YANGIN YANIBAŞIMIZDA!
Devlet Bahçeli’nin başlattığı ‘Terörsüz Türkiye’ çıkışını o günlerde; Bahçeli şaşırdı mı, yaşlandı ne diyeceğini bilmiyor gibi saçma sapan yorumlarla işin ciddiyetini saklamaya çalışanlardan tutunda, iyi niyetli olup da ‘PKK’ düşmanlığı üzerinden milliyetçi görünenlerin de olaylara yaklaşımı sağlıklı değildi. Ayrıca ve en önemlisi beşinci kol faaliyetlerin yoğunluk kazanması, olayın ne kadar ciddi olduğunun kanıtıdır. Örneğin; düne kadar ittifak için masa altından görüşenler, birdenbire PKK’yla, Öcalan’la görüşüyorlar yaygarasını kopardılar. Samimi olanların dışındaki Kürt siyasilerde gelen salvolara açıktan cevap vermek yerine, bu görüşmelere sahip çıkmadılar.
Suriye’de yaşanan gelişmeler insanların maskelerini indirip gerçek yüzlerini ortaya çıkarıverdi. Bir yandan İsrail’in Suriye’yi parçalayıp güçsüz duruma düşürme senaryolarını sahneye koymaya çalışırken, bir yandan da ABD ve İsrail’in oluşturduğu PYD-SGD Suriye’de paralel devlet kurmayı amaçlayan politikalara savrulması ciddi sonuçlara yol açtı. Suriye Şam yönetimi ile PYD’nin yaptığı mutabakata rağmen maalesef PYD riayet etmedi. Sonunda Halep’teki iki mahalleden zorla çıkarıldılar. 2015’deki Rojava olayının benzerini sahneye koymaya kalksalar da Şam yönetimi bu oyuna gelmedi. Ayrıca mahallelerde de yaşayanlar da destek vermediler. Buna karşın PKK içindeki şahin kanat ‘Kürtler Katlediliyor’ yaygarasıyla ortalığı velveleye verseler de kamuoyundan destek görmediler.
Mazlum Abdi’nin barış andlaşmasını imzalayacağı an gelen haberle vazgeçmesinin altında yatan İsrail’in elinin zayıflaması, buna karşılık Türkiye’nin elinin güçlenmesiydi. Ayrıca ABD ve İsrail’in İran’daki operasyonun sonucunu görmek istiyorlardı. İran düşerse bölgede iki güç karşı karşıya kalacaktı. Türkiye ve İsrail. Hatta sırada Türkiye var diye kara propagandayı başlatmışlardı. Bilmiyorlar mı? Gezi kalkışması, 17-25 polis-yargı darbesi ve sonunda 15 Temmuz Fetö darbesiyle Türkiye’yi sahadan silmek istemişlerdi. Bunu daha önce gören Erdoğan’a tosladılar.
Gerçi oyun çoktu, CHP’yi ele geçirdiler. Fakat oynadıkları oyun ayan beyan ortada.. Diploması sahte olmasına karşın ‘ben seçimlere katılmasam cumhurbaşkanlığı seçimi meşru sayılmaz’ diye tehdit ediyor. ( Bunu en çok Ö.Özel düşünsün)
Suriye’de olaylar sakinleşirken bu sefer de İran’da gösteriler başladı. ABD ve İsrail göstericilere açıkça destek veriyor, direnin yardıma geliyoruz diyorlar. 1979’daki Devrimden sonra kaçan Rıza Şah Pehlevi’nin oğlunu Rıza Pehlevi’yi iş başına getirmek istiyorlar. Aslında İran halkının desteklemediği, tabanı olmayan kişi. Gerçi rejim yıkılırsa yerine getirilecek bir kişi bile yok. Rejimin yanlışları var, fakat bir nevi ABD ve İsrail’in zoraki yolla rejimi tasfiye etmek istemesi, sorunları çözmeyeceği gibi bir yana bölgeyi kaosa sürükleyecek bir mecraya sürükleyeceği söz konusu,
Türkiye’de bağnaz İran düşmanları da sahne aldı. İran tarihten gelen Selçuklu, Osmanlı rekabeti Cumhuriyet döneminde de devam etti. Hatta devrim ihracına da giriştiler. Bundan da en çok laikçiler kazandı. Başta uğur Mumcu olmak üzere laik aydınların Kont-Gerilla katledilmelerinin suçu İran’a çıkartıldı. 28 Şubat’a giden yolun kaldırımlarını böyle döşediler. Yine de İran’la komşuyuz, aynı dine mensubuz (mezhep farklı olsa da) İran yanarsa, en çok biz etkileniriz. Gerçekten bize sıra gelir, gerçi biz içeriyi sağlam tutarsak bir nane yiyemezler. Magazin sayfalarında gördüğümüz bazı tiplerin İran’daki göstericilere destek veren açıklamaları medyaya yansıdı. Bu güne kadar saldırıya uğrayıp şehit düşen askerimize, polisimize sahip çıkmayan Ebru Gündeş, Hadise, Feyza Altun ve Gülben Ergen ABD ve İsrail yanlısı göstericilere destek çıktılar. Şaşırmadım desem inanır mısınız? Bu şarkıcıların Rıza Zarrap’la yakın ilişkileri olduğunu bilmiyordum. Diğer kadın da CHP’li avukatmış. Çarşınıza Pazar versin derlerdi eskiler. Kalın Sağlıcakla.