DOLAR

8,5472$%0.84

EURO

10,1382%0.93

GRAM ALTIN

497,01%0,63

ÇEYREK ALTIN

7.884,50%0,49

TAM ALTIN

7.884,50%0,00

ONS

1.810,26%-0,08

BİTCOİN

333578฿%4.98358

Öğle Vakti a 13:00
Çankırı AÇIK 24°
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a
Mehmet AKBACAK

Mehmet AKBACAK

02 Ağustos 2021 Pazartesi

YANGIN MEYDANINDA SİYASET YAPMAK!

2

BEĞENDİM

ABONE OL

YANGIN MEYDANINDA SİYASET YAPMAK!

   Türkiye’de ilk defa bu boyutta orman yangını yaşanıyor. Daha önceki yıllarda yangınlar bir iki yerde yaşanır, o da kısa sürede söndürülürdü. Hatta vatandaşlar yangınlara üzülürken, yangın yerlerinin turizme açılması için yapıldığını bile söylerlerdi. Haklı olarak bazı orman yangınından sonra otellerin yapılmasını da görmüştük.

       Bu sefer yaşanan orman yangınları için bunu söylemek bir hayli zor olsa gerek. Çünkü 98 yerde yangın çıkmış. Hatta bunların büyük çoğunluğu da aynı anda farklı yerlerde görülmesi insana sabotaj ihtimalini düşündürtmektedir. Çünkü daha önce yaşanan orman yangınlarında failin PKK terör örgütünün olduğu ispatlanmış. Hatta Hatay’da yaşanan yangını PKK üstlenmiş. Ayrıca bize hasmane yaklaşan komşu ülkenin istihbarat servislerinin de olma ihtimali bir hayli yüksek! Bu konuda titiz bir şekilde başta istihbarat servislerimiz olmak üzere tüm teşkilatlar araştırma yapmaktalar. Kesin sonuç alınmadan açıklanması beklenemez. Yalnız sosyal medyada bazı isimlerin ve grupların açıklamaları adresin yerini göstermekte.. Hatta terörist Karayılan silahlarımız olmasa da bir kibrit, bir çakmak yeter demişti. İçerdeki zat da Cizre yanarsa Bodrum’da yanar diye tehdit bile etmişti. Şom ağızlılık da üstüne olmayan ataklı mı, bataklı mı denilen zat aylar önce Erdoğan’ın iktidardan düşmesi için çok büyük orman yangınları, seller, depremler olursa ancak o zaman Erdoğan gider demişti.

        Benim dikkatinizi çekmek istediğim konu; ülkenin bir çok yerinde aynı anda yangınların başlamasıyla iktidar elindeki tüm araçlarla ve personelle yangını söndürmek için vargücüyle mücadele ederken başta Kılıçdaroğlu olmak üzere diğer muhalefet parti temsilcileri yangın yerlerine koştular. Fakat ne görelim; yangından maruz kalan insanların yanında olmaları gerekirken, ayrıca yangını söndürmek için canla başla mücadele eden orman işçilerine moral vermek varken, ateşin ortasında siyaset yapıp iktidara vurarak oy devşirmeye çalışmanın ahlaki bir yanını gösterebilir misiniz?.

            Son duruma göre 13 uçak, 9 İHA, 45 helikopter, 620 Arazöz, 63 su ikmal aracı, 39 su tankeri, 54 iş makinesi, 2 Toma, 184 arazi aracı, 45 itfaiye aracı (Bir tane de Düzce’den gitti.) 4800 personel yangını söndürmek için sahadalar..Son açıklamada; “Şu anda aktif olan yangınlarda iyiye gidiş var. 57 nokta kontrol altına alındı”. Bu tür yaygın olan orman yangınlarını kısa sürede söndürmek o kadar kolay değil. ABD’de, Avustralya’daki yangınlar aylarca sürdü ve insan kayıpları yüzleri geçti. Yalnız itfaiyecilere su ve ayran taşıyan Şahin Akdemir’in alevler içinde kalarak yaşamını yitirmesi tüm Türkiye’yi yasa boğdu. Orman yangını şehidimizi saygıyla anıyorum.

  KONYA’DA YANGIN ÇIKARTMAYA ÇALIŞMAK

       Konya’nın Meram ilçesinde iki aile arasında 11 yıl önce başlayan husumet yüzünden dolayı 30 Temmuz günü aynı aileden yedi kişinin katledilmesi ülkede infial yarattı. Olaylar bir kedi yüzünden çıkıyor. Maalesef katliama kadar dönüşüyor. Yaşamını yitirenlerin Kürt kökenli olması nedeniyle, olayı Türk- Kürt çatışması haline getirmek isteyen gruplar ve partiler sahaya iniverdiler. TBB’nin de olayı Kürt düşmanlığına bağlamasına ne dersiniz. HDP Eş Başkanı; bu katliamın sorumlusu olarak iktidarı göstermesi akıl alır iş değil.. Türkiye’de yıllarca PKK terörü nedeniyle de olsa hiçbir zaman Türk- Kürt çatışması yaşanmamış ve yaşanmayacaktır. Çünkü PKK ve onun siyasi uzantısı Kürtlerin temsilcisi değildir. 6-8 Ekim olaylarında PKK’lıların katlettiği 54 vatandaşımız Kürt değil miydi?. PKK ve siyasi uzantısı ABD emperyalizminin maşasıdır. Size buradan ekmek çıkmaz, başka kapıya..Kalın Sağlıcakla.

Devamını Oku

SAPITAN SAPITANA!

SAPITAN SAPITANA!
0

BEĞENDİM

ABONE OL

SAPITAN SAPITANA!

Aslında yazımın başlığı biraz daha iyi niyet mahsülü, oysa son zamanlarda kamuoyunu meşgul eden açıklamalar ve bunun üzerine yapılan tartışmalar hiç de sapıtma ürünü sayılmaz. Hepsi bir tek amaca yönelik, daha doğrusu iktidarı sıkıştırma, toplum içinde doğruları ters yüz ederek kafa karıştırma amaçlanıyor. Ve en tehlikelisi halkın popülist duygularını kaşıyarak kaos çıkarma amaçlı olduğunu söyleyebiliriz.

        2011 Arap Baharı’ndan sonra Suriye’de başlatılan iç savaşla milyonlarca Suriyeli başta Türkiye olmak üzere komşu ülkelere göç etmek zorunda kaldılar. Ayrıca Saddam’ın zulmünden kaçan Iraklılar, Taliban’ın katliamından kaçan Afganlılar’ın ilk sığındıkları ülke Türkiye olmuştur. Yani anlayacağınız Türkiye’nin önemli bir göçmen sorunu vardır. Bazıları bu sorunun müsebibi olarak iktidarı suçlarken, ne ABD’yi ve ne de AB’yi sorumlu görmüyor veya görmemezlikten geliyorlar. Gerçi neden görmediklerini ayan beyan açığa çıkıverdi. Onu biraz sonra ayrıntılı irdeleyeceğiz.

      Avrupa ülkelerinde aşırı sağcı faşistler yabancı düşmanlığı yaparken, bizde kendine ‘solcu, sosyalist, sosyal demokrat’ diyen kişiler ve partiler yabancı düşmanlığının başını çekiyorlar. Seçimlerden önce belediyede iktidara gelirsem yabancılara verilen ücretsiz çorbayı kesecem diyen Bolu Belediye Başkanı CHP’li Tanju Özcan; bu sefer de Bolu’da yaşayan yabancıların (Iraklılar) su aboneliği ve katı atık fiyatlarına 10 kat zam yaparak Bolu’dan gitmelerini sağlayacağım diye açıklama yaptı. Neymiş halk öyle istiyormuş. 10 yıldan bu yana Iraklı ve Suriyeli düşmanlığını politikanın eksenine oturtursan garibim yoksulluğunun, sıkıntısının nedenini yabancılarda arama kolaylığına kaçıverir. Irkçı, faşist politikacılar için çok kolay propagandadır. Ancak o kadar da tehlikelidir. Sayın başkan, ateşle oynamayınız lütfen. Gerçi bizim halkımız garibana dokunmaz. Dokunana da iyi gözle bakmaz.

                    FETÖ’YÜ MÜ ARIYORSUNUZ?

         İYİ Parti’nin kuruluşu sırasında Koray Aydın; Akşener’i karşılayanların çoğunluğunu Fetö’cüler oluşturuyor diye açıklamalarda bulunmuştu. Ne hikmetse biraz sonra İYİ Parti’nin ikinci adamı oluverdi. İYİ Parti Balıkesir milletvekili İsmail Ok, Ümit Özdağ ve İsmail Koncuk’da partide Fetö’cüler hakim oldu diye istifa ettiler. 15 Temmuz’dan önce Meral Akşener; “Yurtta Sulh, Cihanda Sulh, daha durun neler olacak, ben Başbakan olacağım” diye yeri göğü inletiyordu. Gerçi o sıralarda Enver Altaylı, Andrew Brunson ve Meral Akşener gizli bir görüşme yaptıkları açığa çıktı. İşte böyle ilişkilerin yoğun olduğu İYİ Parti Tokat İl Başkan Yardımcısının demeciyle Fetö’nün siyasi ayağını ortaya seriverdi. Uğur Songül Sarıtaşlı hanımefendi 15 Temmuz’la ilgili bakın ne dedi; “ Semih Terzi’nin tersine asıl darbecinin Ömer Halisdemir olduğunu da biliyorsunuz değil mi”? O, Ömer Halisdemir komutanının emrini yerine getirerek darbenin gidişatını değiştiren kahraman bir asker, nasıl olurda ona darbeci yaftasını yapıştırıyorsun. Bugüne kadar hiçbir Fetö’cü bu sözü söylemeye cesaret edemezken, kendilerine ‘milliyetçi’ diyen partinin yöneticisinin konuşmasına bakarak sapıttı demem hiç de yabana atılacak bir argüman olmasa gerek. Dikkatimi çeken; çarşı pazarda iktidara saydıranları ekrana çıkartan Akşener bu konuda tek bir kelime etmedi, ne dersiniz?.

      BAĞIMSIZ, ÖZGÜR GAZETECİ ÖYLE Mİ?

       Yıllardır ne zaman basın gündeme gelse, muhalif kalemler iktidarı destekleyen gazetelere yandaş diye aşağılayarak kendilerini sütten çıkmış ak kaşık gibi gösteriyorlardı. ABD’nin Irving şehrinde bulunan Chrest Focundation Vakfı, İnternet sitesinden fonladığı kuruluşların listesini ve ne kadar destek sağladığına dair bir liste yayınladı. İşin ilginç tarafı geçen yıl Erbakan adına ödül verilen Ruşen Çakır’ın Medyaskop rekor düzeyde fonlanmış. 476.000 Dolar. Utanmadan, sıkılmadan, yüzleri kızarmadan ne olmuş bizim aldıklarımız legal diye savunma yapmazlar mı. Peki kimler var başka; Anadolu Kültür Derneği, Hrant Dink Vakfı,( Hrant duysa bir daha ölür) Mezopotamya Vakfı, Serbestiyet, Bağımsız Gazetecilik Platformu P24 (Hasan Cemal’in) Mor Çatı Kadın Derneği, Diyarbakır Siyasal ve Sosyal Araştırmalar Enstitüsü gibi kuruluşlar. Bunlar açıkça söyleyelim ki; herkes öğrensin, ABD’nin çıkarlarını her şeyin üstünde tutan politikalar üretip veya politikaların propagandasını yapıyorlar. Bir nevi 5. Kol faaliyeti denir buna. Bunlara ancak bu yakışır. Kalın Sağlıcakla!

Devamını Oku

PAPATYA FALINA MI BAKSAK!

