, sözlerini daha açık söylemek zorundadır”. Kılıçdaroğlu’nun kaset komplosuyla CHP’nin başına getirilmesiyle başlayan gizli görüşmelerde yapılan anlaşmalar 2015 genel seçimlerinde ( Ne güzel birlikte salladık sözünü hatırlayın) HDP’nin baraj altında kalmaması için CHP’nin her evden bir oy verelim çağrısıyla baraj aşıldı. Kılıçdaroğlu’nun PKK’nın çukur eylemlerini yapanlara “Arkadaşlar” diye hitap etmesi ve 2019’da başta İstanbul ve diğer büyük şehirlerde gizlice yapılan ittifakla seçimlerin alınması HDP’nin ağırlığı kendini hissettirdi. Seçmenlerinin ve kamuoyunun baskısından korkan Millet İttifakı HDP’yle yaptıkları gizli ittifakı reddederken HDP milletvekilleri bilhassa İ.P sıralarına dönerek; bizim sayemizde bu sıralarda oturuyorsunuz sözleri karşısında sus pus oldular. Bakmayın ara sıra İ.P’den HDP’ye gelen seslere, tipik bir kayıkçı döğüşü. Devam edelim Sancar daha neler söylemiş; Ortak aday fikrine açık olduklarını, ancak bunu yaparken açık müzakere, doğrudan diyalog, gerçeklerle yüzleşme temelinde bir mutabakatı esas aldıklarını belirtip… Bu yöntemin karşılık bulmaması durumunda kendi yollarında yürümeye devam edeceklerini kendi adayımızı çıkartmayı da önümüzde en önemli seçenek olarak tutuyoruz diyerek; “Kimse başka şeyler aramasın. Herkesle konuşmaya açığız, saklımız gizlimiz yok” dedi.

Sancar açıkça bıktık artık kapalı kapılar ardındaki konuşmalardan, verilen vaatlerden,taahütlerden saklımız gizlimiz olmadan açıkça konuşalım diyerek ateşten topu Millet İttifakının kucağına atıverdi. Hadi bakalım İ.P’nin burnundan kıl aldırmayan Genel Başkanı ve TV’lerdeki yayınlarda kükreyen sözde ülkücüler, Mustafa Kemal’in askerleriyiz diyen sahte Atatürkçüler, Sancar’a cevap verin, veremezsiniz. Hadi bakalım Çözüm süreci boyunca bakanlık, başbakanlık yapmış 6’lı masanın yan ortakları siz ne diyeceksiniz. Sizler zaten masada garnitür olarak bulunuyorsunuz, olsanız da olmasanız da olur. Yeter ki; masayı kaybetmeyin.

HDP’nin şartları ne dersiniz; Kılıçdaroğlu Hakkari’de yerel özerklik vaadi vermişti, Demirtaş’ı serbest bırakacağım demişti. Tanju Özcan’ı ihraç edin demişlerdi. Kılıçdaroğlu’nun Van toplantısından sonra HDP hareketlendi, 81 ilden Gemlik’e Öcalan’a özgürlük yürüyüşü başlatmaları, Kadıköy’de bir milletvekilinin polis memurunu tokatlaması gelecekte yapılacak provokasyonların işaret fişeği olduğunu aanlayın. K.Suriye’ye yapılacak PKK operasyon öncesi, Yunanistan krizi, Nato tartışmasının yoğun olduğu bir zamanda HDP’nin PKK’nın önerdiği eylemlere kalkışması bizi tehlikeli sulara götürür. Millet İttifakı,bu konularda taviz vererek HDP’nin desteğini almaya kalkışırsanız, ilerde yaşanacak olayların baş sorumlusu olacağınızı unutmayın. Umarım aklı selim davranırsınız. Kalın sağlıcakla.

Devamını Oku

ONLAR UTANMIYORLARDA, SEN  UTANDIN MI?

0

BEĞENDİM

ABONE OL

 

ONLAR UTANMIYORLARDA, SEN  UTANDIN MI?

29 Mayıs günü toplanıp 7,5 saat görüşmeden sonra yayınlanan bildirgeye en sert tepkiyi HDP’nin eski Eş Başkanı zehir zemberek bir açıklama yaparak, aslında masanın esas patronunun kim olduğunu ifşa etti.

