DOLAR

8,5472$%0.84

EURO

10,1382%0.93

GRAM ALTIN

497,01%0,63

ÇEYREK ALTIN

7.884,50%0,49

TAM ALTIN

7.884,50%0,00

ONS

1.810,26%-0,08

BİTCOİN

333578฿%4.98358

Öğle Vakti a 13:00
Çankırı AÇIK 24°
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a
Ali RIZA

Ali RIZA

13 Mayıs 2021 Perşembe

3. Bin Aydan Daha Hayırlı Olan Kadir Gecesi Ramazan Ayındadır. 

3. Bin Aydan Daha Hayırlı Olan Kadir Gecesi Ramazan Ayındadır. 
0

BEĞENDİM

ABONE OL

3. Bin Aydan Daha Hayırlı Olan Kadir Gecesi Ramazan Ayındadır. 

Ramazan Kur’an’ın doğum ayıdır. Kur’an vahyinin doğum günü olan Kadir Gecesi, Ramazan ayının içinde bir gecedir. Ramazan tüm kutsiyet ve bereketini, vahyin inmeye başladığı geceyi içerisinde barındırdığı için almıştır. Bu kutsiyet ve bereketin büyüklüğünü Kadir suresi şöyle beyan eder: “Şüphesiz, biz o (Kur’an)’ı Kadir gecesinde indirmeye başladık. Kadir gecesinin ne olduğunu sen bilir misin? Kadir gecesi, bin aydan hayırlıdır. Melekler ve Ruh (Cebrail) o gecede Rablerinin izniyle (hayatın her alanına dair) her bir iş için bölük bölük inerler. Tarifsiz bir mutluluğun (formüllerini getirirler), bu durum, tanyeri ağarıncaya kadar sürer.” 

Kadir Gecesi, değer gecesidir. Kadir gecesi, bir değerlendiriş gecesidir. Allah tarafından değerli kılınmış bir gecedir. Bu değer ayette rakamla ifade edilmiştir: “Kadir Gecesi, bin aydan daha hayırlıdır!” Bin ay, yaklaşık seksen üç yıl eder.Kadir suresi,  indiği geceyi-günü bir ömre bedel kılmıştır.   

Kur’an-ı Kerim eğer insanın (senin) yüreğine, zihnine, hayatına ve dünyasına da inerse, sana bir gecesi bir ömür kadar bereketli bir hayat bahşeder. Vahyin taşıdığı değer duygu, düşünce, söz ve davranış olarak bireyin tüm hayatını kapsar. Sadece bireysel değil toplumsal barış, huzur, mutluluk ve güvenin de tesisi ancak fıtratla (yaratılış özellikleri) aynı kaynağa ait olan vahyin diriltici soluğuna muhatap olmakla gerçekleşir. 

Ramazan Müslüman’ın Allah’a olan bağlılığının, yoğunlaştığı ve yılda bir ay olmasına rağmen yılın tamamına yayılması gereken bir ruh hali demektir. Ramazan aslında bir modeldir. Yılın diğer 11 ayına da yaymak için Ramazanı yaşamak lazım. Aslolan bütün yılını, bütün ömrünü Ramazan bilinci ve Ramazan yoğunluğu içerisinde geçirmektir. İnsanın Ramazanda kazanmış olduğu alışkanlıkları yılın tamamında sürdürmeyi, geliştirmeyi amaç edinmesi gerekmektedir. 

Kur’an’ı tahrip olmuş akıllarımızı tamir etmek, iradelerimizi güçlendirmek, şahsiyetlerimizi yüceltmek için okuyalım. Milletimizi ve medeniyetimizi yüceltmek için okuyalım. Kur’an bir hayat kitabıdır, bir aksiyon kitabıdır. Kur’an, bizi hayata atılmaya, mücadele etmeye davet etmektedir. Bu mübarek gecelerde haydi buyurun hem iç dünyamızı hem dış dünyamızı ihya, inşa ve tamire. 

Selam ve dua ile.  