PAPATYA FALINA MI BAKSAK!
0

BEĞENDİM

ABONE OL

2023 Cumhurbaşkanlığı seçimi 2 yıl sonra yapılsa da, bu konu şimdiden güncelliğini korumakta. Cumhur İttifakı birkaç kere adayımız Recep Tayyip Erdoğan demesine rağmen, maalesef Millet İttifakı adaylarını bir türlü açıklayamadılar. Gerçi Millet İttifakı başından bu yana Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne karşı olduklarını açıklasalar da, bir kişiyi aday olarak göstermek zorundalar. Fakat bu konuda tam olarak netleşmiş durumda değiller.. Bazen her parti aday göstersin diyenler olduğu gibi, Akşener’de ortak adayla seçime gidelim diye öneride bulunuyor. En büyük handikapları HDP’yle yanyana görünmek istememeleri, bu nedenle Akşener HDP’ye ayrı aday çıkarsın diye yol bile gösteriyor. HDP’liler ise biz olmadan kimse Cumhurbaşkanı seçemez diye Millet İttifakına sopa gösteriyor. Hatta son günlerde PKK’nın  elebaşlarından Karasu; biz olmasak ne CHP ve ne İYİ Parti varlığını koruyamaz sözlerine  her iki partiden tek ses çıkmadı. Adamlar HDP’yi kızdırırız diye PKK’ya tek bir söz söyleyemiyorlar. Yazıklar olsun, terör örgütüne bir şey söyleyemeyen partiler iktidara gelse ne olur. Şimdiden PKK bazılarını esir almış.

CHP ve İYİ Parti Genel Başkanlarına aday kim olacak diye sorduklarında; daha bu konuyu konuşmadık, güçlendirilmiş parlamenter sisteme nasıl geçeceksiniz sorularına da bu konuyu konuşmadık, Millet İttifakı’na daha kimler katılacak sorularına da; daha bu konuları konuşmadık diye cevap veriyorlar. Allahaşkına her hafta en az birkaç kere yan komşuya gider gibi, yemek masanız hayırlı olsun, aaaa! oturma odasını ne zaman aldınız, baldızınız, kayınçınız gelmiş gözünüz aydın olsun, halanız, enişteniz rahatsızlanmış geçmiş olsun der gibi mi bu gidip gelmeler niye..

Bizimle dalga mı geçiyorsunuz. Bir ara meclisteki görüşmelerde Kılıçdaroğlu; “Benim Cumhurbaşkanı adayı olmayacağımı  kim söyledi” diyerek ilk sinyali vermişti. Hatta bir ara İmamoğlu’nu ve Mansur Yavaş’ı kastederek belediye başkanları politikayı bırakıp işlerine baksın demişti. İmamoğlu’ndan çıt çıkmamıştı. En son CHP Genel Başkan Yardımcısı Bülent Kuş Çankaya CHP parti binasının açılışında ağzındaki baklayı çıkarıverdi. “Sayın Genel Başkanımız, adayımız, Cumhurbaşkanı adayımız Kemal Kılıçdaroğlu’nun sevgi ve saygılarını iletiyorum”dedi. Bugüne kadar ne İYİ Parti’den ve diğer partilerden ses çıkmadı. Bizler de Kılıçdaroğlu aday olacak mı, aday olmayacak mı diye papatya falına bakalım bari..

KATARLILAR KOVALASIN SİZİ

Birkaç yıldır Katarlılar konusunu habire temcit pilavı gibi gündeme getirip Türkiye Katarlılara satılıyor, Araplar Türkiye’yi ele geçirecekler, hatta CHP’li milletvekili Türk Ordu’su Katar’a satıldı diyerek akıl almaz suçlamalarda bulundular. Oysa Suudi Arabistan, BAE’likleri Türkiye aleyhinde olan tüm projelere destek vermelerine karşın bizim muhalefet ağzını açmıyor. Hatta 40 bin tır silahı PKK’ya veren ABD’yi görmezlikten geliyor. BAE’likleri ve Suudi Arabistan Katar’ı kuşatma altına alınca Türkiye destek vererek kuşatmayı sona erdirdi. Katar’da askeri üs kurdu, ordusu Türk subayları tarafından eğitiliyor, ilişkiler gün geçtikçe daha da gelişiyor. Türkiye ekonomik sıkıntıya girdiği zaman Katar’da finans konusunda yardım ederek Türkiye’nin yanında yer aldığını gösterdi. Hatta Macron, Katar Emiri’ne Türkiye’ye niye yardım ettiniz diye şikayet edince Katar Emiri; Türkiye bizim en kötü zamanımızda yanımızda yer aldı diye cevap verince Macron ağzını açamadı. Macron’u anladık anlamasına da, başta CHP ve diğer muhalefet partileri niye Katar’a kızıyorlar onu anlamakta zorlanıyoruz. Tank- Palet Atölyesi ve askeri öğrenci konusunda Sayın Erdoğan gerekli açıklamayı yaparak noktayı koydu. Katar’la ilgili biraz bilgi vereyim isterseniz. Katar’ın yerli nüfusu 300 bin, genel nüfusu 2,5-3 milyon, tıpta okuyan öğrenci sayısı 1000 kişi, dışarda okuyan öğrenci sayısı 27 kişi, kişi başına düşen gelir miktarı 90 bin Euro, Avrupa’daki yatırımları 350 milyar dolar. Sıkı durun Türkiye’de ise 20 milyar dolar.. ‘Elin Gavuru Müslüman demiyor, Arap demiyor’ Katar sermayesini ülkesine çekmek için atmadığı takla kalmıyor. Bizim muhalefet de elinden gelse Katar’ı bir kaşık suda boğacak. Anlamadım gitti, Türkiye’den mi yanasınız, yoksa Makron  gibilerinden mi yanasınız. Katarlılar kovalasın sizi eyi mi! Kalın Sağlıcakla!

Devamını Oku

İNÖNÜ, ECEVİT, BAYKAL SAĞCI DA KILIÇDAROĞLU MU SOLCU?

İNÖNÜ, ECEVİT, BAYKAL SAĞCI DA   KILIÇDAROĞLU MU SOLCU?
0

BEĞENDİM

ABONE OL

 

 

İNÖNÜ, ECEVİT, BAYKAL SAĞCI DA   KILIÇDAROĞLU MU SOLCU?

CHP eski milletvekili sanatçı Zülfü Livaneli Duvar Gazetesi’nden İrfan Aktan’a verdiği röportajla son günlerin en çok konuşulan ismi oldu. Yıllardır siyaset bilimcileri Türkiye’deki partilerin batı standartlarına göre sınıflandırma yapılamayacağını söylemişlerdir. Örneğin; Prof.Dr.İdris Küçükömer  CHP’nin sağ, Demokrat Parti’nin aslında sol parti olduğunu söyleyince kıyametler kopmuştu. Aslında devleti kuran partinin solcu olması mümkün olamazdı. Ama burası Türkiye, solcuyum diyenler 27 Mayıs’ı, 9 Mart’ı, 28 Şubat’ı desteklemişler, 15 Temmuz’da ise bakalım ne olacak diye darbecilere ses çıkarmamışlar, kontrollü darbe diye Fetö’yü temize çıkarmaya çalışmışlar. Dünya tarihinde darbecilerle kucak kucağa olmuş sol bir siyaset göremezsiniz.

2002 seçimlerinde CHP’den milletvekili olan Zülfü Livaneli Baykal’ın kendisini kandırdığını ve Baykalı’n Kürtleri, Alevileri, ezilenleri sevmediğini söylemiş. Baykal seni, sende solcuları kandırmış olmadın mı?. Marksist çizgiden geldiğini söyleyen Livaneli, Baykal’ı Erdoğan’ın siyasi yasaklı durumunu ortadan kaldırdığı için suçlaması karşısında şaşırdım. Sözde sosyalist bir kişi siyasi yasaklardan yana olsun. Livaneli’nin ilericiliği bu kadarmış. Ayrıca, Fetö’cüleri devlete ilk yerleştiren Erdoğan’ın olmadığını aslında bu kişinin Ecevit olduğunu iddia ediyor. Türkiye’deki ‘Solcu’ların bu konuda  Erdoğan’ı suçlamasını da boşa çıkarmış oluyor.

Türkiye’deki siyasi mücadeleye sınıfsal açıdan bakmak yerine Osmanlıdan beri gelen gericilikle, aydınlanmacılık arasındaki mücadeledir diyerek Marksist kimliğini inkar etmiş olmuyor mu?. Klasik Tanzimat aydınlarından farkı yok. Geçenlerde aralarında firari Fetö suçlusu eski CHP milletvekili olan Aykan Erdemir’in olduğu ABD’de Türk Demokrasi Derneği kurulmuştu. Amaçları Türkiye’deki ‘baskıcı’ yönetimi alaşağı etmekti.  Zülfü Livaneli, Rıza Türmen, Şebnem Korur Fincancı, Tarık ziya Ekinci gibi kişilerin demokrasi konferansı düzenlemesi ne tesadüf değil mi?. Aslında 7 Haziran seçimlerinde demokrasi konusunda başarı gösteren muhalefet, iktidarın kan ve revan içersinde bu başarıyı katlettiğini söylüyor. Halbuki HDP’nin bazı unsurları 7 Haziran’da çok yanlış politika yapıldığını itiraf ediyorlar. Livaneli hendek ve çukur eylemlerini görmezlikten geliyor. 2019’da da Kılıçdaroğlu’nun ve HDP’nin sağ duyulu siyaseti Türkiye’ye bir adım attırdı, diyerek HDP’ye selam gönderiyor. Hatta ‘sol’un nefretle baktığı Akşener’e de sevgi sözcüklerini göndermeyi de ihmal etmiyor. Allah aşkına söyler misiniz? İnönü, Ecevit, Baykal solcu değiller, tamam buna sözüm yok ama peki Kılıçdaroğlu’nun nesi solcu. Bir yanında DHKP-C’li, diğer yanında kefere Kemal diyen ‘İslamcı’, dostlarım dediği Madımak’tan sorumlu tutulan Karamollaoğlu, Biden’dan demokrasi dilenen dış politikadan sorumlu Ünal Çeviköz’le, İMF’nin has elemanı Faik Öztrak, PKK’nın siyasi uzantısı olan bazı HDP’lilerle mi demokrasi kuracaksınız. Eğer amacınız CHP yönetimini ‘Solcu’ gösterip ABD’nin aparatı olan PKK’nın siyasi uzantısı olan örgütle ittifakı için çalışıyorsanız boşuna uğraşmayın. Ülkeye bu ittifaktan ne demokrasi çıkar, ne de barış ve huzur.. Öncelikle PKK’nın silah bırakması ve kendini tasfiye etmesi şart.. Ayrıca hem Akşener’in ve hem de HDP’li bazı vekillerin sözlerine bakarsanız hükümet İmralı’yla görüşmeler yapıyormuş. Yoksa bu görüşmeler sizi ve Kılıçdaroğlu’nu telaşlandırmasın. Akşener’de; “ Cumhur İttifakı HDP’yi şeytanlaştırıyor” diyerek PKK’nın etkisini görmezlikten geliyor. Oysa HDP, PKK’nın siyasi uzantısı diyen kendisi.. Erdoğan’ı Kürt düşmanı gibi göstermeye çalışması boşuna olmasa gerek. Tek bir amaçları var, HDP’yle yanyana görünmeden oyları Millet İttifakı’na kanalize ettirmek. Livaneli’nin de Baykal’a saldırmasının temelinde bu neden yatıyor.

Sayın Livaneli yıllarca bizler; plaklarınızı kasetlerinizi aldık. Kitaplarınızı okuduk, filmlerinizi izledik. Milyonlarca insan ‘Güneş Topla Bizim İçin’ diye haykırdık. Lütfen güneşimize gölge etmeyin, şarkılarınızına, kitaplarınızına ve filmlerinize devam edin. Açıkcası; siyasetde başarılı olamadınız, sanatçı olarak kalınız. Kalın Sağlıcakla!

Devamını Oku

KILIÇDAROĞLU’NUN YENİ DOSTLARI!