Demirtaş, HDP ile gizli ittifak içersinde olan ve kendi içersinde de adaylık yarışı yapan 6’lı masaya tepki gösterdi. “Muhalefetin belli başlı liderlerini olabildiğince dikkatle ve özenle takip ediyorum. O kadar çok gereksiz şeyi tam bir kakafoni şeklinde söylüyorlar ki, sonuçda hiçbir şey söylememiş oluyorlar. Tek bir soruyla bitireyim, on milyonlara bakıp da hiç mi utanmıyorsunuz?. Ben siyasetçi olarak çok mahcubum, hapiste bile utanıyorum. Meğer siz kararsız seçmenden daha kararsızmışsınız. Lütfen artık kendinize gelin” diyor.

Evet gerçekten haklısın on milyonlara umut verecek hiçbir projeleri yok, altın günü yapar gibi toplanıp, toplanıp dağılıyorlar. Siz hiç duydunuz mu? Ülkenin temel sorunları hakkında ne diyorlar. Dış politikada ki tavırları ne? Kuzey Suriye’ye yapılacak operasyonlar konusunda, Yunanistan’ın son günlerdeki saldırgan tavırlarına ne diyorlar bilen var mı? Varsa bile söyleyemiyorlar, çünkü birisinin söylediğine öbürü farklı bakıyor. Birisi  HDP meşru parti diyor, öbürü PKK’nın siyasi temsilcisi diyor. Birisi SP tabanının duyarlı olduğu anlayışa Ortaçağ zihniyeti diyor. Birisi 20 yıl AKP’nin emrinde olanlar diyor, hemen yanı başında zamanın Başbakanı, Dışişleri ve Ekonomi Bakanı oturuyor. Yıllarca Madımak katili diye suçlayanların yanı başındaki adam suçladıkları adam değil mi. Bir yandan PKK’nın siyasi temsilcisi diyorlar, diğer yandan kahvaltıya gelebilirsin diyorlar. Aralarındaki tek ortak nokta Erdoğan düşmanlığında birleşiyorlar. Gerçekten utanmıyorlar size katılıyorum Demirtaş, peki siz şunlardan utanıyor musunuz?.

  • Daha Apo’nun heykelini dikeceğiz heykelini!
  • PKK’lının cenazesine gitmeyen vekile soruşturma açarım.
  • Yıllarca Kürtler üzerindeki siyasi, kültürel baskılara son veren, barış için elini taşın altına koyan Erdoğan için ‘Seni başkan seçtirmeyeceğiz’ demenizden..
  • Hendek, çukur kazan PKK’lılar için “ Hendek çukur kazmasınlar da ne yapsınlar” diyerek teröre destek vermekten!
  • Türkiye partisi olacağız derken; PKK’nın çukur, hendek ayaklanmasına destek vermenden!
  • Erdoğan askeri vesayete karşı kararlı mücadele verirken PKK’nın vesayetine boyun eğmenden..
  • Diyarbakır Belediyesi’nde garaj kapısından içeri alınan Fetö medya imamıyla gizlice görüşme yapılmasından
  • ABD ve Brüksel gezisinden önce çözüm yanlısı iken, dönüşünüzde 180 derece dönüş yapmaktan!
  • Ve en önemlisi 6-8 Ekim Kobani olayları için gençleri sokağa çağırarak 16 yaşındaki Yasin Börü ve 51 kişinin ölümüne neden olduğun için hiç utanmadın mı Demirtaş.

Şunu da unutmadan belirteyim; Demirtaş fikir suçlusu değildir, siyasi suçlu değildir. Demirtaş, PKK’nın siyasi temsilcisidir. AB’de bırak terör destekçiliğini teröre karşı çıkmayan da terör suçlusu olarak yargılanıyor ve partileri kapatılıyor. Bizde ise demokrasi adına diye yola çıkarak terör suçlularını serbest bırakacağız diyorlar. Bunu söylerken de utanmıyorlar. Bu millet utanma bilmeyen insanlara ülkeyi emanet etmez. Bu böyle biline! Kalın Sağlıcakla.

Devamını Oku

  KAÇACAK DİYENLER KAÇTILAR!

0

BEĞENDİM

ABONE OL

 

KAÇACAK DİYENLER KAÇTILAR!