Devamını Oku

Ramazan Oruç Ayıdır: (Oruç İbadetinin Kişiye ve Topluma Kazandırdıkları)

Ramazan Oruç Ayıdır: (Oruç İbadetinin Kişiye ve Topluma Kazandırdıkları)
0

BEĞENDİM

ABONE OL

2. Ramazan Oruç Ayıdır: (Oruç İbadetinin Kişiye ve Topluma Kazandırdıkları)

a-Oruç ibadeti bizim Allah’a olan inancımızı güçlendirir.

Biz bütün ibadetlerimizi her şeyden önce elbette ki yalnızca Allah rızası için yaparız. Ancak her ibadetin de sebebi, gayesi ve hikmeti vardır. Her ibadetin mutlaka kişisel ve toplumsal hayatımıza olumlu manada sonuçları vardır. Oruç tutmak kendini tutmaktır. Öfkesini tutmak, nefsini tutmak, şehvetini tutmaktır. Her Müslüman oruç tutarak ruhunu arındırır.  Yeni bir bilinç ve bağlılıkla Kur’an’a yönelir. Kur’an’ın ilkelerine ilk kez öğrenmiş gibi, yeni bir şuur, coşku ve inançla bağlılığını tazeler.
Mümin her yıl Ramazan ayında, oruç ortamında vahiyle olan akdini, bağlılığını yeniler. İnsanların düşünceleri, tutum ve davranışları zamanla kanıksanır hale gelir, bilinç ve duygu düzeyi düşer, bir tür sönme ve körelme sürecine girer. Yeniden bir canlanmaya ihtiyaç duyulur. İşte vahye bağlılık konusunda muhtemel sönme ve körelme durumları karşısında Ramazan ayı ve oruç yeni bir canlanma sağlar. Bu manevi gelişme, insanın Rabb’iyle arasındaki ilişkiyi aktif hale getirir.  

b-Oruç, bir irade eğitimi ve terbiyesidir.

Oruç sadece biyolojik olarak aç ve susuz kalmak değildir. Oruç kötülüklerden arınma hususunda bir irade eğitimidir. Oruç aynı zamanda insanın zihnini sükûnete erdirmektir. İdeal anlamda oruç tutan kimse kendi benliğini tanıyıp anlayabilir, kontrol altında tutabilir. İnsan oruç tutarken sadece davranış olarak değil, zihinsel düzeyde de uyanık ve aktif olmalıdır. Oruç tutan mümin, akleder, düşünür,  değer üretir ve iyiyi kötüden ayırır. Tuttuğu orucun amaçları ve sonuçları üzerinde her an değerlendirme yapar.Bu durum kişinin davranış ve arzularını kontrol altına almayı öğretir. İyiliklere ve güzelliklere yönelmesini, kötülüklerden uzaklaşmasını sağlar.

c-Oruç, sabırlı olmayı öğretir.

Oruç insana, açlığa, susuzluğa ve bedeni isteklere karşı koymayı alıştırarak, sabırlı olmayı öğretir. Peygamberimiz “Oruç sabrın yarısıdır.”İbn Mâce, Sıyâm, 44.   buyurarak bu gerçeği dile getirmiştir. Oruç tutan kişi, nefsinin isteklerine karşı direnir ve ona boyun eğmez. Bundan dolayı iradesi güç kazanır. Hayatın sıkıntılarına karşı dayanıklı ve sabırlı olur. Oruç tutarak iradesini güçlendiren, sabretmeyi öğrenen insan, zorluklara karşı dayanma gücü kazanır. Böylece, hayatta karşılaşacağımız her türlü sıkıntının üstesinden kolayca gelebiliriz. Bunu başardıkça da mutlu oluruz.

d-Oruç bizim davranışlarımızı güzelleştirir.

