aytaç
Giyim dünyası

DUAYI ANLAMAK

DUAYI ANLAMAK

DUAYI ANLAMAK
  • 06 Eylül 2019, Cuma 17:01
DUAYI ANLAMAK   İnsan yaratılmışların en seçkini, en donanımlısı ve en bilinçli olanı, ancak aynı zamanda alabildiğine zayıf bir yapıya sahip bir varlık. Bu bakımdan hayatının her alanında birilerinin desteğine ihtiyaç duyar. Dünya hayatında yardım alabileceği kaynaklarda nihayetinde kendisi gibi zayıf ve aciz varlıklar. Bu sebeple insan üzerine düşen görevi yaptıktan sonra her türlü isteğini yaratanına iletir. Her iki dünyada da iyiliklere ve güzelliklere ulaşmada dileklerini rabbine yöneltir. Kısacası O’na dua eder. Dua kelimesi sözlükte; çağırmak, seslenmek, istemek, yalvarmak, Allah’a yönelmek, Allah’ı birlemek, yardım talep etmek,  söz vermek, sığınmak gibi manalara gelir.(1) Terim olarak ise: Kulun Allah’a sığınma ve yakarışını, Allah’ın yüceliği karşısında kulun güçsüzlüğünü itiraf etmesini, sevgi ve tazim (yüce bilme) duyguları içerisinde lütfunu, yardımını ve affını dilemesini ifade eder. Yine dua, bir kulun Allah’ın yüceliği ve azameti karşısında kendi zayıflığını kavramak yoluyla Allah’ın büyüklüğünü dile getirmesi, O’na yalvarması, O’na şükretmesi, O’nu övmesi demektir. Dua, sınırlı, sonlu ve aciz olan varlığın, sınırsız ve sonsuz kudret sahibi ile kurduğu bir köprüdür. Dua, insanla Allah arasındaki iletişimin doğrudan ifadesidir. Kulun Allah’a yalvarıp O’nun yardımını istemesi, ya bir hayrın, iyiliğin ve nimetin kendisine verilmesi için; ya da bir bela ve kötülüğün üstünden veya bulunduğu ortamdan kaldırılıp yok olması için Allah’a karşı bir ibadet, sevgi ve saygının ifadesidir. Dua kulun yaratıcısıyla sürekli bir biçimde iletişimde bulunduğu bir ibadettir. Dua dindarca bir eylemdir. Dua aşkın varlığa yani Allah’a yönelip kulluk bağı ile O’na bağlanmanın ifadesidir. Maddenin ve dünyevileşmenin kuşattığı, her geçen gün teknolojinin biraz daha esir aldığı, teknolojik cihazların duyarlılığı arttıkça yürek hassasiyetinin biraz daha zayıfladığı, herkesin kendi derdine düştüğü, katılaşan kalplerin kıyasıya didiştiği insanın, kalp ve ruh yolu ile bu kuşatmaları kırarak Mutlak Yaratıcı ile ilişki kurmasıdır. İslam dininde dua, en temel ibadetlerden biri olarak kabul edilmekte ve büyük bir önem taşımaktadır. Kur’an dua ile başlayıp dua ile son bulmaktadır. Şöyle ki, Kur’an’ın ilk suresi olan Fatiha, kısa ve özet bir dua niteliğindedir. Yine Kur’an’ın son iki suresi olan Felak ve Nas surelerinde yapılacak dualar öğütlenmektedir.(2)   Kur’an-ı Kerim’de iki yüz kadar ayet doğrudan doğruya dua ile ilgilidir; ayrıca tövbe, istiğfar gibi kulun Allah’a yönelişini ve O’ndan dileklerini ifade eden çok sayıda ayet de geniş anlamda dua ile alakalıdır.(3) “Duanız olmasaydı Rabbiniz size niçin değer versin…”(Furkan S;77) “Bana dua edin ki size karşılık vereyim” (Mümin S;60) “Kullarım beni sana sordukları vakit (onlara söyle) ben çok yakınım, dua ettiği vakit dua edenin duasını veririm...” (Bakara S;186) “En güzel isimler Allah’ındır. O halde Allah’a o güzel isimlerle dua ediniz.” ( Araf S;180) “O daima diridir; O’ndan başka hiçbir ilah yoktur. O halde dinde samimi kimseler olarak O’na dua edin…”(Mümin S;65) gibi ayetler, İslam'ın duaya verdiği önemi ortaya koyan ifadelerden yalnızca birkaçıdır. Hz. Peygamber’in(sav), “Dua ibadetin özüdür” (Tirmizi, Daavat, 2, Hadis no: 3371) “Allah katında duadan daha şerefli bir şey yoktur” (Tirmizi, Daavat, 1, Hadis no: 3370) şeklindeki sözleri ise Kur’an’daki dua vurgusunun sünnetteki yansımalarına örnek teşkil etmektedir. Duanın kabul edilebilmesi için bazı özel zamanlar ve mekânlar vardır. Allah bazı zaman dilimlerine diğerlerinden daha fazla önem atfetmiştir. Duanın cevap ve karşılık görmesine dini dilinde icabet denir. Bu karşılık olumlu ya da olumsuz olabilir. (4) Dualarımızın kabulü için birtakım ilkelerin gözetilmesi gerekmektedir. Bunlar; 1-Dua eden kişinin kararlılık içerisinde olması gerekir. Duada kararlılık dua etme isteğimizin alt yapısını oluşturur. Kararsız yapılana bir dua yavan, ruhsuz ve şevksiz kalır. Gönülden, arzu dolu ve kararlı bir şekilde yapılan dua sağlam bir zemine oturmuş olur. 2-Duada ümit var olmak gerekir. Hayat enerjimizi besleyen damarlardan biri de ümit etmektir. İnsan olmamız hasebiyle işlediğimiz günahlar bizi hiçbir zaman ümitsizliğe sevk etmemelidir. İnsanoğlu bütün eksiklik ve kusurlarına rağmen ümidini hiçbir zaman kaybetmemelidir. İnsanın ümit var olmasının ruh ve beden sağlığı açısından önemi büyüktür. Ümitsizlik insanı perişan eden bir duygudur. Dua eden insan Rabbi’nden daima ümitlidir. Hayır'a ve iyiliğe ait ümit ve dileklerinin gerçekleşeceğine inanarak dua etmelidir. Karamsar duygulardan uzak kalarak dua etmelidir. 3-Kabul edileceğine inanarak Allah'a dua edilmelidir. Yapılan dua'nın kabul edileceği hususunda tam bir kanaate sahip olunması gerekir. Şüphe ve tereddütten uzak bir şekilde dua edilmelidir. 4-Dua sırasında insan, her şeyi ile yüce Kudrete teslimiyet içerisinde olması gerekir. Dua halindeki kul bütün zayıflığı ve acizliği içinde yaratıcının sonsuz güç ve iradesine teslim olmuş şekilde dua etmelidir. 5-Dua sırasında ihlâs(samimiyet) ve huşu içerisinde olmak gerekir. Gönülden gelmeyen, samimiyetle dilden dökülmeyen dua kuru bir laf dizini olarak kalır. Çünkü duada aslolan lafızdan çok söze şekil veren yürektir. 6-Dualarımızda kapsayıcı ve kuşatıcı olmamız gerekir. Çünkü biz bu hayatı tek başımıza yaşamıyoruz. Hayatımızı devam ettirebilmek için başkalarının yardım ve desteğine ihtiyacımız vardır. Bu yüzden atalarımız komşu komşunun külüne muhtaçtır demişler. Bu sebeple dualarımızda “sadece ben” dersek bencillik etmiş oluruz. Dualarımızda diğerkâm olmak, başkalarını da düşünmek, kendimizi de diğer Müslüman kardeşlerimizin yerine koymak gerekmektedir. Kuran-ı Kerim’de bunun örneklerini Haşr suresi 10.,Muhammed suresi 19.ve İbrahim suresi 41.ayetlerinde görmekteyiz. 7-Günahlardan kaçınma; günahsız kul yoktur. Ancak bilerek günah işleme ve günahta ısrar etmek duadaki yöneliş ile bir çelişkidir. Bu sebeple samimiyetle günahlardan uzaklaşıp eğer varsa hatalarımız, hatta bilmeden işlediğimiz günahlardan bile sık sık tövbe ve istiğfar etmemiz gerekir. Tövbenin en önemli özelliği ise hatayı anlamak, hatadan içtenlikle pişmanlık duymak ve bir daha yapmayacağımıza kesinlikle söz vermektir. 8-Helal lokma; insanlar hayatlarının büyük bir kısmını geçimlik ve rızık kazanma çabası içerisinde geçirirler. Özellikle günümüzde helal rızık kazanma çabası çoğu zaman göz ardı edilmektedir. Bunun çok çeşitli sebepleri olabilir. Hangi şartlarda olursa olsun mümin bir insan helal kazanmak, ailesini helal yolardan geçindirme azim ve gayreti içerisinde olması gerekir. Ve bu konuda da Allah’tan yardım talep etmelidir. 9-Söz ve davranış bütünlüğü(Fiili dua);Allah’a yapılan sözlü isteklerin sadece söz kalıplarına mahkûm edilmesi eksik bir talep biçimi olarak kalır. Duayı dua yapan onun kabul edilmesinde en önemli etken eylemdir, fiildir. Sözlü dualar kulun Allah’a söylemek istediği şeyleri sözlü olarak veya kalben ifade ettiği dualardır. Burada kul belli bir ifade tarzıyla isteğini Allah’a bildirmektedir. Fiili dua ise sözlü olarak Allah’tan istenen şeyin yerine gelmesine zemin hazırlamak üzere, kulun elinden gelen gayreti göstermesi seklinde yapılan duadır. Para kazanmak isteyen kişinin iş araması ve çalışması, bu tarz duaya örnektir. Yapılan sözlü duaların mutlaka fiilen desteklenmesi gerekmektedir. Yani bir şey istenmeden önce o isteğin gerçekleşmesi için gereken şartların ve sebeplerin insan gücü oranında mutlaka yapılması gerekir. Bu konu ile ilgili Yüce Allah Kuran-ı Kerim Rad suresi 11. ayetinde de şöyle buyuruyor. Şüphesiz ki bir kavim kendi durumunu değiştirmedikçe Allah onların durumunu değiştirmez.” 10-Seher vakti; “Bu kimseler 'Ey Rabbimiz, inandık, günahlarımızı affeyle, bizleri Cehennem ateşinin azabından koru” derler. Bunlar sabırlılar, samimî bağlılar, gönülden kulluk edenler, mallarını Allah yolunda harcayanlar ve seher vakitlerinde günahlarının bağışlanmasını dileyenlerdir.(Âli İmran S;16,17), Geceleri pek az uyurlardı. Seher vaktinde de istiğfar ederlerdi.(Zariyat S;17,18),   11-Ramazan ayı ve kadir gecesi; Kadir gecesi bin aydan hayırlıdır.(Kadir S;3) 12-Cuma Günü; Hz. Peygamber(sav) “Cuma gününde öyle bir vakit vardır ki bir Müslüman namaz kılıp hayır dua ederken bu vakte denk gelirse Allah ona istediğini verir”(Müslim, Cuma,5) 13-Secde hali; Hz. Peygamber(sav)“Kulun rabbine en yakın olduğu hâl secde halidir. Öyleyse secdede çok dua ediniz.” buyurmaktadır. 14-Camiler ve Mescitler; Gündelik hayatın bunalttığı modern çağ, insanın ruhi ve zihni baskı altında hissetmesi çoğu zaman insanın Allah ile kurulacak olan manevi, iletişimin önüne engeller çıkarmaktadır. İnsanı bu engellerden kurtaracak mekânların başında mâbetler gelmektedir. Allah’a kulluğun en saf ve billurlaşmış şekilde ortaya konduğu bu mekânlar taşıdıkları manevi hava sebebi ile dua için son derece değerli ve verimli ortam oluştururlar. Mescitler, camiler Allah içindirler. Öyleyse oralarda Allah'ın yanı sıra başkasına yalvarmayınız. (Cin S;18) 15-Arafat; Peygamber efendimiz(sav) “En hayırlı dua arefe günü Arafat’ta yapılan duadır.”(Tirmizi, Deavat,123)buyurmuştur.   İslam’da dua şeklî birtakım kalıplarla yapılabildiği gibi, kişinin anlık ruhsal durumuna göre tamamen özgün bir tarzda da yapılabilir. Dualar Kur’an’da yer alan kimi ayetlerden, Hz. Peygamber’e(sav) ait sözlerden veya büyük din âlimlerine ait özlü ifadelerden alınabileceği gibi, kişi hiçbir kalıp gözetmeden içinden geldiği şekilde dua edebilir. Toplu olarak yapılabildiği gibi, bireysel olarak da dua edilebilir.   1- Dini Terimler Sözlüğü; S.61 2- Selman Ünlü, Bir Kutsal Dilekçe Dua, Rehber Yayınevi, İstanbul 2005, s. 22. 3- Mustafa Çağrıcı, “Dua, Literatür”, D,İ,A, C. IX, s. 536. 4- Halil Altuntaş, Duayı Anlamak, DİB Yayınları, Ankara-2010,s.46  

SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yükleniyor

BU HABERİ OKUYANLAR BUNLARI DA OKUDU

yukarı çık