KILIÇDAROĞLU’NUN YENİ DOSTLARI!
0

BEĞENDİM

ABONE OL

 

KILIÇDAROĞLU’NUN YENİ DOSTLARI!

Siyasi partiler, daha doğrusu Ana Muhalefet Partisi lideri olan kişi seçmenlere seslenirken, biz iktidar olacağız veya iktidara geliyoruz diye nutuklar atardı. Yeni sistemle beraber bir partinin tek başına hükümet olması hemen hemen imkansızlaştı. Ancak ittifakla seçimi kazanabilirler. Bu nedenle Kılıçdaroğlu her konuşmasında dostlarımızla iktidara olacağız diyor. Görünürde tek dostu İ.P görünüyor, el altından da HDP’yle flört ediyorlar. Yalnız Biden seçilmeden önce Erdoğan’ı darbeyle değil seçimle yıkmak için muhalefete destek vereceğiz diye söz vermişti. Kılıçdaroğlu’da Biden’dan demokrasi desteği istemişti. Bakıyoruz o destek hayata geçmeye başladı bile..Amerika’da Türk Demokrasi Derneği kurulmuş. Kurucuları arasında CHP eski Bursa Milletvekili Fetö’cü (Firar) Aykan Erdemir, Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Danışmanı Fohn Bolton (Irak’ı bu hale getiren), George W.Bush’un kardeşi Jep Bush, eski emniyet amirlerinden Fetö’cü firari Süleyman Özeren, İtalya eski dışişleri Bakanı Sant’ Agata gibi demokrasi getireceğim deyip Irak’da ve başka yerlerde demokrasileri katledenlerin yer aldığı isimler, sözde Türkiye’ye demokrasi getireceklermiş. Irak’ın bölünmesinde rol oynayan John Bolton bakın;“15 Temmuz’da hükümet düşerse üzülmem. Bu Mustafa Kemal’in seküler Türkiye’sinin son şansı” demiş. Darbe gerçekleşmeyince anlaşılan bayağı üzülmüş. Ayrıca “ Bir zamanlar güvenilir Nato müttefiki şimdi demokrasiye sırtın dönüyor ve Rusya’yı kucaklıyor. Projeye katılmaktan memnunum. Türkiye’de alarma geçmenin vakti gelmiş”. Evet alarma HDP il binasında yaşanan cinayetle başlanmış oldu. Erdoğan yıkılırsa ‘Demokrasi’ gelecekmiş. Sizin getireceğiniz demokrasi olmaz olsun.

Kılıçdaroğlu’na soralım; Türk Demokrasi Derneği’de dostlarınız arasında mı?.

KATAR İSMİNDEN ALLERJİ DUYANLAR

Uzun yıllar atıl vaziyette kalan Adapazarı Tank Palet Atölyesi yeniden revize edilerek Katar’ın %49 sermaye katılımıyla  üretime başlaması karşısında muhaliflerin tamamı Tank Palet fabrikası Katar’a satıldı karalama kampanyasını başlatmışlardı. Ortada fabrika falan da yok. Tank bakım atölyesi, tamirat yapılıyor. Öyle ileri gittiler ki; CHP’li bir milletvekili Türk Ordu’su Katar’a satıldı diye yalan söylemekten de çekinmediler. Başta Milli Savunma Bakanı olmak üzere hükümet yetkilileri olayın gerçeğini anlattılar ama nafile yine bugünlerde Katar adı geçince aynı yalanı söylemekten utanmıyorlar.

Ülkeler arasında üniversitelerde karşılıklı öğrencilerin eğitimi için anlaşmalar yapılır. Türkiye başta Azerbaycan, Pakistan, Türkmenistan, Bosna, Makedonya gibi 11 ülkeyle anlaşma yapmışlar. En son olarak da Katar’lı askeri ve sivil memurları Türkiye’de Tıp, Diş Hekimliği ve sosyal bilim dallarında eğitim görmeleri için anlaşma yapılmış. Vay efendim; bizim gençlerimiz dururken Katar’lı öğrenciler sınavsız Tıp fakültesine gireceklermiş diye T24 haber sitesinde bir haber yayınlanıyor. Cuma günü de sayın Kılıçdaroğlu bu haberi doğru mu, yanlış mı demeden sosyal medyada paylaşıyor. Bir gün sonra haberi yapan site, okuyucularından özür dileyerek haberin yanlış olduğunu açıklıyor. 1.700.000 öğrencinin sınava gireceği günün öncesinde Ana Muhalefet Partisi’nin Başkanı bu yalan haberi paylaşınca; kendinizi sınava giren öğrencilerin yerine koyar mısınız. Türk olacağına Katar’lı olmayı istemez misiniz?. Öğrenci velilerinin çektiği sıkıntıya ne dersiniz.  Savunma Bakanı’mız; “Hem gelen öğrenciler Katar Silahlı Kuvvetlerinde görev yapmak üzere eğitim alacak personeli kapsıyor”. Diyerek son noktayı koymasına karşın Kılıçdaroğlu’nun yalan paylaşımı için öğrencilerden özür dilemesi bir yana yalan paylaşımı hala yerli yerinde duruyor. Anlamadığım mesele; her konuda Katar devreye sokulup veryansın ediliyor. Macron’da, Katar yöneticisine Türkiye’ye niye yardım ediyorsunuz diye soruyor, sizin Türkiye düşmanı Macron’dan ne farkınız var söylermisiniz.

KANAL İSTANBUL VE AŞI

2011 yılında Erdoğan seçimlere giderken Kanal İstanbul adı verilen çılgın projeyi kamuoyuna duyurdu. Muhalifler o zaman hiç ses çıkarmadılar zannettiler ki; bir seçim propagandası diye üzerinde durmadılar. O tarihten bu yana  yaşadıklarımız yüzünden proje hayata geçirilemedi. Yine o tarihten bu yana Kanal için tüm bilimsel çalışmalar yapılarak en ince detayına kadar araştırıldı. Deprem konusu, tatlı suyun riske girmesi, çevre sorunu gibi aklınıza ne gelirse tüm sorunlar masaya yatırıldı. Cumartesi günü kanal üzerinde yapılacak 6 köprü için ilk temel atma töreni düzenlendi. Bazıları diyor ki; bize sorulmadı. 2011’den bu yana her seçimi, her referandumu kazanan halktan onay alan Erdoğan kime soracaktı. Meselenin esas sahibi halk değil mi?. Gerçi yapılan tüm yatırımlarda CHP zihniyeti hep karşı çıkmıştır. Keban Barajı’ndan tut, köprülere, tünellere, denizaltı geçişlerine, metrolara, havaalanlarına, şehir hastanelerine.. Neden karşı çıkıyorlar diye düşünürken; Alman medya kuruluşu Deutsche Welle ve İngiliz medya kuruluşu BBC, Kanal İstanbul Projesini istemediğini ve dünyaya Kanal İstanbul olmamalı, diye yayın yapıyorlar. Bunlar kim?. Kılıçdaroğlu’nun dostları olsa gerek.

YÜZÜ OLAN KIZARIR

Sağlık Bakanı Koca; “ Yaz döneminde 18 yaş üstü herkes aşılanabilir” dediği için bazı kişiler bakanı linç etmeye kalktılar. Bunlardan bir tanesi CHP İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu’ydu, bakın ne demiş.” Yaz bitiminde bu sözü hatırlatınca yüzü kızarmayacak. Bir hekimin göz göre göre bu derece yalan söyleyebilmesi ağrıma gidiyor. Değermi? Mesleğinden utanmıyorsan kendinden utanır insan..” Ey Kaftancıoğlu, bakan Koca 18 yaş üstüne aşılama işini kısa sürede tamamlayacak. Peki senin yüzün kızaracak mı?. Bakandan özür dileyecek misin? Bir de üstelik siz de hekimsiniz mesleğinizden utanmıyorsanız, kendinizden utanacak mısınız?. Tabii, utanacak yüzünüz varsa?. Kalın Sağlıcakla.

Devamını Oku

Çerezler ile ilgili bilgi için Çerez Politikamızı ziyaret edebilirsiniz.