Oruç hariç diğer ibadetler az çok başkaları tarafından görülen ibadetlerdir. Oysa oruç tutanın durumunu bir kendisi bir de Yüce Allah bilir. Oruç da mümini manevî olarak yüceliklerin zirvesine taşır. Oruç, nefsin arzu ve isteklerini dizginlediği için insanda takvayı doğurur, “sorumluluk şuurunu” uyandırır ve diri tutar. Kendine topluma kâinata ve Yüce Allah’a karşı sorumluluk bilincini hatırlatır. İnsanlar görseler de görmeseler de oruç tutan kendisini Yüce Allah’a derin bir saygı duymaya alıştırır. Bu nedenle oruç Müslümanın şiarı (sembolü) olur.  Bu manada oruç tutmak bir anlamda gün boyu ibadet halinde olmak, Allah’ın huzurunda olmak demektir. Yani ihlaslı olmaktır. İhlas, Allah’ı görüyormuşçasına yaşamaktır. Bu bilinçte oruç tutan bir kimse söz ve davranışlarına dikkat eder. Oruçta kaliteyi yakalamak için çaba sarf eder. Bunun sonucu olarak bütün hareketlerini kontrol altına alma gayreti içinde olur. Yani bütün azalarına, ağız, göz, kulak, el gibi, sahip olarak onları her türlü kötülükten, çirkin işlerden gereksiz iş, davranışlardan ve konuşmalardan koruması gerektiğini bilir. Böylece güzel ahlak sahibi olur. Ramazan ayı geldiği zaman toplumda suç işleme oranında genelde bir düşüşün olması bunun en güzel bir örneğidir. Sevgili Peygamberimiz şöyle buyuruyor: “Oruç, insanları kötülüklerden koruyan bir kalkandır. Herhangi biriniz oruçlu olduğunda kötü söz söylemesin. Oruçlu kişi, kendisine sataşan ve hakaret eden olursa ona,  ben oruçluyum desin.”5 Peygamberimizin bu sözlerinden de anlıyoruz ki, oruçlu olan insan, söz ve davranışlarına daha çok dikkat eder. Kötü söz söylemez, küfretmez, kavga etmez. Yalan söylemez. Kimseyi kırıp incitmez. Büyüklerine daha saygılı davranır. Küçüklerini sever ve korur. Çevresindekilerle iyi ilişkiler kurar. Kimseye önyargılı bakmaz. Kimse hakkında kötü şeyler düşünmez. Herkesle iyi geçinir.  İdeal anlamda oruç tutan bir kimse, ‘aslında ben ömür boyu oruç tutmaya kararlıyım, yani orucun gaye ve hedeflerini yaşadığım her zaman ve mekân içerisinde gerçekleştirmeye gayret edeceğim’ demek istemektedir. Kısaca, içten gelerek ve sırf Allah’ın rızası için oruç tutan kişi, hayatının tamamında her bakımdan örnek bir insan olur.

e-Oruç bizi haram olan her şeyden uzak tutar.

Oruç, insanın helal olan her türlü yiyecek ve içeceği önünde olmasına rağmen, ister kalabalıkta isterse de yalnızken onlardan uzak durması, kendi vicdanıyla baş başa kalarak kendi hareketlerini kontrol etmesine, kendi kendine hesap verme alışkanlığının doğmasına yardımcı olur. Bunun sonucunda sırf Allah rızasından dolayı helal olan yiyecek ve içeceğine elini uzatmayan bir mümin, kimsenin görmediği bir yerde bile başkasının hakkına, malına el uzatmayacağı bunu aklına bile getiremeyeceği muhakkaktır. Yani gerçek manada oruç tutan bir mümin haram yemez, kul hakkı yemez, rüşvet alıp vermez.

f-Oruç, yardımlaşma ve dayanışma duygusunu geliştiren bir ibadettir.  

Oruç, insanın şefkat ve merhamet duygularını artırır. Orucun hedefi, varlıklı insanları muhtaç kimselere karşı anlayışlı, sevecen ve müşfik yapmaktır. Oruç, ömrü boyunca hiçbir şekilde aç ve susuz kalması mümkün olmayan zengini, senenin bir ayında aç ve susuz bırakarak açlığın ve susuzluğun ne demek olduğunu yaşayarak öğretir. Oruç tutan insan, başkalarının sıkıntısını kendi sıkıntısı gibi görür, kalbi onlara karşı yardım hissi ve heyecanı ile dolar. Böylece Müslümanların ellerindeki imkânlarını birbirlerine ve fakir insanlara karşı kullanmalarını yani yardımcı olmalarını sağlar.  Kısaca ramazan ayı, imkânı olan Müslümanların cömertlik duygularının doruk noktaya çıktığı aydır.

g-Oruç, kişiye zamanını iyi değerlendirme, disiplinli ve programlı bir hayat yaşama alışkanlığı kazandırır.

Oruç ibadetinin belirli bir zamanı vardır. Oruç, sabah imsak vaktinin girmesiyle başlar, akşam iftar vaktiyle de sona erer. Bu zaman dilimi içerisinde oruç tutan bir kimse, orucun kurallarına uygun olarak hareket etmesi, orucu bozacak davranışlardan uzak durması gerekir. İşte belirli şartlarda ve belirli vakitlerde tutulan oruç insana düzenli, disiplinli ve programlı bir hayat yaşama alışkanlığı kazandırır. Böylece insanı günlük hayatında yeme, içme, uyuma, çalışma zamanı, verilen sözü yerine getirme ve zamanında yerinde olma gibi daha birçok konuda belirli ve düzenli bir kişi haline getirir.

h-Oruç, nimetlerin değerini öğretir.

İnsanlar, zamanla Allah’ın verdiği nimetlere şükretmeyi, dolayısıyla da o nimetleri vereni unutur. Yemekten içmekten belli bir süre yoksun kalan kimse, sahip olduğu nimetlerin kıymetini yeniden hatırlar. Nimetleri hoyratça kullandığı takdirde bunun kendisi için ne kadar kötü olacağını anlar. Oruç, yemenin-içmenin, tokluğun değerini insana öğretir. Nimetin değerini bilen, nimeti verenin de kadrini bilir. Sonuçta o nimetleri veren Allah’a ne kadar çok şükretmek gerektiğini anlar ve şükreder.

 

Devamını Oku

RAMAZAN VE ORUCUN KİŞİYE VE TOPLUMA KAZANDIRDIKLARI 

RAMAZAN VE ORUCUN KİŞİYE VE TOPLUMA KAZANDIRDIKLARI 
0

BEĞENDİM

ABONE OL

RAMAZAN VE ORUCUN KİŞİYE VE TOPLUMA KAZANDIRDIKLARI 

İnsan iki yönlü bir varlıktır. Birinci yönü maddi, ikinci yönü ise manevi yani ruhidir. Yüce Allah, insanın ‘ruh’ ve ‘beden’den; ‘ruh’un kendisinden ‘beden’in ise topraktan oluştuğunu haber vermektedir. Bedenin korunması ve gelişmesi için temel ihtiyaçlar var ve bunların helal yollardan karşılanması gerekir. Ruhumuzun da ihtiyaçları vardır ve karşılanması gerekir. Ruhunda olgunlaşması için de sağlam ve sağlıklı bir inanç ve ibadetler gereklidir. 

Ancak günlük hayatın meşgale ve koşuşturmaları bizi sıkı sıkıya kavramakta, kendi ruh dünyamızdan uzaklara atmaktadır. Maddi ve bedensel taleplerimiz yönünden kendimizle meşgul olurken manevî ve ruhî ihtiyaçlarımız bakımından kendimizden uzaklaşmaktayız. Modern çağın en ciddi sorunlarının temelinde insanın kendi ruhundan kopuşu vardır.  

Gerçekten gelişmiş dünya denilen modern dünyanın bireyleri ve toplumları, bugün Allah’ı unutmuş görünüyorlar. Yani Allah’a inandıklarını söyleseler bile, bu inanç, onların ruh dünyalarında duygularını ve eylemlerini ahlâkî düzeye yükseltecek bir etkinlik göstermiyor. Son yıllarda dünyamızda küresel düzeyde yaşanan terör olayları, haksız işgaller ve savaşlar gibi korkutucu gelişmeler açıkça göstermiştir ki insanoğlunun doymak bilmeyen tutkuları ve hırsları uğruna ürettiği zararlar, sonunda yine kendisine dönmektedir. 