CHP Genel Başkanı  24.Mayıs günü saat 22:00’de Erdoğan’ın ABD’ye para kaçırdığına dair belgelerle ispatlayacağım diye açıklama yaptı. Hemen hemen herkes acaba hangi belgeleri  açıklayacak diye beklemeye başladı. Kısaca şöyle söyledi.”Kaçış planı devrede. Erdoğan vakıf süsü verdiği paralel yapılarla yurtdışına devasa paralar aktarıyor”. Oysa daha önce bu konuda açıklama yapmıştı. Bazı vakıfların ABD’de yaptırdıkları inşaat için gönderilen paralar, bunun ne hükümetle ve ne de Erdoğan’la doğrudan bir ilişkisi söz konusu değil.. Vakıfların gönderdiği paralar da hukuksal ve meşruiyet içersinde. Yani dağ yine fare doğurdu. Bu haberden sonra Fetö’nün medya ayağındaki teröristleri sosyal medyada yaygınlaştırırken, bunları biz beş yıl önce yazmıştık derken Kılıçdaroğlu’nu bir bakıma afişe ediverdiler.

Erdoğan bu ülkeden kaçacak lafı 17-25 Aralık emniyet-yargı darbesinden sonra gündeme getirildi. Hatta 19.Mart.2014’de Fetö’nün kanalında Kılıçdaroğlu; “Emin olun yurtdışına kaçmaktan başka bunun bir çaresi yoktur. Erdoğan için söylüyorum. Kaçsa da onu bu ülkeye getireceğiz”.dedi. Yine Fetö’nün medya imamı Zaman Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ekrem Dumanlı 02.09.2015 tarihinde Erdoğan için; “ Ya adam gibi gidecek. Ya da gitmek zorunda kalacak” diyor. O günlerde bu koroya katılanların büyük çoğunluğu yurtdışına kaçtılar. Hainliklerine oradan devam ediyorlar. Maalesef Ana Muhalefet Partisi genel başkanı onları mağdur göstermeye çalışıyor.
Bir ülkenin seçimle işbaşına gelmiş ve 20 yıldan beri seçmenin teveccühünü kazanmış bir lidere karşı alternatif politikalar ortaya koyamayan muhalefet yalan dolan provokatif söylemlerle kutuplaşmayı artırdığını halkımız bilmiyor mu? Özledikleri toplumda bir kaos yaratmak. Ülke ne hale gelirmiş umurlarında değil.

ABDÜLHAMİT  VE NATO

Hem öğrencilik yıllarımda okuduğum tarih kitaplarında ve öğretmenlik yaptığım yıllardaki ders kitaplarında 2.Abdülhamit hakkında yazılanların gerçek olmadığını diğer kaynakları araştırarak öğrendim. Bizim toplum olarak çok berbat bir özelliğimiz var. Bilhassa devlet adamları, siyasiler, yazarlar ve sanatçılar bir kesim için çok iyi, diğer bir kesim için çok kötü olarak değerlendiririz. Aslında farklı özellikleri olan kişiler toplumumuzun zenginliğidir. Elmanın bir dalını ekşi diye sen kesersen, öbür dalını da çok tatlı diye başkası keserse, kısa bir süre elma ağacından eser kalmaz.

Abdülhamit Osmanlının zor döneminde padişah olmuş. Bir yıl içersinde Rusya’yla savaşa girişilmiş ve büyük bir bozgun yaşamış. Amcasının katledilmesi onu kuşkulu bir kişiye dönüştürmüştür. Osmanlı bürokrasisi çok güçlü olduğu için padişahın yönetime hakim olması kolay olmamıştır. Haliyle baskıcı bir yönetim kurmuştur. Zaten o yıllarda demokrasi hak getire.. Meşrutiyeti ilan etmesi için padişah yapılmış. Savaş sırasında meclis lağvedilmiş. Fransa İhtilalinin ortaya çıkardığı cumhuriyet, eşitlik ve özgürlük kavramlarıyla imparatorluklar sallanmaya başlamış. Abdulhamit’de 33 yıl devleti İngiltere, Fransa, Almanya ve Rusya gibi emperyal devletlerin şerrinden korumak için diplomatik yollarla ülkesini korumuş. Ayrıca şunu da belirtmeden geçmiyeyim. İlk Üniversiteler, ilk Liseler, ilk demiryolları, ilk Kız Öğretmen okulları ve bugünde varlıklarını sürdüren kamu kuruluşlarının temeli bugünlerde atılmıştır. Siyonistlerin planlarına set çekmiştir. Ermeni teröristtin suikastından kıl payı kurtulmuştur. İşin ilginci bu teröristi ajan olarak da kullanmıştır. 1909’da padişahlıktan azledilmiş. Azil için gelen heyetin içinde Türk ve Müslüman bir kişi yoktu. Abdülhamid’e karşı çıkanların içinde Mehmet Akif, Saidi Nursi gibi muhafazakarlarda vardı. İttihat Terakki döneminde yaşananları görünce pişman olmuşlar. Hatta Abdülhamid’e düşman olan İttihatçıların ileri gelenlerinden Rıza Tevfik Bölükbaşı özür dileyen bir şiir bile yazmıştır. Hatta Tevfik Fikret İttihatçıların Abdülhamid’i aratan baskı ve terörü yüzünden ülkeyi terketmeyi bile düşünmüştür. Demek istediğim bugünde demokrasi, barış, eşitlik ve özgürlük kavramlarını kullanan emperyalistler çıkarlarına ters gelen ülkelerin liderlerini diktatörlükle suçluyarak kitleler üzerindeki itibarlarını sarsmaya çalışıyorlar. Tabii bunu da yaparken o ülkedeki işbirlikçilerini devreye sokuyorlar. Onlarda sahibinin sesi misali 20 yıldan bu yana ülkeyi belirli bir aşamaya getiren, daha doğrusu bölgenin vazgeçilmez devleti haline getiren kişiyi Abdülhamit’e benzeterek sözde itibarını sarsacak. Abdülhamit’ten sonra Osmanlı’yı yöneten İttihatçılar 10 yıl içinde imparatorluğu paramparça ettiler. Ol nedenle Abdülhamit bu toprakları korumak için canla başla çalışmıştır. Erdğan’ı Abdülhamit’e benzeten siyasetçi aslında kimin elemanı olduğunu ortaya çıkarmıştır.

Daha düne kadar Nato’undan, AB’sinden ve ABD’den tehditvari açıklamalar gelirken; Türkiye’nin İsveç ve Finlandiya’nın Nato’ya girişine şart koşması karşısında yelkenler suya iniverdi. Heyet üstüne heyet gidiyor, geliyor. Bizim şartımız bilhassa İsveç’in Türkiye’ye karşı düşmanca tavrından vazgeçmesi, sanayi alanındaki ambargoyu kaldırması ve PKK-Fetö teröristlerini iade etmesidir. Bunu da yazılı hale getirilerek karşılıklı imzalanmasıdır.

Ana Muhalefet Partisi hala bu konuda suskunluğunu devam ettirmekte. Biden’dan gelen sinyale göre mi tavır koyacak. Halbuki masa altı ittifakı açıkça İsveç’i desteklemekten kaçınmıyor.

Nato konusunda bugüne kadar açık bir şekilde net tavır koyan Bahçeli’dir. “ Eğer bizim vetomuzu yok sayıp İsveç ve Finlandiya’yı Nato’ya alırlarsa o anda Nato’dan çıkmamız gerekir” dedi. Daha sonra da “ Gerekirse Nato’dan ayrılmak bile gündeme alınmalıdır. Nato’yla var olmadık! Yerine bir Türk-İslam Güvenlik İşbirliği kurulabilir” diyerek noktaladı.

Ne yazık ki; 50 yıl önce Nato’ya Hayır diyen ABD askerlerine Yanke Defol diyenlerin sesleri solukları çıkmıyor. Aslında gönüllerinde hayır demek geçiyor, lakin Erdoğan düşmanlığı, muhafazakarlarla yanyana düşme ve mahalle korkusu yüzünden kafalarını kumdan çıkaramıyorlar. Eeee… Değişim kolay mı? Cesaret ister, bilgi ister, samimiyet ister, çıkarsızlık ister, yurtseverlik ister. İster de ister. Heybende yoksa bir şey susup oturursun. Bu tavrını gizlemek için bir sürü gerekçe bulmaya çalışırsın. Sosyal medyada ne diyorlar; blöf yapıyor, en sonunda evet diyecek, rahip olayı gibi yaşanacak. Bırak bunları, arabaya bir el de sen at eline mi yapışır. Kalın Sağlıcakla.

Devamını Oku