DOLAR

8,5379$%0.73

EURO

10,1203%0.76

GRAM ALTIN

496,36%0,50

ÇEYREK ALTIN

7.884,50%0,49

TAM ALTIN

7.884,50%0,00

ONS

1.808,82%-0,16

BİTCOİN

331864฿%4.06585

Öğle Vakti a 13:00
Çankırı AÇIK 25°
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a

OYUN AYNI, SENARYO FARKLI OLABİLİR!

OYUN AYNI, SENARYO FARKLI OLABİLİR!

1970’lerde hergün basında ölüm haberleri yer alırdı. Ölenler ya sağcı, ya da solcu olurdu. Sağcılar solcuları, solcular sağcıları suçlarlardı. 1980 darbesiyle bu oyun bitti. Sonradan anlaşıldı ki; aynı silahla sabah solcu, öğleden sonra sağcı genç öldürülmüş. Hatta cuntanın önemli generali Bedrettin Demirel; ‘Biz darbe ortamının olgunlaşması için bir yıl bekledik’ demişti. Senaryo gençler üzerinden kamplaşma yaratarak kaos ortamını oluşturmaktı. Ayrıca Malatya’da, Sivas’da ve K.Maraş’da Sünni ve Alevi çatışması yaratmak için provokasyonlar yapıldı. Darbecilerin bu senaryosu sonuç verdi. Çünkü iç dinamiklerimiz güçlü değildi, toplum parçalanmıştı, demokrasi kültürümüz zayıftı.
1990’larda ise bu sefer başka oyun sahneye kondu. Fakat senaryo farklıydı. İki temel konu üzerinde çalışıldı. SSCB’nin dağılmasıyla, Siyasal İslam düşman olarak tesbit edildi. Buna dair senaryolar sahneye konmaya başlandı. Kamuoyunda ‘Laik’ olarak tanınan gazeteci, yazar ve düşünce insanları katledildi. Madımak Otelinin yakılması ve Uğur Mumcu’nun katledilmesi toplum laik-antilaik olarak iki kampa bölünüverdi. İkincisi ise Kürt meselesi üzerinden, yani Türk-Kürt çatışması yaratılmak istendi. Özal’ın, Eşref Bitlis’in, Musa Anter’in, Gaffar Okkan’ın katledilmeleri, köylerin boşaltılması, büyük kentlerde bombaların patlaması bu çatışmanın gerçekleşmesi için yapılan hareketlerdi. En son olarak çukur ve hendek olaylarıyla PKK’nın şiddet politikası doruğa çıktı. Buna rağmen dişe dokunur HDP’ye yönelik hiçbir eylem yapılmadı. PKK ile Kürtler aynı potaya konulmadı. İstenen iç savaşa halkımız meydan vermedi. 15 Temmuz’da yeni bir harekat planladılar, fakat milyonlar buna da izin vermediler.

PKK’YA İNANMAMAYA BAŞLADILAR

Fetö’nün ordu ve emniyetteki yapıları darmadağın edilip çökertilince, onlara dayanarak yapılan eylemler sona ermeye başladı. Fetö’yle birlikte PKK’da kan kaybetmeye başladı. Dün dağlarda binlerce PKK’lıdan bahsederken bugün sayıları 250’ye kadar düşmüştür. Katılanların sayısı da 20’ye kadar düşmüş, çoğu da yurtdışından..Bırakın içerde eylem yapmayı, sınırdışında da takip edilmekteler, daha geçen gün Murat Karayılan Türkiye’den şikayet ediyordu. Partileri, sendikaları, gazetecileri yardıma çağırıyordu. Millet İttifakı’nın ikinci büyük partisi olan İ.P bile HDP’yi PKK’nın siyasi temsilcisi olarak niteliyordu. Bu arada HDP’nin kapatılması da gündeme girmişti. Daha doğrusu CHP’deki Kılıçdaroğlu klıği dışında HDP’ye aleni destek veren yoktu. PKK’nın gücü o kadar etkisizleştirildi ki; HDP il binalarının önünde yüzlerce günden beri Kürt Anaları çocuklarını bekleyor, bir çoğu da yvrularına kavuşuyorlardı. Kayyumların atanmasına karşın sokağa çıkın diyen HDP’lilere Kürt halkı destek vermedi. İşte böyle bir durumda HDP İl binasına giren bir genç, görevli olan Deniz Poyraz adlı kızımız katletti. İlk demeci; ‘ben PKK’ya kızıyordum onun için vurdum’ demesiydi. Kısa süre içinde bozkurt işaretiyle fotoğrafı servis edildi. İlk tepkiyi verenlerden Bahçeli cinayeti çok sert bir şekilde kınayıp; “HDP binasına saldırı emri verenler, kapalı devre faaliyet içinde olanlar, alacakaranlık ortamdan nemalanlar, el ovuşturanlar eylemin rotasını çizenler, kamçılanan toplumsal gerginliği kırılma noktasına kadar bükmeyi amaçlayanlar tesbit, teşhir ve tecziye edilmelidir”. Ayrıca “ İnanıyorum ki, Kürt kardeşlerim oynanan oyuna ve kurulan tuzağa düşmeyeceklerdir”.
Cumhurbaşkanı Erdoğan ise; “ Yakalanan failin önündeki ve arkasındaki tüm ilişkiler ortaya çıkarılarak en ağır cezayı alacağına inanıyoruz” dedi. Adalet Bakanı ise; “HDP il binasına saldırıyı ve cinayeti lanetliyorum. Provokasyonların hedefi karanlıktır, huzursuzluktur ve güvensizliktir. Hukuk bu karanlığa asla geçit vermeyecek, olay tüm yönleriyle aydınlatılacaktır”. Buna karşılık HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan ise; “ Kimse bu saldırının provokasyon olduğu masalını anlatmasın. Bu HDP’ye ve Kürtlere yapılan bir operasyondur, bir katliamdır. Biz biliyoruz ki bu cinayeti işleyen zihniyetle HDP’ye kapatma davası açan zihniyet aynıdır” diyor. Mithat Sancar’da; “ Sorumlu bu ortamı yaratan iktidarın ta kendisidir. Ortada planlı, bilinçli ve örgütlü bir kaos planı var” dedi. Yorumu size bırakıyorum.