Ruhumuzun ve bedenimizin arınması için bir fırsat olan Ramazan kapımızı çalmakta yine. Her şeyden önce bir ibadet olan orucun hem dışa dönük hem de ruhsal boyutu vardır. Orucun özünü kavrayan ruh da beden de arınır. Ramazan ve orucun bize sağladığı en büyük faydaları yoğun bir şekilde Allah’a yönelmek, nefsimizin yıkıcı isteklerine göre değil, Allah’ın iradesine göre yaşamak, uzağına düştüğümüz ruh dünyamıza, gerçek benliğimize dönerek kendimizi, gönül dünyamızı, vicdanımızı ve ahlâkımızı ilâhî güzelliklerle zenginleştirmektir. 

Her Müslüman Ramazan ayına büyük önem verir. Bunun üç temel sebebi vardır.  

1. Kur’an Ramazan Ayında indirilmiştir                . 

2. Ramazan ayı oruç ayıdır.  

3. Bin aydan daha hayırlı olan Kadir Gecesi Ramazan ayındadır. 

 

1.Kur’an Ramazan Ayında indirilmiştir: 

“Ramazan ayı, içinde insanlara doğru yolu gösteren, doğru ile yanlışı birbirinden ayırıp açıklayan, bir rehber olmak üzere Kur’an’ın indirildiği aydır.” Bakara suresi, 185. ayet. ayetinde açıkça ifade edilmektedir. Kur’an insanlık için bir rehberlik, bu rehberliğin belgelerini barındıran bir doğru yol kılavuzu ve iyi ile kötüyü ayırmaya yarayan bir bilinç kaynağıdır.   

Elbette ki Ramazan ayı içerisinde Kur’an okuyoruz, hatimler ediyoruz, televizyonlarda, evlerimizde, camilerimizde mukabeleler okunuyor. Ancak aslolan bizim Kur’an’ı okumamız, anlamamız ve hem kendi hayatımızda hem de toplumsal hayatımızda uygulamaya çalışmamızdır.  

Kur’an, yeryüzünde en çok okunan ve en çok ezberlenen kitap olmasına rağmen anlaşılması hususunda aynı şeyleri söylemek gerçekten çok zor. Okumaktan maksat anlamaktır. Tabi ki anlamaktan maksat ise yaşamaktır. Yüce Allah Kur’an’ın anlaşılması konusunda şöyle buyurur: 

 “Kur’anı yavaş yavaş, tane tane, anlaya anlaya ve düşüne düşüne oku.” Müzemmil suresi, 4. ayet. 

 Anlayasınız diye biz onu Arapça bir Kur’an olarak indirdik.” Yusuf Suresi, 2. ayet. 

O halde Ramazan ayında yapılacak en önemli ibadetlerden bir tanesi Kur’an’ı anlayarak okumak ve O’nun emir ve buyruklarını kişisel ve toplumsal hayatımızda uygulamaya çalışmaktır. İşte bu nedenle Ramazan Kur’an ayıdır. Ramazanlarımız Kur’an’ı okuduğumuz, anladığımız ve yaşadığımız kadar mübarektir. Elbet Kur’an’la ilişki Ramazan’a sınırlandırılamaz. Çünkü Kur’an’ın zaman ve mekân sınırlaması yoktur. Kur’an ilahi bir inşa projesidir. Amacı, kendisiyle inşa olmuş insanlar aracılığıyla hayatı ve kâinatı inşa ve imar etmektir. Ramazan getirdiği mana iklimini mümin muhatabının tüm ömrüne yaymayı amaçlar. 

Devamını Oku

SONUÇ

SONUÇ
0

BEĞENDİM

ABONE OL

SONUÇ 

Araştırmamız göstermiştir ki Şeyh Mustafa Çerkeşi hem tasavvuf tarihi hem de Osmanlı Devleti’nin siyasal ve sosyal yapısı bakımından ihmal edilmemesi gereken bir şahıstır. Şeyh Mustafa Çerkeamış, şeriat veya tarikat denince Kur’an’a ve Muhammedi sünnete tam bağlılığı anlamıştır. Halvetiyye tarikatı Şa’baniyye şubesi Çerkeşiyye kolu, Mustafa Çerkeşi ve halifelerinin faaliyetleri sonucunda Ankara ve çevresi omak üzere Batı Karadeniz, Orta Anadolu, İstanbul ve Balkanlarda yaygınlık kazanmıştır. şî Osmanlı Devleti zamanında memleketi ve çevresinde sözü edilen ve etkileri ile duyulan bir şahsiyet olarak tanınmıştır. Şeyh Mustafa Çerkeşî’nin hararetli bir ehl-i sünnet savunucusu olduğu hemen anlaşılmaktadır. O bir yandan sünnete tam bağlılık ve bidatlardan uzaklaşmayı, bir yandan da tarikat anlayışını hâkim kılmayı amaçl

Devamını Oku

PÎR-İ SÂNÎ HAZRETLERİ’NİN ÇEŞİTLİ SOHBETLERİNDE SÖYLEDİĞİ SÖZLERİ:

PÎR-İ SÂNÎ HAZRETLERİ’NİN ÇEŞİTLİ SOHBETLERİNDE SÖYLEDİĞİ SÖZLERİ:
0

BEĞENDİM

ABONE OL

PÎR-İ SÂNÎ HAZRETLERİNİN ÇEŞİTLİ SOHBETLERİNDE SÖYLEDİĞİ SÖZLERİ:

Kul Allahü Teâlânın sevgisini, Allahü Teâlânın sevmediklerine düşman olmakla kazanır. Allahın sevmedikleri ise insanı Allahtan uzaklaştıran şeylerin hepsidir.

Tasavvuf güzel ahlaktır. Bu da üç kısımdır:

Birincisi, Hak ile beraber olmaktır. Yani yüce Allahın emirlerine uymak ve bu hususta gösterişten uzak durmaktır.

İkincisi, halk ile beraber olmaktır. Bu da büyüklere karşı saygı ve edep, küçüklere karşı şefkat, emsallere karşı ise insaflı ve adil davranmakla olur.

Üçüncüsü, nefse sahip olmaktır. Bu ise nefsin boş isteklerine heva, hevese ve şeytana uymamakla olur. Kim bu üç hususu kendi nefsinde doğru bir şekilde tatbik ederse güzel huylulardan olur.

Tasavvuf tamamen ciddiyettir. Şaka nevinden olan herhangi bir şeyi ona karıştırmayınız.

Kul ne ile muhabbete nail olur? Diye sorulunca Allah’ın evliyasına dost olmak, düşmanlarına da düşman olmaklabuyurdu.

Yine buyurdu ki; Kalbin Allahtan ve Onun dostlarından başkasına meyletmesi o kalbin hasta olduğunun işaretidir.

Sebeplere sarılmalı fakat bu durum o sebeplerin ve her şeyin yaratıcısı olan Allahü Teâlâ’ya itimat ve tevekkül etmeye mani olmamalıdır.    

Bütün işlerin neticesinin sıhhatli ve faydalı olabilmesi için iki şart vardır: Sabır ve ihlâs

İrade nefsin arzularına muhalefet edip onu Allahın emirlerine yöneltmek ve kendisi için Allahın takdir ettiğine razı olmaktır.”

“Kul muhabbet makamına Allahü Teâlâ’nın dostlarını sevmek, Allaha düşmanlık edenlere düşmanlık etmekle kavuşur.

Amellerin en üstünü, Salih amel işlemek, sünnet üzere hizmete devam etmektir.

Allahı Rab olarak tanı. Onu tek olarak ikrar et ve ona hiçbir şeyi ortak koşma. Tevhidin esası bu üç şeydir.

Allah’ın senin rızkına kefil olduğuna itimat et ve sana emrettiği ibadetleri yapmaya çalış.

 

Devamını Oku

Çerezler ile ilgili bilgi için Çerez Politikamızı ziyaret edebilirsiniz.