Mehmet AKBACAK
Tarih: 24.12.2021 11:13
BU KAÇINCI TERS KÖŞEYE YATIRILMANIZ!
Pandemiyle başlayan muhalefetin yıkıcı muhalefeti dur durak bilmedi. Milletin kapandığı günlerde esnaf ziyaretleri adına insanlar tahrik edilip mahvolduk, battık gibi ısmarlama seçmenler kullanarak iktidarı erken seçime zorladılar. Hatta bir ara erken seçim demekten vazgeçtiler. Kılıçdaroğlu’nun ve yavru muhalefetin bir ayda ABD elçisiyle 4 kere görüşmesi kurda hızla yükselişin görülmesi muhalefette erken seçim aşkı tekrar canlandı. Bir yandan PKK sözcülerinin muhalefet partilerinin ortaklaşa sokağa çıkmalarını istemesi, Fikri Sağlar’ın sivil itiatsizlik çağrısı, TÜSİAD’ın “ Genel kabul görmüş ekonomik kurallar geçerli olmalı” sözleri, ayrıca Kılıçdaroğlu’nun sandık gelir dolar düşer demesi, sürekli olarak dostlarımızla iktidar olacağız derken haftanın ilk gününde dolar 18 TL’ye yükselince daha önceden hazırlığı yapılmış Kur Korumalı TL mevduat projesi hayata geçirildi. Dolar iki saat içinde 18’den 15’e gece yarısına doğru da 10TL’nin altına düştü. Ne düşüş dü beee. Bana her gün doların artan fiyatını bağırarak söyleyen arkadaşımı telefonla aradığımda; uyuyormuş olan bitenden haberi yokmuş. Haberi verince aynı Cüneyt Arkın gibi Nayır Nolamaz diye çığlık attı. Zor sakinleştirdim. Sonra da medyada dolaşmaya başladım. Kur artarken zil takıp oynamaya hazır olanlar, sanki ölü evine taziyeye gitmiş gibi suratlar bir karış, konuşurken abuk sabuk sözler çıkartıyor. Sanki bu bir rüyadır zannıyla kendilerini teselli ediyorlardı. Hatta daha önce dolar 20, hatta 30TL’ye çıkacak diyerek masum insanları dolara sevkettikleri bir yana, dolar düştüğü zaman da; “Bu bir alım fırsatıdır. Gerçeği sabah göreceğiz. Bence kaldığımız yerden devam edeceğiz” diyen İP’li eski merkez bankası başkanı Durmuş Yılmaz’dı. Hani şu kapının önündeki ayakkabılarıyla dalga geçtikleri adamdan medet ummalarına ne dersin. Ha! Unutmadan söyleyeyim bu eski başkan 28 Şubat’ta bankaların içinin boşaltıldığı dönemde Hazine başkanı olan Faik Öztırak’la otel odalarında gizlice IMF’li yetkilerle basılmıştı. Canım ne var bunda demeyin?. Ekonominin kabul görmüş genel kurallarıydı. IMF’den borç al, TÜSİAD üyelerine fonla, faizinin bizim memed ağa, Ahmet ağa, Fatma bacı, ayşe teyze ödesin dursun demekti. İşte bu insanların oyuyla seçilen Erdoğan masaya vurdu. Bir gecede dolarda %30luk düşme görüldü. O güne kadar Erdoğan artık buna dayanamaz gider diyen muhaliflerin bir bakıma medyada ki ayağı Cüneyt Özdemir açıkça itiraf etti. “ Beklemiyordum, hepimizi ters köşeye yatırdı” dedi. Sevgili Cüneyt bu ilk değil ki; bak nerelerde ters köşe oldunuz. Gezi Kalkışmasında, 17-25 Aralık’da, 15 Temmuz darbe girişiminde, Afrin’de, Libya’da, Doğu Akdeniz’de, Karabağ’da, BAE’de, Afrika’da..Böyle giderseniz daha bir çok yerde ve zamanda ters köşeye yatarsınız. Şunu da unutmayın; Erdoğan bu halka güveniyor, halk da Erdoğan’a güveniyor. 15 Temmuz’da bir konuştu milyonlar sokağa çıkıp darbecileri püskürttü. 20 Aralık’da bir konuştu milyarlarca dolarlar kaçacak yer aradı. Neymiş Erdoğan susarsa dolar artmazmış, bir konuştu tam konuştu.
FARUK ÖZLÜ’DEN NE İSTİYORSUNUZ?
Son zamanlarda bazı basın organlarında Faruk Özlü’yle yatıyorlar, Faruk Özlü’yle kalkıyorlar. 40 yıldan bu yana Düzce’de yaşıyorum. İki depremi yaşamış olmama rağmen Düzce’den kopamadım. İyi ki de kopmamışım diyorum. Gerçekten İstanbul- Ankara ortasında ulaşımın çok rahatlıkla yapıldığı, bir tarafında da denizi olan bir yer Düzce.. Sanayinin çok az olduğu 80’li yıllarda da hava kirliliği had safhadaydı. Gerçi bu günde söz konusu ama bir yandan sanayi olsun diyeceksin, bir yandan her evden en az bir araba (çalışan kesimde 2 araba) trafiğe çıkacak. Binlerce otomobil, kamyon ve Tır’ın uluslar arası ulaşımda at koşturup çıkardığı eksoz gazını da eklerseniz. Çanak şeklinde olan rüzgarlara kapalı garibim Düzce’de hava kirliliği yok olmaz. Lakin hem belediye ve hem de valiliğin çalışmaları sayesinde en aza indirilebilir. Bu konuda Özlü bey, elinden geldiğini yapmakta. Son verilere bakıldığında önemli ölçüde düşme görülmekte.
Bazı siyasiler de popülizm uğruna bilip bilmeden; “Düzce şehir olarak ihmal edilmiş” diyerek sözde Düzce’liye şirinlik yapacak. 12 Kasım depreminden sonra Düzce diye bir şehir yoktu, son 20 yılda bu hale geldik. Eksiğimiz yok mu? Var ve olacak, ama iyi niyetli yöneticiler çaba gösteriyor, haklarını da yemeyelim.
Düzce Belediyesi fuarlarda, festivallerde ve de basın da Düzce’yi tanıtım için faaliyetlerde bulunuyor. Derler ki; reklam bir ürünün satışında çok önemlidir. Düzce’de yaşayan bir çok insan bile Düzce’yi yeteri kadar tanımıyor. Türkiye’yi tanıtırken yarın sabah kafileler halinde turist gelmeyecek. Uzun erimli bir çalışmadır, semeresini birkaç yıl sonra göreceğiz, bu çalışmaya neden itiraz ederiz anlamakta insan zorlanıyor. Yıllarca AK Parti’nin yönetiminde olduğu belediyede çalışmış arkadaşımız AK Parti’yi vurguncu, 5’li çetelere imkan sağlayan bir yapı diye takdim etmesi hangi insanlık kurallarına sığar. El insaf!
DUAYENMİŞ
Geçen hafta Habertürk Ankara temsilcisi Muharrem Sarıkaya canlı yayın çekimi sırasında kendisine yardım eden genç kameramanı tokatlaması karşısında herkes şoke oldu. Gerçi sonradan öğrendiğimize göre bu ilk terbiyesizliği değilmiş. Bir de bahsederken duayen gazeteci demezler mi? Yerim sizin duayeninize diyesim geliyor. G.Antep Belediye Başkanı, çok sevilen bir hanımefendi ama orada tepki göstermesi gerekirdi. Bu hareket ona yakışmadı. Basın insanı ağzına geleni söyleyen, sağını solunu tokatlamaz. Bir yöneticinin hakkında dedikodu dolaşıyorsa hemen sahibini arayıp doğrusunu öğrenip seyircisine, okuyucusuna aktarır. Yoksa ben bilmiyorum, öyle söylüyorlar deme hakkı yoktur. Kalın Sağlıcakla..
Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —