Menü ÇERKEŞ VUSLAT HABER - ÇERKEŞ'İN GÜÇLÜ SESİ
Mehmet AKBACAK

Mehmet AKBACAK

Tarih: 02.02.2021 22:47

ÜLKEMİZİN GELECEĞİ BİDEN’A BIRAKILAMAZ!

Facebook Twitter Linked-in

 

 ÜLKEMİZİN GELECEĞİ BİDEN’A BIRAKILAMAZ!

 

          “Bu sistem soygunculardan ve kara para aklayanlardan başka hiç kimseyi memnun etmiyor”.

          “Devletle mafya iç içe geçiyor; suç örgütleri devlet içinde yuvalanıyorlar”.

        “ Bunun yerine iki turlu bir başkanlık sistemine geçtiğimizi düşünün: Devlet başkanını parlamento değil, biz seçiyoruz. Seçim iki turlu olduğu için yanlış yapma azalıyor”.

    Bu satırların sahibini yandaş medya yazarlarından birisi diye düşünmeniz çok normal ama maalesef 1990’larda, yani en az 30 yıl önce Sabah Gazetesi yazarı Zülfü Livaneli’ne ait. Belki Z kuşağı Zülfü Livaneli kim diye sorabilir. Kısaca bilgi vereyim. 12 Mart Muhtırası’ndan sonra yurt dışına çıkmak zorunda kalan, 1994 yerel seçimlerinde CHP İstanbul Belediye Başkan adayı olup, Erdoğan karşısında seçimi kaybeden, CHP’de birkaç dönem milletvekiliği yapan, bir zamanlar CHP’nin başına geçmesi beklenen müzisyen, yazar, sinemacı ve Atatürkçü politikacı..O yıllarda ülkenin iyi yönetilebilmesi için başkanlık sistemine geçilsin mücadelesi verirken, CHP’liler onu döneklikle suçluyorlardı. Erdoğan’ın işbaşına geçmesiyle bu düşüncelerinden tamamıyla vazgeçti. Hatta Erdoğan’ın yasaklılığını kaldıran anayasa değişikliğine Baykal destek verdiği için Baykal’ı bile suçlamıştı.

        Nerden çıktı bu Livaneli olayı derseniz; bu günlerde Millet İttifakı Cumhurbaşkanlığı Başkanlık Sistemini değiştirip, Güçlendirilmiş Parlamento Sistemine geçelim önerisini dile getiriyorlar. Peki nedir, ne değildir diye sorulduğunda; efendim hazırlıklarımız daha bitmedi, sona erince kamuoyuna duyuracağız diyorlar. Aklıma Nasrettin Hoca’nın bir fıkrası geldi. ‘ Hoca uzun zamandır borcunu ödemediği için alacaklı kapısına dayanmış, hocam bir daha kapına gelmem bu işin sonu fena olur deyince; hoca ben de zaten borcumu ödemek için hazırlık yaptım deyince, ne hazırlığı yaptın diye sormuş; koyunların geçeceği yerlere dikenli otlar ektim, koyunlar buradan geçerken yünleri dikenlere takılacak, ben de onları satarak borcumu ödeyeceğim deyince alacaklı gülmüş, hoca fırsatı kaçırır mı; bak kerata peşin parayı görünce gülersin demiş”.

         Millet İttifakı’da hoca misali; önce seçimi kazanacak, sonra mecliste 360 çoğunluğa sahip olacak, o da yetmezse 400 oyla referanduma gidilerek anayasa değişikliği yapılacak. Tekrar seçime gidilecek ve iktidara gelinecek hesabını yapıyorlar. Hoca borcumu ödemem dememek için gerekçe uydururken, Millet İttifakı’da  bu sisteme karşı politika üretemediği için bu tür senaryolar üreterek ittifakı ayakta tutmaya çalışıyor. Delikanlı gibi çıkıp halka; size verilen hem meclisi ve hem de Cumhurbaşkanını seçme hakkını fazla görüyoruz. Hadi meclisi seçin ama cumhurbaşkanını siz seçmeyin diyemediğiniz için yok şöyleydi, yok böyleydi gibi sudan gerekçeler üretirken habire çuvalladığınızın farkında değil misiniz?.

