DOLAR

16,1256$% 1.22

EURO

17,3330% 1.59

GRAM ALTIN

967,01%1,94

ÇEYREK ALTIN

15.485,09%1,78

TAM ALTIN

15.485,09%2,23

ONS

1.865,02%0,64

BİTCOİN

473368฿%-1.39773

Yatsı Vakti a 02:00
Çankırı PARÇALI AZ BULUTLU 12°
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a
Ahmet Ali CANBAZ

Ahmet Ali CANBAZ

30 Nisan 2022 Cumartesi

Nerede O Eski Bayramlar

4

BEĞENDİM

ABONE OL
Nerede O Eski Bayramlar
 
Her kuşak geçmişte’ki bayramını yad etme gereği duyacaktır. “Nerede o eski bayramlar?” diyerek hayıflanacak, dün ile bugünü kıyas edecektir.
 
Aslında bayramları güzel yapan şey, geçmiş zaman değil, zamanın içindeki değerler, çocukluğumuz ve sevildigimizi, el üstünde tutulduğumuzu bilmektendir.
 
Bugün uyku ile geçilen Bayram sabahları, Bayram namazlarında hutbe dinlemeden camilerden kaçanlar, Bayramın ruhâniyetine uymayan, özünden uzaklaşmış, sıradan Bayramlar… İşte günümüz bayramların kısaca özeti budur…
 
Eskiden Orta kaza’mızda, Kanlıca köyümüzde, Acılarımız bir, sevinçlerimiz bir, cenezelerimiz, düğünlerimiz birdi. Herkesin sevinci, tasası ortaktı. Sevgi, hoşgörü mütevazilik hakimdi. İnsanlar Kibir, gururdan uzak her konuda birbirinin yanında yer alırlardı.
 
O zamanlar da Köy odalarımız revaçta idi. Bayramlaşmalar o odalarda yapılır, sabah bayram namazı sonrası her ev veya haneden gelen yemekler ikram edilir, misafirler ağırlanır, çocuklar sevindirilirdi.
 
Kömür mangalı ortada, üzerinde kahve cezvesi eksik olmazdı. Soba ağzına kadar dolu, yatak, yorgan ve yastıklar dolapta tertemiz, dışardan gelecek olan misafirlerini beklerdi.
 
Bu odalarda sohbet meclisleri kurulur, yaşlılar Bilge insanlar, Rahmetlik “Zübeyir Kurnaz” akşamları Battal Gazi, Hz Ali Cenkleri gibi İrşadi beyitler okurlardı. Bilhassa bayram günlerinde köyde adeta bir şenlik havası eser, Yüzlerde tebessüm, kalplerde dostluk rüzgârları yaşanırdı..
 
Bugün birbirimizden, sevdiklerimizden ana, baba akrabalardan kaçar hale geldik. Bu asır bize bayram anlayışımızı ve teknolojinin araya girmesiyle eski alışkanlıklarımızı bir bir unutturdu. Bugün, günler öncesinden tatil planları yapar hale geldik. Çocukken eli öpülenlerin verdiği bayram harçlıkları ve mis kokulu mendillerin yerini telefonlar, mesajlar içi boş, soğuk, manevî hazzı olmayan yapay şeyler almış durumda..
 
Şimdilerde kaç komşumuzun evine misafir olduk? Kaç iftar sofrasını eş, dost ve akrabalarla paylaştık? Kaç yetimin başını okşadık? kaç yoksulu sevindirdik? Kaç hastanın ziyaretinde bulunduk?
 
Maalesef bir takım meziyetleri unuttuk. Merhamet, vefa, sevgi, saygı kalbimizden silindi. Yerini ne yazikki hırs, kibir, kıskançlık gibi bize ters adetler aldı. Her şeye bir bahane buluyor, tepetaklak özümüz den uzaklaşıp, bozulup yokluğa doğru gidiyoruz.
 
Şu gurbet ellerinde, çoluk çocuğumuzu, vatanımızı, atalarımızı ihmal ediyoruz. Akraba, hasta ve kabir ziyaretlerini tamamen bertaraf ettik. Örf ve adetlerde unutulmaya başladı birer birer.  
 
Gelin bu bayramda eskiden olduğu gibi, bulunduğumuz yerdeki camilerimizi veya köy camilerimizi dolduralım. Can pınarından bir abdest alalım. Kanlıca camiinde, Canbazzade camisinde,  Osman dede’de, bayram namazı için dolduralım safları tıka basa. Her nerede olursak olalım, inletelim gök kubbe’yi tekbirlerle..
 
Tekrar bir araya gelelim, Tatlılar yenilsin, çaylar yudumlansın. Hatıralar dile gelsin. Küslükleri bertaraf edelim. Tutalım birbirimizin ellerinden. 
 
Huşu içinde secdeye varıp, tüm ümmet-i Muhammet için sağlık, sıhhat selamet ve huzur bulmaları için dualar edelim. 
 
Bu vesileyle tüm Müslüm kardeşlerimin, hemşehrilerimin, dostlarımın Mübarek Ramazan Bayramı’nı can-ı gönülden kutluyor, sevgi ve saygı ve muhabbetlerimi sunuyorum.
 
Ahmet Ali Canbaz 30/04/2022
Devamını Oku

Biz ne zaman bu hale geldik?

3

BEĞENDİM

ABONE OL
Biz ne zaman bu hale geldik?
Hep yarınlar ne olacak düşüncesini taşır, dünü ise acı kederle anar, Oysa bugünün kıymetini bilmez zamanı boşa harcarız.
Dün, artık tarih oldu. Yarın ise bir bilmece. Ama bugün, sana Allah’ın hediyesidir. Bunun kıymetini bilmek gerekir.
Son dönemlerde hızla teknoloji, bilim gibi bir çok şeylerde yol aldık. Ciddi kazanımlarımız oldu. Cebimiz para, altımız araba, nesiller son model telefonlar gördü. Neden hâlâ mutlu değiliz? Ya bunların yanında neleri kaybettik?
Bizim gençliğimiz de, samimi büyüklerimizin, müminlerin, bir gayesi dini, milli, hedefleri vardı. Üzerlerinde küçük kağıtlara yazılmış ayet ve hadisler bulunur hem ezber ederler, hemde onunla iman eder, bulundukları yerlerde eş dostlarla üzerine yorumlar yaparlardı.
İnsanlarda her hayırlı işlere Besmele ile başlama, tevazu, sabır, vefa, yardımlaşma, ziyaretler, faydalı ilim öğrenme, sevgi, saygı gibi yüksek değerler vardı. şimdilerde bu kıymetli değerlerimizi hep kaybettik.
Bugün bu faydalı bilgilerin yerini banka kartları, hayali oyunlar, benlik, başkalarına benzeme, yalan, dolan, karaborsa, Faiz, suistimaller, dedikodu ve içi boş eften püften şeyler almış durumda.
Evden çıkar kulağında kulaklık içinde müzik, arabaya biner müzik, okula gider müzik, yolda müzik, varsa yoksa müzik, besmele yok, abdest yok, namaz yok, niyaz yok. Camiler, kütüphaneler boş ve sessiz. Nesiller boş sohbetlerin kafe, barların esiri olmuş durumdalar.
Örtünmenin yasak olduğu zaman diliminden, devlet kademeleri, üniversiteler dahil, her yerde her mekanda inançlarımız dan dolayı takamadığımız örtümüze kavuştuk! Ama kafanın içini boşaltık..
Beynimizin içindeki dini, imanı, Kur’an’i inancımızı attık. “Baş kapalı-beynimiz açıkta kaldı.” Çünkü taktığımız Başörtümüzün yerini inancımıza ters süslü püslü, albenili, Avrupa-i pahalı markalar aldı.
Adeta son moda manto, gözlük, sıktıraç pantolon, ceylan derisi çanta, topuklu ayakkabılar, marka telefonlar, üzerindeki pahalı takılarla sadelikten, samimiyetten uzak, saçını göstermiyor ama, bütün giyim kuşam hâl hareketiyle ben burdayım bakarmısın dercesine bir yaşam tarzı..
Peygamberimizin “Giyindiği halde çıplak olanlara Allah lanet etsin” sözü sanki bugünler için söylenmiş gibi.
Her ile bir üniversite, Anadolu imam hatip ler açtık. Camilerimiz alttan ısıtmalı suları sıcak akıyor. Buna rağmen Üniversite gençliği dinle mesafeli, bünyesinde deizm, komünist yetişiyor. Her okulda LGBT büroları bulunuyor. İmam Hatip talebeleri camiye uğramıyor, İslam’ın şartlarından habersiz yetişiyor.
Kitaplar okullar da bedava dağıtılıyor, muhtevasında hala demode olmuş darvinizm, yalan tarih, darbe kalıntısı gibi inancımıza, örf adetlerimize ters dersler okutulmuya devam ediyor..
Besmelesiz başlayan eğitim, Allah tanımayan nesil, peygamberini bilmeyen evlatlarımız, Bilim ve teknoloji her ne kadar gelişirse gelişsin, insanın manevi yönü ihmal edildiği zaman! inançsız, acımasız, kaddar, çıkarcı, bağnaz, başıboş, helal, haram gözetmeyen, robotik nesiller olarak ortaya çıkması kaçınılmazdır..
Gelin öyleyse bu günün kıymetini bilelim. Böylece geçmişe takılıp kalmayız, gelecek bizi korkutmaz, yarınlara ümitle koşarız inşallah.
Ahmet Ali Canbaz 09/04/2022
Süleyman Topuz