MAHİR KAYNAK NE DEMİŞTİ

Prof. Dr. Mahir Kaynak siyasi analiz yaparken şu yöntemi sıkça kullanırdı. Bilhassa terör olaylarında, hiç unutmam Uğur Mumcu cinayetini ve Madımak Oteli yangınını analiz ederken şu tesbiti yapmıştı. Hiçbir örgüt aleyhine kullanılabilecek bir eylem ve cinayet planlamaz. Bu iki olayda ‘Şeriatçılar’ suçlanıp Refah Partisine yükleniyorlardı. Olaylardan sonra sokaklara çıkan kitleler yıllarca ‘Kahrolsun Şeriat, Mollalar İran’a, Türkiye laiktir laik kalacak’ sloganlarını haykırdılar. Refah Partisi ve Fazilet Partisi kapatıldı. 28 Şubat post-Modern darbesi yapıldı. Demek ki, bu ve bu döneme gelinceye kadar olan eylemler 28 Şubat’ı gerçekleştirmek için yapılmış.
Şimdi de içerde ve dışarda PKK zor durumda halkın %80-90’ı PKK’yı terör örgütü olarak görüyor. HDP ise PKK’nın siyasi ayağı olarak görüldüğü için ittifak yapmak için partiler bir arada görülmek istemiyor. Bir de üstüne üstelik kapatma davası açılmışken bu cinayet HDP’yi mağdur göstermek için ilaç gibi gelmiştir. Sakın yanlış anlaşılmasın bu cinayetin sorumlusu HDP’dir demek istemiyorum. Ayrıca en önemlisi Kürtleri tahrik ederek sokaklara çıkarmayı amaçladığını rahatlıkla söyleyebilirim. Unutmayın, Gar katliamı, Suruç Katliamı, Diyarbakır mitinginde ki saldırılarda, daha neyin ne olup olmadığı belli olmadığı halde başta Demirtaş ve diğer HDP’li yetkililer, devleti ve Erdoğan’ı katillikle suçlamışlardı. Bugünde Buldan ve Sancar aynı suçlamayı yapmaktan kaçınmıyorlar. Hatta HDP’yi kapatma davasını açan zihniyetle cinayeti işleyen zihniyetin aynı olduğunu söylemesi gerçekten HDP’ye oy veren seçmenlere haksızlık edilmiş olmuyor mu. Bu kadar basit ve düzeysiz bir yaklaşımla siyaset yapanlardan ne beklenir. Ne Kürtlere ve ne de Türkiye’ye fayda getirmediği gibi sorun yaratmak için görevlendirilmişler anlaşılan. Amaç Kürtlerin sokağa çıkarak kaos ortamı yaratmak isteyenlerin sahneye koyduğu bir oyundur. Ayrıca HDP’ye mesafeli olan partilerin ve seçmenlerin ‘mağdur’a karşı yakınlaşmaları istenmektedir. Okyanus ötesinde hesaplanan oyun sahneye konulmaya başlamıştır, yalnız senaryo biraz farklıdır, mesele bu kadar basittir. Türk-ve Kürt halkı bu oyunlara yabancı değildir. Hadi şimdi başka kapıya… Sağlıcakla Kalın.

0 0 0 0 0 0
YORUMLAR

s

En az 10 karakter gerekli

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.

Sıradaki haber:

YENİ SİTEMİZ HİZMETE GİRDİ

HIZLI YORUM YAP

0 0 0 0 0 0

Çerezler ile ilgili bilgi için Çerez Politikamızı ziyaret edebilirsiniz.