                  MİLLET İTTİFAKI ÇATLIYOR

        CHP, İYİ Parti, Saadet Partisi, Demokrat Partisi’nin açıktan, HDP’yle  gizliden oluşturulan Millet İttifakı zor günler yaşıyor. CHP üst yönetiminin HDP’yle örtülü ittifakı içerdeki Atatürkçüleri rahatsız ederken, hem de HDP içinde bu gizlilikten rahatsız olanlar tepkilerini açıkça ortaya koymaya başladılar. Cuma günü CHP’den 3 milletvekili CHP’yi HDP’nin güdümüne girip CHP’nin ilkelerinden uzaklaşması, ayrıca PKK terörüyle arasına mesafe koymayan HDP’yle bir arada olmanın rahatsızlığını dile getirdiler. Ayrıca AK Parti’den ayrılıp parti kuranlarla haşir neşir olmalarını hazmedemeyip partilerinden istifa ettiler. CHP yönetimi, arkadaş biz nerde yanlış yaptık diye sorgulayacakları yerde işin kolayına kaçıp; milletvekillerinin istifasını sarayın komplusu olarak suçu saraya atıverdiler. Oh ne ala. Peki adama demezler mi; tamam biz, bizim sarayın komplosuyla hareket ediyoruz, peki siz hangi sarayın komplosusunuz, yoksa beyaz sarayın olmasın derse ne diyeceksiniz.

              TÜRKİYE PARTİSİ OLMAK MI

     2014-2015 seçimlerinde HDP Türkiye partisi olacağız diye sahaya çıkıp, beyaz Türklerin desteğiyle önemli bir oy oranına sahip olmuştu. Türkiye’nin verdiği bu desteği; PKK’nın isteği doğrultusunda çukur ve hendek siyasetiyle çarçur etti ve kanlı olaylara neden oldu. Son zamanlarda HDP’li milletvekili ve belediye başkanlarının PKK’yla ilişkileri gün yüzüne çıkmasıyla, hem mecliste ve hem de kamuoyunda tepkiler çığ gibi büyümeye başladı. HDP’nin önünde iki yol var; birincisi PKK’nın vesayetinden kurtularak Türkiye partisi olacak veya şimdiki gibi PKK vesayetine boyun eğecek.  Demokrasiyle yönetilen bir ülkede legal bir partinin terörle ilişkili hali görmezlikten gelinemez. Demokrasiyle yaşayacaksak bunun bir bedeli olmalı. Maalesef bu konuda bir adım atıldığı görülmüyor, aksine aynı çizgide devam ediliyor. Son olarak İstanbul Esenyurt HDP İlçe Örgütündeki manzaralar karşısında bakın HDP Eş Başkanı Mithat Sancar ne diyor; “HDP açık siyaset yapan bir parti. Kara propaganda, insafsız bir yaklaşım söz konusu. HDP’nin gündeminde ittifak konusu yoktur. İttifak partileriyle görüşmemiz olmadı. İktidarı durdurarak demokrasinin önünü açmak derdimiz. Fakat ittifak partileri iktidarın çizdiği sınırdan çıkamıyor. Barışçıl bir dış politika hedefimiz. Türkiye partisi olma konusunda başarılıyız”. Abdullah Öcalan ve diğer örgüt üyelerinin fotoğrafları konusunda ise;” Öcalan çözümün adreslerinden biridir. Bir karşılığı yok. HDP kapatılamaz”. Başka bir soruya da; “Biden Kürt sorununun barışçıl çözülmesine yardımcı olursa memnun oluruz. Kürt sorununu bölgede yaşayan halklar çözmeli” diyor. Bu açıklamanın neresine bakarsanız bakın bu ülke ve insanlarına mutluluk, huzur, barış getirmediği apaçık. Ne demek Biden’dan yardım istemek, ABD hangi ülkelerde sorunları çözmüş. Haklısınız sorunu kendi çıkarları ve işbirlikçilerinin çıkarını koruyarak çözerken, geriye kan ve gözyaşı bırakmıştır. PKK’nın vesayetini sırtınızdan atmadığınız sürece barışçıl politaka yapamazsınız. Biden’dan CHP dış politika uzmanı arkadaş da demokrasi konusunda yardım istemişti. Elalemin hovardasından ailenin namusunu korumasını istemek gibi bir şey…

Kalın Sağlıcakla.

      

            

 



Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —