Mehmet AKBACAK

Tarih: 05.04.2023 03:08

7’Lİ MASADA KRİZ BİTMEZ!

Facebook Twitter Linked-in

       7’Lİ MASADA KRİZ BİTMEZ!

    Meral Akşener’in masaya dönüşüyle başlayan muhalefet cephesinde her gün yeni bir olayla karşılaşıyoruz. Yavuz Ağıralioğlu’nun Akşener’den sonra zehir zemberek açıklamaları sonunda istifa etmesi masada şiddetli artçıya neden oldu. İstifayı önemsizleştirmek için sözde gazeteciler takla atmaktan yorulmadılar. Neymiş; Ağıralioğlu ya garanti milletvekili ya da partide yönetici olmak istemiş de reddedilince istifa etmiş. Adam; ‘PKK’nın siyasi temsilcileriyle  Fetö’cülerle aynı sandığa oy veremem’ diyor. Ağıralioğlu’na karşı tepkilerinin asıl nedeni bu ilkeye sahip çıkması ve sözünün arkasında durmasıdır.

       Sanki İ.P’de yaşanan hizipçilik, grupçuluk son Ankara İ.P temayül toplantısında yumruklaşmaya, sandalyeler havaya uçmaya ve en tehlikelisi tabancaların patlatılma noktasına gelmesi partide yaşanan kaosun göstergesi… Daha durun, bu bir temayül yoklaması yarın listeler açıklanınca yaşanacaklardan Allah korusun! Daha geçen gün İ.P’li yönetici ‘bizim parti çok sesli’ diyerek içerdeki çatışmaları gizlemeye çalışıyordu. Olacak oğlak yürüyüşünden belli olur denilir. Partinin grup başkan vekili şehitin ablasına küfür ederken istifa ettirilerek kenara çekilerek unutturulmaya çalıştılar. Kumar masasına dönmem, HDP PKK’nın siyasi uzantısı diyeceksin, Kılıçdaroğlu’yla seçim kazanamayız diyeceksin 72 saat sonra hiçbir açıklama yapmadan adayımız Kılıçdaroğlu’dur diyeceksin. Hiçbir şey olmamış gibi masada beraber olacaksın. Sayın Akşener seni masaya kim, hangi gerekçelerle geri döndürdü. Bunlara cevap veremediğin için seçmen ne seni ve partini cezalandırdı. İ.P’nin oyu % 13-14’lerden %7’lere düşürüverdi. İP İstanbul İl Başkanlığı camlarının  kurşunlanmasıyla tam aradığımı buldum havasıyla doğrudan bu olaydan Erdoğan’ı sorumlu tuttu. “Tehditlerini vazife bilerek üzerimize gelen kurşunları çek, eğer geleceksen, sen gel Recep bey” diyerek partisine ve Kılıçdaroğlu’na oy isteyerek mağdur olma rolüne soyunması da uyanıklığın daniskası.

                MUHARREM İNCE’YE LİNÇ

    29 Mart günü cumhurbaşkanlığı listelerinin son günüyken Kılıçdaroğlu Muharrem İnce’yle görüşmeye gitti. M.İnce 100.bin imza toplaması, masadaki krizler İnce’nin oylarının artması ve ilerde seçimi kaybederlerse sorumlu olarak İnce’yi gösterebilmek için son güne kadar bekleyip görüşme düşünmediler. Akşener’in masayı devirip ve geri dönmesi, Ağıralioğlu’nun istifası sonucu İ.P’den ayrılan oyların önemli bir kısmının  İnce’ye yönelmesi masayı ve bilhassa CHP’lileri panikletti. Kurulduğundan bu yana %1’lerde dolaşan oyları % 7’lere kadar yükseldi. Ayrıca CHP’den de Atatürkçü, PKK’nın siyasi temsilcisiyle ve Fetö’yle işbirliğine açıkça tavır koyarak CHP’deki vatansever oyların yönelmesini de unutmayalım. Zaten CHP’nin, HDP’nin ve Fetö’cülerin sosyal medyada linç etmelerinin esas nedeni “Kral Çıplak” diye haykırmasıydı.       İnce’nin kararlı ve ilkeli duruşu gelecekte yerli ve milli muhalefetin temellerinin atılmasını sağlayacaktır. Ülkemizin en önemli sorunu muhalefetin yerli ve milli olmayışıdır. ABD Elçisi’nin ziyareti bunun tipik göstergesidir.

               SECCADEYİ  GÖRMEYENLER

   İftar yemeğine katılan Kılıçdaroğlu, yemekten sonra  seccadeye ayakkabıyla basarak fotoğraf çektirmesi tartışmaları alevlendirdi. Haliyle fotoğrafı görenler tepki gösterdiler. Durumun vehametini gören Kılıçdaroğlu özür diledi ama tartışma devam etti.  Fotoğrafı önemsizleştirmek için ‘ seccade kutsal değildir, seccade bir kumaş parçasıdır, seccade halı parçasıdır’ gibi paylaşımlarla yangına benzinle gittiler. Birkaç gün bu konu tartışmaların ana gündemini oluşturdu. Hatta bir tanesi seccade Arapça kelimedir diyerek ırkçılık yapmaktan da kaçınmadı.

       Fotoğrafı gören;  namaz kılan, kılmayan her Müslüman’ın tepki göstermesi doğaldır. Müslüman olan ailelerde hemen hemen her evde bir seccade bulunur. Namaz kılındıktan sonra katlanıp yüksekçe bir yerde muhafaza edilir. Hatta kızlara çeyiz olarak birkaç seccade konulur. Kutsal değildir ama manevi değerlerimiz açısından önemli bir yeri vardır.

       Kılıçdaroğlu’nun özrünü samimi buluyorum. Ama yine de gittiği, oturduğu yerleri çok dikkat etmeli. Bugünlerde tartışılan önemli bir detay dillendiriliyor. Aslında parti lideri bir yere gitmeden önce oranın güvenliğinin araştırılması yapılır. Ayrıca fotoğrafı çeken ve kameraman parti görevlisidir. Kılıçdaroğlu oraya tek başına gitmemiş, İl Başkanı, millevekili aday adayları ve diğer partililerin olduğu biliniyor. Seçimler arefesinde Ramazan ayında böyle bir fotoğrafın verilmesinin sonuçları neden hesap edilmez. Neden uyarı görevini yapmazlar. Hadi fotoğraf çekildi, bunu kimler paylaştı. Hadi resim çekilirken yoğunluktan farkedilmedi, sonra niye üstünde durulmadı. Ayrıca niye aynı şekilde ikinci bir fotoğrafa çekildi. Yoksa Kılıçdaroğlu’na parti içinden bir komplomu kurdular. Olmaz olmaz demeyin.

    Son günlerde muhafazakar seçmenleri etkilemek için iftar yemeklerine katılmaları, Kılıçdaroğlu’nun Cuma namazına gidişi geçmişte yaşananları unutturmak istemelerinden kaynaklanmakta. Hatırlayın Kılıçdaroğlu başörtüsü için bir metrelik bez demişti. Anayasa Mahkeme’sine yasanın iptali için imza atanlar arasındaydı. Ne derler; alışmayan eşofman vücutta durmaz. Kalın Sağlıcakla.

    Not: Geçen yazımda Ağıralioğlu yerine Karaalioğlu diye yazmışım. Okuyuculardan özür dilerim.   

     


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —