DOLAR

13,6657$%1.28

EURO

15,5406%1.99

GRAM ALTIN

783,29%1,17

ÇEYREK ALTIN

12.535,15%1,03

TAM ALTIN

12.535,15%0,34

ONS

1.784,45%-0,03

BİTCOİN

693471฿%0.09534

İmsak Vakti a 06:19
Çankırı KAPALI
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a

İSLAM’DAN NE KADAR UZAKLAŞTIK ?

2

BEĞENDİM

ABONE OL

İSLAM’DAN NE KADAR UZAKLAŞTIK ?

 

Son yıllarda dünyanın değişik coğrafyalarında zaman zaman önüne “İslam, din, şeriat” isimleri konularak piyasaya sürülen terör destekli radikal örgütler, sanki İslam diniyle bir alakası varmış gibi, sırf İslam’ı karalamak ve hakiki Müslümanları yaralamak parçalamak için kurulmuş İslam dışı karanlık yapılardır.

 

Adına her ne denirse densin bu radikal örgütlerin kuran ve sünnet ile yakından uzaktan alakaları yoktur. Hakiki Müslümanların yaşam tarzları, ibadet şekilleri, hayata bakışları, Peygamberimizden bu zamana, bembeyaz tarihin yüz akı, şahitleri, yaşanmış örnekleriyle önümüzde durmaktadır. 

 

Gelin! Ecdadımız nasıl bir Müslümanmış ve İslam’ı nasıl yaşamışlar bir bakalım.

 

Müslümanlar, Hayvanlara yönelik vakıflar kurmuş, bu vakıflara özel arsalar, meralar tahsis edilmiş, buralarda yaralı hayvanların ve göçmen kuşların ihtiyaçları giderilmiş ve bakımları yapılmıştır. 

 

Asırlardan günümüze kadar gelen, özel örnek şehirler inşa etmişler, buraları düzgün mimariler camiler, hastaneler, okullar yaparak insanlığın hizmetine sunmuşlardır. Buralarda dönemin iş kollarına yönelik eğitim verilmiş, insanlara iş imkanları sağlanmıştır.

 

Müslümanlar, zekât müessesini en iyi şekilde çalıştırmışlar, her zaman fakir fukaranın yanında olmuş, Din, Dil, Irk ayrımı yapılmadan onların kalacağı, barınacağı yerler, tedavi merkezleri, aş evleri açarak maddi, manevi her şeyiyle yakından ilgilenip, insanlığın hizmetine sunmuşlardır.

 

Müslümanlar, kimsenin akla hayale gelmedik yerlerde, bir insan bir canlının yolu uğrayabilir diye, dağda, taşta, ovada, şehirde, köyde kervansaraylar, çeşmeler, hanlar, köprüler, daha pek çok güzel faydalı eserler kurmuş bırakmışlardır.

 

Müslüman Alimler, her konuda araştırma, çalışmalar yapmışlar, ilim, bilim, tıp, matematik alanında eserler yazmışlar, pek çok kütüphaneleri insanlığın emrine sunmuşlardır.

 

Müslümanlar, gençlerin eğitimine ayrı bir değer vermiş, onları her alanda desteklemiş önlerini açmış, evlilik zamanı gelen kız ve erkelerin her türlü ihtiyaçlarını karşılayarak, geleceklerini kurmalarına önayak olmuşlar, desteklemişlerdir.

 

Müslümanlar, Peygamber efendimizin, “kıyametin kopacağını bilseniz elinizdeki ağacı dikiniz” hadisine dayanarak, yeşilliğe,  ağaca, doğaya ayrı bir kıymet vermişler, tüm canlıların geleceğini gözetmişlerdir. Bunları yapan insanların sevap hanelerine o ağaçlardan ve doğadan istifade eden canlılardan dolayı “sadaka” yazılacağı vurgulanıp büyük payeler verilmiştir.

 

Müslümanlar, Kur’an’ın emirleri doğrultusunda hareket etmişler, kendilerine peygamber efendimizi örnek almışlardır. “Kolaylaştırın, zorlaştırmayın, müjdeleyin, nefret ettirmeyin” düsturu doğrultusunda hareket etmişler, “Elinden, dilinden Müslümanların emin olduğu” güvenilir insanlar olmuşlardır. Yüzlerini hiç ekşitmemişler, hep güler yüzlü olmuşlardır.

 

Müslümanlar, Yemeklerden önce ve sonra el yıkamak, diş temizliği, yıkanmak, tıraş olmak, güzel koku sürünmeye kadar… İslam peygamberinin sünneti olarak kabul etmişler, uygulamışlardır.

 

Ecdadımızın aklına, İslam denince, Müslümanlık denince, Allah ve Resulüne uymak, insanlığa faydalı eserler ve yaşanılır bir dünya bırakmak gelmiş, o doğruda çalışmışlar, eserler bırakmışlar ve yaşamışlardır.

 

Günümüzde neler oluyor, biz onlar kadar olamıyor veya neden din dışı düşmanların oyunlarına geliyoruz? Bugün iç dış din düşmanları bizi yıkmak, yolumuzdan alıkoymak, birbirimize düşürmek için, bütün radikal yolları denemektedirler. 

Biz Müslümanlar okumakla, araştırmakla, Genciyle, ihtiyarıyla özümüze, aslımıza dönmekle ancak bu sarmaldan, bu karanlık oyunlardan kurtulabiliriz.

Unutmayalım ‘ki İslam; asan kesen, dışlayan radikalliklerin yaşandığı “Kur’an’ ve sünnet dışı” bir din değildir.

Ahmet Ali Canbaz 02/12/2021

Devamını Oku

Gelin birazda kendimizi hesaba çekelim

3

BEĞENDİM

ABONE OL
Biz millet olarak geçmişi çok çabuk unutan bir milletiz. Unutmamamız, ders çıkarmamız gereken yaşanmışlıkları acı, tatlısıyla çabuk unutuyor, bu konularda hafıza kaybı yaşıyoruz.
 
Gerçeklerle karşılaşmadan korkuyor “Empati” yapmıyor, işin kolayına kaçıyor başkalarını karalayıp gerçeklerden uzaklaşıyoruz. 
 
Her müspet ve menfi alanlarda araştırmadan, bizim branş ve görevimiz dışındaki her konuda bilğiçlik taslıyor, ahkâm kesiyoruz. Çok tezler, araştırmalar gerektiren, bir çok üniversitelerin asırlık çalışmalar yaptığı konularda, biz Âlim, Bilğe insan oluyoruz.  
 
Bu gün eleştirdiğimiz, Milletin vekilleri, amirleri, memurları bu toplumun aynasıdır. Millet kendini düzeltmeden bunların hiç biri düzelmez..Bu insanlarda bu toplumda yetişiyor… Uzaydan gelmiyorlar..
 
Hani! Devlet şunu yapmıyor, bunu yapmıyor, diye gayri ihtiyari sinirleniyoruz ya.?
 
Asıl bizim şunu kendimize sormamız gerekiyor!. Vatana millete, dinini bilen, edepli, şuurlu, harama yan bakmayacak evlatlar yetiştirdik mi? Bir aksilik, bir yanlışlık, bir hainlik gördüğümüzde şikayet mercilerine bilgi verdik, takibini taptıkmı ?
 
Bellemişiz bir bana ne! Sana ne! Bunlar Devletin işi, devlet her şeyi bilir.. Bilmesi gerekir..
 
Bu düşüncede olanlar,” Tövbe haşa Devleti.. Allah(c.c) yerine koyuyorlar” demektir..
 
Kendimiz keyif yapıyor, neme lazımcı yaşıyoruz, ama unutmayalım.. Bu dünya sınavı herkesin, Her kes üzerine düşeni yapma mecburiyetindedir. .
 
Daha iki çocuğa sözü geçmeyenler,  Aile Reisliğinin gereğini yapamayanların, başkalarına söz söyleme hakkı yoktur kanaatindeyim. Okula gönderiyor, çocuk hırsızlık’mı yapıyor, flörtleşmeye’mi gidiyor, Dumanlı’mı kullanıyor, içiyormu, Takip eden Aile reisimiz kaç kişi vardır ?
 
İnsanımızın tek dertleri para, para. Erkekler araba, uçkur davası, içki kumar.. kadınlarımızın boya, cila olmuş. Biz böyle değildik, sonradan böyle nasıl bozulduk diye kendimize sormuyoruz.?
 
Bakarsan bağ olur, üzüm yersin, bakmazsan diken olur her keslere batar.. Bir örnek: Adamın biri rüşvetten, torpilden şikayet ediyor. Ama biraz sıkıştı mı rüşvet veriyor, torpil arıyor.. Sonra memleket düzelmiyor.. sen düzeldin mi? 
 
Yüce Yaradanımız insanlar hak ettikleri şekilde yönetilir buyurmuştur…. 
 
