Kardeşliğimizin yeniden ihyası!
Bir asra yakın zamandır bir türlü bitmeyen, sen ben kavgalarına, siyasi polemiklere, belden aşağı saygısız söylemlere artık dur denilmelidir.
Bunlar yapılırken şimdiye dek başvurulmayan, bizi hakiki manada bağlayacak 'İSLAM KARDEŞLİĞİ' metodu uygulanmalıdır. ”Şahadet getiren insanlar hangi ırk ve dilden olurlarsa olsunlar kardeştirler” Bunun canlı örneğini biz geçmişte Osmanlı (Devlet-i Âliye)de yaşamadık mı?.
Çeşitli dil, Irk hatta inançtaki insanlar, burnu bile kanamadan bir arada asırlardır yaşadılar, bu vatan toprağına kan ve canlarını verdiler.
Bize Zerdüştün, Lenin, Stalin ve batı çizgisindeki, inkarcı ideolojilerin hiçbir katkısı olamaz. Bilakis bizi ayrı ve tedavisi imkânsız yanlış yollara sürükler. Zira İslami değer Yargılarımız, öne çıkmadıkça bu kavgalar hep var olacaktır.
Bu gün kelli felli kişilerin, siyasilerin, makam mevki işgal eden ünlülerin, kullandığı dil üslup, bize ve özümüze ters uymayan başka ideolojilerin kullandığı yıkıcı ve kırıcı bir dildir. Şu 'KORONA'LI' zor günlerimizde, aslında her şey bizim elimizde. Birbirimizi karalamak suçlamak yerine herkes kendi üzerine düşeni yapmalıdır.
Cami, gibi ibadet yerlerimizde herkes namaz seccadesini eline alsa, bir iki metrelik mesafeye dikkat etse, Cafe, Market, düğün salonları bütün iş kollarında, hatta miting alanlarında bile MASKE - MESAFE - TEMİZLİK kuralına uyulsa, bu konuda köstek olmak yerine devlet yetkilerinin tavsiye ve önerileri dikkate alınsa, inanın bu iş hiç bir ceza, kısıtlama ve baskıya gerek kalmadan, kısa sürede bitecektir.
Yine gündemi teşkil eden diğer meselelerde, aynı dili ve fedakarlığı kullandığımız zaman, aşılamayacak hiçbir sıkıntımız kalmayacaktır.
Bütün kötü, çirkin, hadise, olay ve bu işin müsebbibi olan insanların üzerine birlikte gitmek gerekir. 'Senin Tecavüzcün daha kötü benimki iyi, senin teröristin daha kötü benimki iyi' dediğimiz zaman! 'FAKAT - AMA' diye başlayan kelime ve sözlerde ayrışmaya nedendir..
Bazı şeylerin asla telafisi mümkün değildir. DİN, DİL, IRK, VATAN, BAYRAK gibi, 'DİNİ - MİLLİ' meseleler şaka götürmez gerçeklerdir. Bu meselelerde dikkatli, samimi ve hassas olmak mecburiyetindeyiz.
Bu ana meselelerde iktidarı, muhalefeti, bütün resmi, sivil kurumlarıyla tek vücut olmaları beklenir. Yöneticilerin, başrol insanların, halkın önünde olanların, dik samimi net ve plan projesi olan, gelgitsiz güven telkin eden insanlar olmaları elzemdir...
Allah Rasulü (SAV) ve O'nun ashabı bu konuda çok hassastılar. Birinin ayağına diken batsa karşısındaki insan ateşlere atılmış gibi hisseder, kardeşinin derdiyle dertlenirdi. Bütünüyle onlar gibi olmamız mümkün değildir. Fakat biz, ancak onlara benzediğimiz nispette mutlu olabiliriz.
Onlar nasıl ve ne şekilde bir kardeşlik anlayışına sahip'tiler ve bu kardeşlik anlayışı onları muvaffakiyette hangi noktalara getirdi ise, bizler için de bu kaide ve netice değişmeyecektir. .
Ey bu milletin mayası olan Türk, Kürt, Laz, Çerkez, Alevi, Sünni Kardeşler! Bu memleketin, vatanın asırlardır ortak sahiplerisiniz. Zaman düşmanlık zamanı değil, bu gün iç - dış düşmanlara, derin yapılara karşı, 'MİLLÎ ve DİNİ' Meselelerde tek vücut olma zamanıdır. Yoksa bu mesuliyet hepinizi boğar ve elinize yüzünüze bulaşır.
Milli Şairimiz Mehmet Akif ERSOY:
Girmeden bir millete tefrika, düşman giremez,
Toplu vurdukça gönüller, onu top sindiremez.
Sen, ben desin efrat, aradan vahdeti kaldır.
Milletler için, işte kıyamet o zamandır.
dizeleriyle bu gerçeği açık bir şekilde ifade etmiştir.
Ahmet Ali Canbaz 12.12.2020