GENÇLER ATEİST-DEİST OLUYOR
iddiası üzerine….
Hem lise hem ortaokul seviyesinde
din kültürü derslerine giren bir
öğretmen olarak söylüyorum ki
Çocuklarımız birer deist
bazı #ailelerde ise ateist gibi büyütülüyor.
Oluşturulan algı çocuklarımız sanki tam bir İslami terbiye üzere yetiştirilmiş, dinini kavramış,
özümsemiş de,
Sonradan araştırırak ateist, deist
olmuş fakat gerçek tam tersi.
Abartmıyorum 7.sınıf seviyesinde ahiretin olduğunu bilmeyen öğrencilerim var.
Çocuk bana “hocam…
Yani gerçekten dirilecez mi
öldükten sonra” diye soruyor
Bu çocuğun anne babası Müslüman Ama bu çocuk farkında olmadan deist büyütülmüş neredeyse.
Yine sınıflarda şöyle bir yokladım maalesef peygamberimize muhabbet namına
Peygamberimizi seviyoruz” dan gayrısı yok.
Evet, gerçekten peygamber sevgisinin kalbine hiç
girdirilemedigi bir nesil büyüyor.
Yeni gelen neslin kafasında deizme benzer bir din anlayışı var.
Allah var,
Ama neredeyse hiç kural koymamış,
Peygamberimiz var
Ama öyle var yani bu kadar.
İbadetler tamamen kültürel faaliyet..
Eee şimdi soruyorum çocuklarımız deist, atest mi oluyor
Yoksa öyle mi #yetiştiriliyor?
Burada suçlu arayacaksak
Suçlu bu çocuklar değil.
Onların anne babaları suçlu.
Anne – baba çalışıyor, çocuk evde Sadece ev alalım, araba alalım, şunun kredi borcu vs gibi
şeylerle büyütülüyor.
Elinden tutup camiye götüren
Ya da kucağına alıp peygamberimizi sevdiren anneler nerede?
Mevzubahis evlerimizin,
Neresinde Kuran var
Soralım bir kendimize
Peygamberimiz o evin neresinde!
Allah’ın kanunları o evin neresinde!
Peygamber sevgisi o evin neresinde!
Maalesef hiçbir yerinde yok.
E, bu evde büyüyen çocuk bir gün kendisine
deistsin sen diyecekleri günü bekliyor
bilinçsizce..
Anne- babaların seküler hayatının, paraya ve mala tapınmasının en büyük #zehirli #meyvesi
deistçe yetişen #çocuklarımız.
Allah hepimize hidayet versin.
Sonuna kadar okuyan herkese teşekkürler..
Vesselam!!!
Bir öğretmenin sayfasından alıntı….
Devamını Oku

Ramazan eğlence ayı’mıdır?

3

BEĞENDİM

ABONE OL

Ramazan eğlence ayı’mıdır?

 
“Ramazan eğlenceleri” adıyla sunulan “Ramazan eğlenceleri” nin dinimizde, Osmanlı’da ve töremizde bir yeri ve manası yoktur. Batı Referanslı bu gelenekler  gayrimüslimler tarafından müminleri ibadetten alıkoymak için uydurulmuştur…
 
Ramazan demek; Kur’an ve sünnet eksenli ibadet, mukabele, oruç, iftar, sahur, yardımlaşma, sadaka, teravih, itikaf, kulluk, arınma, tevbe, zikrullah, tefekkür, kadir gecesi… demektir. Daha yüzlerce sayabiliriz.
 
Bugün Ramazan da, ramazan fırsatı kampanyası adı altında, adeta yeme, içme, eğlence pazarlanmaktadır..
 
*İki kişilik menü şu kadar.
*Serpme menümüz bilmem şu kadar çeşittir.
*Otelimizde açık büfe mevcuttur. 
*Ramazan turlarımız başlamıştır. Vs. 
 
Ramazan gibi ulvi müstesna bir ayı, eğlence, zevk, safa kılıfına sokmak, bid’atlarla geçirmek, bunu ganimet bilerek gerçek gayesinin dışına taşırmak kimsenin haddi değildir..
 
Günümüzde her geçen gün bazı çevrelerin desteklemesiyle, kültür/sanat etkinlikleri adı altında, şuursuz ve İslami hassasiyet taşımayan organizeler etkisiyle böyle bir Ramazan algısı oluşturulmaktadır.
 
Bayramlarda sıla-i rahim, eş-dost ziyareti yerine otellerde tatil furyası yapıldığı gibi, Ramazan’da da ibadet, taat yerine böyle bir eğlence havası estiriliyor.
 
Ramazan eğlence furyasının tarihçesine baktığımız zaman şunları görürüz:
 
İstanbul’da büyük çoğunluğunu gayri müslimlerin oluşturduğu bir topluluk, Ramazan akşamları kanto, tiyatro, musiki vb. işler icra ediyor. O sıralar, vaktiyle 3 kıtada at koşturan Osmanlı, ne zaman attan inip saraya gömüldü, cihad ruhunun da kalmadığı bir dönemde. Eli boşa çıkan yeniçeri takımı, pala bıyıklarını burup, ellerindeki koca tesbihleri sallayarak, böylece meydanlarda boş boş olta atmaya başlıyorlar.
 
Bu işi yapanların bir kısmı zaten müslüman olmadığı için teravih/ namaz/cami dertleri yok. Onlar böyle bir eğlence başlatıp nefse hoş gelen bir takım işler yapınca, yavaş yavaş bazı müslümanlar da kimi teravihten kaytararak, kimi de cami çıkışı şöyle bir göz atayım derken, zamanla böyle bir sektör oluşuyor.
 
Ve al sana Ramazan Eğlenceleri daha doğrusu Ramazan Bid’atları.
 
Halbuki eğlenmek yerine Ramazan akşamını mübarek hoca efendi ve cemaatlerin olduğu güzel camilerimizde namazı eda ederek, daha sonra ilmi, ahlaki, tasavvufi, tarihi, edebi güzel sohbet ve muhabbet meclislerinde bulunup, zaten sahurla bölünen uyku ihtiyacını da makul ölçüde karşılayacak şekilde geçirmek lazım.
 
Bir kere her müslüman Ramazan dolayısıyla kendisi bizzat sağlam ilmihal ve fıkıh kitaplarından, Oruç ve Ramazan bahislerini okumalı, içinden çıkamadığı, anlamadığı yerleri de ilmine, ihlasına ve dünya görüşüne güvendiği hocalara sormalıdır.
 
Her müslüman mutlaka Kur’an hatmi ile meşgul olmalı, manası ve tefsir’iyle birlikte ilahi kitapla haşir, neşir olmalıdır.
 
İslam, somurtkan, asık suratlı, bilgisiz, kültürsüz, vaktini boşa harcayan cahil insanların dini değildir. “Müslümanlar meşru ölçüler içerisinde” Seviyeli, kaliteli, ilmi, edebi, kültür ve sanat faaliyetlerini icra eder, yorgunluk ve stresini atmak için bir takım dinlendirici şeylerle de meşgul olabilir, gezebilir, eğlenebilir, spor yapabilir.
 
Ramazan programlarında insanımıza İslam’ı doğru ve sahih bir şekilde anlatacak konular seçilmeli, tefrikaya yol açacak her türlü açıklamadan uzak durulmalıdır. Helal/haram çizgilerine dikkat edilmeli, özellikle dil ve üslup konusunda oldukça hassas olunmalıdır.
 
Bir kişiyi cemaatle namaz kılmaktan alıkoymanın, delikanlı erkek ve kızları meydana doldurup günaha sokmanın, vebali bu işi yapanlar kadar o organizeyi tertip edenlerin de üzerine yazılır.
 
Namaz vaktinin geçmesine sebep olan,   insanları eğleyen, eğlendiren hocalar, sanatçılar, buna sebep olan belediyeler,
İnsanları saatlerce meydanlarda bekleterek, namaz vaktinin kaçmasına sebep olan herkes mesuliyet altındadır..
 
Yoksa oruç farz da, namaz farz değil mi sanıyorsunuz ?..
 
Ahmet Ali Canbaz 04/04/2022
Devamını Oku

BENDEN NE KALDI GERİYE

4

BEĞENDİM

ABONE OL
BENDEN NE KALDI GERİYE
Hayat aldı bizi, bir bir eledi
Siyah saçı bozdu, beyaz eyledi
Dalyan gibi gençtim, dedi o geçti
Eski benden bak, ne kaldı geriye?
Sığmazdım bendime kedersiz gamsız
Sel olur taşardım, sessiz amaçsız
Kim durduracak mış, derdim imkansız
Eski benden bak, ne kaldı geriye?
Her geçen gün yazdı, haneme zarar
Yıldız gibi Kaydı, vefasız yıllar
Acımasız geçti, şimdi sonbahar
Eski benden bak, ne kaldı geriye?
Geçmiş seneler boşa, yorulmuşum
Tükenmiş ümitler, bak durulmuşum
Deldirdim postumu, kuzu olmuşum
Eski benden bak, ne kaldı geriye?
Çırpınma boşuna, bak geçti zaman
Dut yemiş bülbüle, döndüm çarpılan
Parça parça bittim, bu elde kalan
Eski benden bak, ne kaldı geriye?
Dünya gafletine, daldın dalalı
Takılıp geçmişte, kaldın kalalı
Ahmed-i ağarttın, saçı sakalı
Eski benden bak, ne kaldı geriye?
Ahmet Ali Canbaz 12/03/2022
Devamını Oku

Allah’a yöneliş

5

BEĞENDİM

ABONE OL
Allah’a yöneliş olmadan
İnsanlarda  Allah CC inancı ve ölüm sonrası bir hesabın görüleceği ahiret, cennet, cehennem inancı yoksa; O insanlarda iç huzuru sağlamak, Ruhi, vicdani, içtimai, gerçek manada dünya hayatında da onlardan hayır beklemek pek mümkün değildir.
Belki! Sûni bir takım şeylerle kanun, yasa, yaptırımlar, beyin yıkayıcı yöntemler ve sarhoşluk yapan maddelerle geçici olarak iç huzuru, baskı altına almak mümkün olsada …
Bu ancak geçici olarak beyini uyuşturur, problemleri erteler, hatta sorunları üst üste koyarak, dahada vahim çözümü mümkün olmayan yaralar açabilir.
Ne yaparsanız yapın, İslam’sızlığın acısı, ızdırabı, iç huzursuzluk asla bitmez, Ahiret azabı da önlenemez.
Hatta gökten mucizeler yağsa bu insanlığa bir şey ifade etmez. Covid 19’dan bile ibret alamayan, Allah’a ve onun Kur’ânî yasalarına dönemeyen ateist, deis ve sorumsuz yaşayan insanlığa. Mağma tabakasının patlaması, yanardağların yağdırdığı ateş ve daha pek çok Cehennemi olaylar, önümüzde dururken iç huzursuzluğun çaresini İslam’da aramayanlara ne diyebiliriz’ki?
Sözü Dünyanın da, Cennetin de ,Cehennemin de  sahibi olan  olan Rabbimize bırakalım:
Huzur ve Mutluluk Allah İledir
“…İyice biliniz ki kalpler yalnızca Allah’ı anış ve onun yasalarını yaşayışla huzur bulur.“ (Ra’d 13/28)
Kâfirler Cehennem’de Unutulacak
“İman edip İslam ve yaratılış çizgisinde doğru ve yararlı işler yapanlara gelince, Rableri onları rahmetine erdirecektir: işte bu, onların bariz üstünlükleri/kurtuluşları olacaktır! Casiye/30
Bu dünya hayatı, geçici dünya zevkleri için olmamalı, hem dünya hem ahiret hayatımızı kazanacak bir yaşam ve İslam akidesi içerisinde olmalıdır.
Bu gün insanlığın içerisinde bulunduğu tüm maddi, manevi sıkıntıların altında yatan gerçekte bundandır.
Allah ve Resulünden kopan insan; gayesiz, kendi çıkarına, şeytan ve nefsin  esareti altında kalarak kaymalar yaşayacak, her iki dünyasını kaybedecektir.
İnsan şu soruyu hep kendine sormalı; Ya âhiret varsa ki var, kâfirlerin vay haline…
Ahmet Ali Canbaz 14/03/2022
Devamını Oku

Deneyimlerinizi kişiselleştirmek amacıyla KVKK ve GDPR uyarınca kullanılan çerezler bakımından kişisel tercihlerinizi Çerez Onay Aracından yönetebilir, daha fazla bilgi için Veri ve Çerez Politikasını ziyaret edebilirsiniz. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz.Veri ve Çerez Politikası için tıklayınız.