Güzellikleri, Adaletli, merhameti isteyen  evlatlar yetiştiririz..İnşa Allah.
 
Evet her şey güllük gülüstanlık değil ama, bu gün şu koronalı günlerde bir çok devletlere bakarak çok Bereketli günlerimizi yaşıyoruz.. Sanki bize bakan yokluklarda kıvrandığımızı zanneder. .
 
Karnına açlıktan taş bağlayan Peygamber Ümmetinin torunları, Bu kadar şükürsüz ve kanaatsiz olmamalı.. Israfın, şımarıklığın, son haddindeyiz..
 
Ülkemizde devlet ve özel üniversiteler, sivil toplum kuruluşları, siyasi yapılar var. Uzun yıllardır terör belasıyla uğraşıyoruz, maddi manevi içerden, dışardan müdahalelere maruz kalıyoruz. Paramıza, canımıza, namusumuza, kalkınmamıza, neslimize, huzurumuza mudahale edilirken, bu mercilerin ciddi Kafa yorduklarını, çare ürettiklerini gören varmı?
Bu ülkenin olmazsa olmazları vardır. Bütün sivil, siyasi, kamu mercilerin, bireylerin Din, vatan, bayrak, milli birlik ve kardeşliğimizi asla suistimal etmelerine fırsat verilmemeli, bunların kullanılmasına, zedelenmesine, tahribine karşı tek vücut, tek ses olarak karşı konulmalı dır. Zira bu ülkenin sınırları cafe, barda, kahve köşelerinde çizilmedi. Allah nidalarıyla şehit, Gazi kanlarıyla bize vatan oldu..
 
“Siyaset siyasi arenada, kanunlar çerçevesinde, ülke yararına, milli, dini yapımıza uygun, küfürsüz, yalansız,dolansız dürüstçe etik yapılmalıdır.”
 
Başka vatanımız, başka sığınağımız yoktur, zaman birlik olma zamanıdır.
Hayır için çalışanlar hayır bulur, şer için çalışanlar şer bulur..Hayır isteyenleriniz ve işleyenleriniz daim olsun. İnşaAllah.
 
Ahmet Ali Canbaz
Devamını Oku

TÜRK İSLAM KARDEŞLİĞİ Rehber Kur’an, Hedef Turan

2

BEĞENDİM

ABONE OL

ÜRK İSLAM KARDEŞLİĞİ

Rehber kur’an, Hedef Turan

       

Uzun yıllardır özlemini çektiğimiz “Türk Devletleri birliği” nihayet kuruldu. Türkiye, Azerbaycan, Kırgızistan, Kazakistan, Özbekistan, Türkmenistan ve Macaristan Devlet başkanları ile İstanbul’da toplanan Türk Konseyi, 8. Zirvesinde alınan kararlar kapsamında Türk Konseyi’nin adı “Türk Devletleri Teşkilatı” olarak değiştirilmiş ve Türk Birliği yolunda önemli bir adım atılmıştır. 

İnşallah bunun devamında bütün iç dış  baskılardan kurtulan diğer İslam ülkeleride bu birlikteliğin içinde yer alacaklar, yakın bir zamanda müslümanlar arasında “İTTİHAT-I İSLAM” Birliği sağlanacaktır.

Bizim ecdadımız  geçmişte bu Türk, islam kardeşliğini en muhteşem şekilde yaşamış, dünyaya bunu kanıtlamışlardır. Bugün aynı şey neden olmasın??

Bu devletlerin başına gerçek millet liderleri geldiği gün artık her bakımdan birleşmeyi kimse önleyemez ve önleyemiyecektir. 

“Bu millet kutlu bir millettir. Bu milletin prensipler yasası Kur’an’ı kerimdir. Bu milletin başı ebediyete kadar, Hz peygamberdir. Bu milletin sembolü hilaldir.”

Bu necip millet İslamın 600 yıllık, hatta abbasiler zamanından beri bin senedir kuranı hakimin bayraktarları olarak bütün cihana karşı koymuş, kur’an ın kutsal hükümlerini tüm dünyaya abu hayat sunmuştur.

Böyle muhteşem bir! Birlikteliği sağlayan ecdadımız, ırkından ve dilinden dolayı hiçbir topluluk veya milleti dışlamamış bağrına basmıştır.

Hazreti Muhammed (s.a.v) efendimiz bu konuyla alakalı olarak. “Hiç biriniz, kendi nefsi için olmasını istediğiniz şeyi, din kardeşi içinde olsun istemedikçe iman etmiş olamazsınız”.buyuruyor.

Balkan ve cihan harp’lerine muhtelif cephelerde katılan Osmanlı ordusu, çeşitli Müslüman unsurlar tarafından meydana getirilmişti. Bu ordunun ekseriyetini “Türk olmayan” Müslüman askerler teşkil ediyordu.

Dünya üzerinde bizden başka yüzlerce, hatta binlerce önemli ve ciddi meselelerde birlikteliği ve birliğimizi teşkil eden, ikinci bir topluluğu görmek mümkün değildir. Bugün Türk – İslam ülkeleri yeter ki istesinler, geçmişte olduğu gibi bugünde aralarındaki ayrılık tohumlarını bir kenara atarak, maddi- manevi güç birliği yapabilirler.

Bir Müslüman ırkını sevebilir, ona taraftarlık yapabilir. Bunu yaparken, İslam ölçülerine göre hareket eder. Dindaşına asla zarar vermez. Bilir ki! Onların canı, malı, namusu onunda koruması altındadır. Bu yüzdendir ki tarih boyunca bu milletin sinesindeki hiçbir ırk veya milletin, burnu dahi kanamamıştır. Buna müsaade edilmemiştir.

Bu eksikliğin giderilmesi acısından, Türk – İslam dünyasının topyekûn bir nefis muhasebesi yapması gerekmektedir. kur’an ve sünnet ışığı içerisinde, nerede, nasıl ve neden hatalar yapıldı? Bunların derinlemesine analizini yapma mecburiyetleri vardır. 

Türk milleti, yaptığı hizmetler sebebiyle İslam milletleri içerisinde ayrı bir değere sahiptir. Dünyanın neresinde Türk’ler varsa, Müslümandırlar. Nerede bir müslüman  varsa onlarda Türklerin kardeşleridir. Müslümanlıktan çıkan veya Müslüman olmayan Türkler, Türklük tende çıkmışlardır, misali Macarlar gibi.

Velhasıl!

Bu millet, Türk, Arap, Kürt, Zenci, Hintli diye ayrılmaksızın, birinci Cihan savaşında dahil, İslamı yıkmaya çalışanlara karşı, bütün savaşlarda, yanyana ve kardeşçe çarpışmışlardır. Birbirlerine karşı birkaç istisna dışında Savaş açmamışlardır.

Birinci cihan savaşında, İngiliz ve Fransızların aldatarak ve zorla getirdikleri Müslümanlar, gerçeği öğrenir öğrenmez, ilk fırsatta İslam saflarına katılmışlardır.

Hindistan’da daha bağımsızlığa bile kavuşmamış bulunan müslümanların, istiklal Savaşı’nda Türkiye’nin durumuyla nasıl yakından ve candan ilgilendikleri, İngilizleri nasıl sıkıştırdıkları ve bize nice yardımlarda bulundukları unutulmayacak bir destan değerini taşır.

Türk – İslam milletlerinin arasına zorla örülen suni sınırlar yıkılacak, yerini güçlü birliktelikler alaçaktır inşallah..

“Ne Avrupa Birliği,

Ne Şangay İşbirliği, 

Biz diyoruz ki;

Sonuna kadar Türk – İslam Birliği”

Ahmet Ali Canbaz 16/11/2021

Devamını Oku

KARABAĞ AZERBAYCAN ZAFER BAYRAMI

3

BEĞENDİM

ABONE OL

KARABAĞ AZERBAYCAN ZAFER BAYRAMI

(İSTAD) İstanbul Türkiye Azerbaycan Derneği’ 06/11/2021 Cumartesi gecesi Valide Sultan gemisinde “Karabağ zaferinin birinci  yıldönümünde” Azerbaycan Zafer Bayramı kutlama gecesi düzenledi. Acizane bizde davetli olduğumuz bu gecede, kıymetli misafir ve sanatçılar eşliğinde muhteşem bir gece yaşamanın yanında, Müslüman Türk dünyasının ortak sevinç ve sıkıntılarınında paylaşıldığı pek çok bilgi sahibi olduk.

(İSTAD) Başkanı kıymetli kardeşim Sefer Karakoyunlu, Azerbaycan Zafer Bayramı Kutlama Gecesinde, günün önemine dair bir konuşma yaptı. 44 gün süren Karabağ zaferinin ardından “Zengezur koridorunun” Türk dünyasına açılan kapısının önemine de değindi. 

Bende bu güzel ortamdan etkilenip hissiyatımı kaleme dökmek istedim. Bu günde Türk dünyası ve İslam dünyasının  yeniden vahşi batı ve Avrupa dünyası karşısında tutunabilmesi, kendine gelebilmesi için tek çare, tekrar özümüze dönmekle ancak mümkün olacaktır. 

Türk milleti, yaptığı hizmetler sebebiyle İslam milletleri içerisinde ayrı bir değere sahiptir. Dünyanın neresinde “Türk’ler varsa, Müslüman’dırlar, neredede müslüman topluluklar varsa onlarda Türk’lerin kardeşleridir.” Müslümanlık tan çıkan veya Müslüman olmayan Türkler, Türklük’tende çıkmışlardır, misali Macarlar gibi.

Bu gün Türkiye – Azerbaycan kardeşler bunu Karabağ savaşında percinleyip yeni bir yola girmiş durumdalar. Türk, Müslüman dünyası aralarındaki farklılıklara bakmadan birleşmek, birlikte hareket etmek mecburiyetindedirler..

Zira bugün hala dünyada Türk ve Müslüman oldukları için, Doğu Türkistan, Bosna, Filistin, Afganistan, Libya, Suriye, Irak, Keşmir, Arakan’da insanlar öldürülüyor veya yerlerinden sürülüyorlar. Yaşananları ve mazlumların katledilmelerini dünya görmüyor, seyretmekle yetiniyor.

“Bunun için ayrılığı bir kenara bırakıp bir ve beraber olmak mecburiyetindeyiz.

Bunun yolu, “birlik ve dirliğimizi muhafaza etmekten, Geçmişimizi, tarihimizi, bizi birbirimize bağlayan, manevi dinamikleri iyi okumaktan, ondan güç ve ilham almaktan, maddi, manevi güçlerimizi birleştirmekten geçer.”

Dünyaya karşı dik durabilmemiz, birlik ve beraberliğimizi muhafaza etmemiz için, yer altı, yer üstü zenginliklerimizi birlikte değerlendirmek, savunma silahlarımızı bir, başka milletlere muhtaç olmadan kendimiz yapmak zorundayız. Aynı zaman da ortak ordularımızı kurmak, birlikte istihbarat çalışmaları yapmak mecburiyetindeyiz.

“Türk dünyası ve İslam Aleminin” bir an önce uyanması, aklını başına alması ve birlikte hareket etmeleri, elzemdir. Bu birliktelik, yamyam dünyanın vahşi gidişatına da dur diyecektir.

Bu vesileyle tüm zamanlardaki ve Azerbaycan Karabağdaki şehitlerimizi şükran ve minnetle anıyorum. Mekanları cennet ruhları şad olsun.

Ahmet Ali Canbaz 06/11/2021

Devamını Oku

Çankırı ve bizim Görevlerimiz!

4

BEĞENDİM

ABONE OL
Çankırı ve bizim Görevlerimiz!

Çankırı! Ta milattan öncesine dayanan güçlü bir tarihe sahiptir. Her yerinde buram, buram tarih kokmaktadır.

Bünyesinde tarihi eser ve mekânları barındıran, “bakir yeraltı ve yer üstü gizemli güzellikleriyle, adeta uykuya terk edilmiş bir yeryüzü cennetidir.” Harabe cami ve çeşmeler, yıkılmış tarihi hamamlar, köprüler, mağaralar, kaya mezarları, Peri bacaları, Roma, Bizans eski çağ buluntuları ve medreseleriyle meşhurdur.

Horasan erenleri, hacı muradı veli, Osmancık, toprak baba gibi daha birçok türbeleriyle, Çankırı’nın köy ve kazaları adeta tarihe şahitlik etmekte, bize o devirlerden mesajlar getirmektedirler. Şimdilerde hepsi mahzun, dertli kendisine uzanacak el beklemektedirler. 

  
Ulaşılamayan yollar, boşalan fabrikalar, terk edilen beldeler, hepsi bizden şikâyetçi, bizden davacı, kaderinin tekrar değişeceği, dirileceği o kutlu günleri beklemektedirler.

Kendisine özgü şarkı, türkü, mani ve yöresel yemekleriyle meşhurdur. Tuzuyla dünyaya ün salmış, bor madenleriyle ekonomistlerin hayalini süslemiş, yeşil Ilgaz’ımız, yazıyla, kışıyla muhteşem tabiatıyla, yerli, yabancı turistlerin gözlerini kamaştırmıştır. Ninnileri derin manalı, şiirleri gönül yaralı, türküleri hasret yüklü, sazının bam telinde insanlığın hasret nağmeleri saklıdır.

Evet, Çankırı’mı anlatmak benim gibi güçsüz kalemlerin işi değil, belki onu anlatmak dili güçlü, derin kalp hissiyatına sahip, duygu yüklü hemşehrilerimin hakkıdır.

Çankırı’lılar bugün Türkiyemizin her yerine dağılmış durumdadırlar. Hatta siyasetten bürokrasi’ye, ticaretten, esnaflığa, her dal ve branş’tan insanımız, önemli makam ve mevkilerde görevli, güzel hizmetlerde bulunmaktadırlar.

 
Çankırı insanı vefalıdır, asla ülkesine asi olmaz. Ülkesinin aşığıdır, hiçbir çıkara prim vermez. Ülke savunmasında da en ön saflarda şehittir. Yılmaz, korkmaz, Vatana ihanet nedir bilmez, kendi çıkarlarından önce bu ülkenin çıkarlarını en ön planda tutarlar..

Çankırı’lının yolu memleketine ve milletine hizmetten geçer. “Fakat bu günümüz Türkiye’sinde hemşeriler olarak birbirimizden kopmuş, adeta habersiz lakayt yaşamaktayız.” Bunun bir sebebi de halkın içerisinde dolaşan, okuyan, büyüyen insanımız, kendisine hizmet adına sunulan makam ve mevkilerin başına getirildiğinde, geldiği yerleri ve gayesini unutup, egosuna yenik düşmekten kaynaklanmaktadır.


Dün sokak sokak ev ev dolaşan yolda her gördüğüne sarılan insanımız, bir makama oturdu mu, kapıları halka kapanır, yalnızca kendi seviyesindeki veya bir üst mercilere açılır o kapılar. Oysa dünya nimetleri veya makam, mevki sevdası, bizleri hizmet aşkından asla koparmamalıdır.
 
Siyasiler, vakıf ve dernekler, kamu ve özelde çalışan tüm kıymetli değerlerimizin, halkın içinde olmaları, onlarında dünya ve ahiret saadetlerine vesile olacaktır inşallah..

Zira biz diğer illerimizden ileri veya refah içerisinde değiliz. En fazla göç veren illerin içerisindeyiz, adeta terk edilmişliği yaşıyor, sahip çıkacak hakikat erlerini bekliyoruz. Üstte saydığım meziyetlerin vatanseverliğin karşılığı bu olmamalıdır.!

Evet! Biz ayrım yapmayız hatta “tüm yaratılanları yaratandan ötürü severiz, zira biz muhabbet fedaileriyiz. Biz düğüş kavga için gelmedik bu dünyaya..

Öyleyse, ağzı dualı, kalemi güçlü, ön saflardaki büyüklerimiz, neslimizin ve Çankırı’nın geleceği için inisiyatif’i elden bırakmayın diyorum. Çalınması gereken kapıları çalalım. Oylarımızın, tarihimizin, yetişmiş güçlü beyinlerimizin, yeraltı yerüstü maden ve güzelliğimizin gücünü anlayıp farkına vararak, karşılığında yüz akıyla hizmet isteyelim. Bizde medeni ülkeler seviyesinde, refah ve mutluluğu hak ediyoruz. Yollar, fabrikalar, barajlar ve iş alanları, eğitim alanları bu milletimin de hakkıdır.

Şimdi zaman birleşme. birbirimizi sevme ve güvenme zamanıdır, zira birlikten kuvvet doğar. Yoksa bizi ne tarihimiz nede istikbalde gelecek neslimiz asla af etmeyecektir. 

 
Ülkemize ve memleketimize hizmet eden çalışan, siyasette, kamuda, her alanda, eski, yeni ne kadar emeği geçmiş insanımız varsa, rabbim hepsinden razı olsun. Vefat etmiş veya hayattaki hizmet erlerine borçlarımızı unutmayalım, onları rahmet ve minnetle hep yad edelim.
 
Ahmet Ali Canbaz 19/09/2021
Devamını Oku

Deneyimlerinizi kişiselleştirmek amacıyla KVKK ve GDPR uyarınca kullanılan çerezler bakımından kişisel tercihlerinizi Çerez Onay Aracından yönetebilir, daha fazla bilgi için Veri ve Çerez Politikasını ziyaret edebilirsiniz. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz.Veri ve Çerez Politikası için tıklayınız.