aytaç
Giyim dünyası
HAMLE
  • 27 Haziran 2020, Cumartesi 23:40
MehmetAkbacak

Mehmet Akbacak

UMUTLARINI HALKA DEĞİL SOKAĞA BAĞLAYANLAR DEMOKRAT OLAMAZLAR!

 Birkaç gün önce meclisde oybirliği ile bir yasa kabul edildi.Yassıadada yargılanan DP’liler için verilen kararlar ortadan kaldırıldı. İşin ilginç tarafı yıllarca 27 Mayıs darbesine ‘Devrim’diyen CHP’lilerde  bu yasaya evet oyu verdiler.60 yıldan bu yana yaşanan demokrasi lekesi temizlenmiş oldu. Hatta CHP milletvekili Engin Altay “27 Mayıs darbelerin anasıdır” diyerek önemli bir özeleştiri yaptı.Demokrasi açısından sevindirici bir durum.Buna karşılık sayın Kılıçdaroğlu durduk yerde iktidar bizi sokağa çekmek istiyor diyerek muhalefetin yönünü başka bir mecraya sokmaya çalışıyor.Bu sözden cesaret alan CHP milletvekili Aytuğ Atıcı’da; ‘Erdoğan’ı seçimle indirmemiz mümkün değil sokakları örgütlememiz lazım tek çare sokak eylemleri’ diyerek yangına körükle gidiyor. Sanki işareti almışlar gibi HDP’liler Hakkari’den, Edirne’den Ankara’ya yürümeye kalktılar. Yürüyüşe“Darbeye karşı Demokrasi” adını vermeleri tam bir ironi..15 Temmuz da gerçek darbeyi seyredenlerin kılı kıpıramadan sessiz kalmalarına ne demeliyiz.Bu eyleme bölge halkı destek vermedi.Bir zamanlar yüzbinlerce insanı alanlara yığan, kepenkleri kapattıran PKK’nın gerçek yüzü apaçık ortaya çıkıverdi. Pençe-Kartal operasyonuyla büyük darbe alan terör örgütünün elebaşılarından Murat Karayılan ABD’ye operasyonlara müdahale edin diye yalvarıyor. PKK’ya destek veren sözüm ona ABD emperyalizmine karşı olanlarda yalvarıyorlar mı acep?.Anlayacağınız haklarını mecliste aramaktan vazgeçip siyaseti sokağa taşımak isteyenler çok tehlikeli bir arayışa girdiklerinin farkındalar mı?. Sokak hareketleri toplumu darbeye veya iç savaşa hazırlamayı amaçlayanların ucuz politikalarıdır.Erdoğan gitsin de ne olursa olsun diyenler yani sokağı umut olarak görenler demokrat olamazlar, demokrasi düşmanıdırlar.
                                                                              BAROLAR NE YAPIYOR
            HDP’nin yürüyüşü tam bitmeden bu seferde baroların bir bölümü yürüyüşe başladı. Yeni çıkacak avukatlık yasasına karşı tavır koymak içinmiş. Avukatlar savunmalarını mahkemede yapmıyorlar mı?. Yoksa adliye önünde slogan atarak yürüyüş mü yapıyorlar. Daha önce hukuk reformu adı verilen düzenlemeye davet edildikleri halde biz saraya gitmeyiz diyenler, şimdi de çıkartılacak yasa tam belli olmadan tüm kapıları kapatmanın anlamı ne?. İşiniz gereği katille, hırsızla, sapıkla, dolandırıcıyla görüşüyorsunuz da devletin bakanıyla niye görüşmüyorsunuz, anlamak mümkün değil. Sizi doğrudan ilgilendiren yasaya neden katkıda bulunmuyorsunuz. Yoksa amacınız üzüm yemek değil mi?. Ayrıca Anıtkabire illaki arabayla değil, yürüyerek gideceğiz demenin mantığı ne?.Barolar ne istiyor deseniz kamuoyunun haberi bile yok dersem şaşırmayın. Son yıllarda bazı barolar veya bazı avukatlar meslekleri dışında siyasetin içine balıklama atladılar. Örnek; hendek- çukur eylemlerine Diyarbakır barosu destek verdi.Suriye’deki terör guruplarına yapılan operasyonlara karşı çıkarak ‘savaşa karşıyız’ gibi terör örgütünü taraf olarak göstermeleri, . son olarak da Ankara Barosu’nun Diyanet İşleri başkanının açıklamalarına, ortaçağdan gelen ses diyerek inançlı insanların manevi değerlerine saldırması karşısında baroların gerçek kimliklerine dönmesi için çalışma yapılması doğal değil mi?. Hem yargının üçüncü ayağıyız diyeceksiniz, hem de siyasi parti gibi faaliyet içinde olacaksınız.Bunu yaparken de hak,hukuk, adalet kavramlarını paravan olarak kullanacaksınız.Hem demokrasiden bahsedeceksiniz hem de birlik başkanını ihanetle suçlayacaksınız. Niye;AK Parti’ye küfretmediği için.. Beyler bu yaptığınızla mesleğinize ihanet ettiğinizin farkında mısınız?. Savunmacılar olarak yasa hazırlayanları dinlemeden nasıl karar veriyorsunuz. Tanığı dinlemeden karar veren yargıç olur mu?.
          KADIN BİZDEN Mİ, YOKSA SİZDEN Mİ?.
         Toplumumuz bizim mahalleli mi, değil mi hastalığından bir türlü kurtulamadı. Gerçi son günlerde muhafazakar mahallede iyileşme emareleri görülmeye başladı.Eski HDP Eş Başkanının eşine ahlaksızca mesajlar atan sapkına en çok tepki muhafazakar kesimden geldi. Buna karşılık kendilerine çağdaş, modern, aydınım diyen bazı kesimlerde bu iyileşmeye hala rastlayamadık. Fahrettin Altun’un eşine yapılan gözetleme eyleminde, ayrıca geçen hafta Trazbzon milletvekili Bahar Ayvazoğlu ve eşinin hakkında yalan ve iftira içerikli yazıyı görmezlikten gelinmesini nasıl izah edersiniz. Mağdur olan kadının mahallesine artık bakmayalım.Yılların gazetecisi utanmadan sıkılmadan özür dileyeceği yerde ekranlarda ağlıyarak timsah gözyaşları döküyor. Hala o edepsizi savunmak içinde olmadık taklalar atılıyor. Herkes söze başlarken toplum çok kutuplaştı diyor, lakin bu kutuplaşmayı yıkmak için şikayet edenlerden adım atan yok.Son olarak da İzmir Belediye Başkanı’nın bayrak ve para konusu yine gündeme bomba gibi düştü. Açık açık söylenmesine karşın yüzümüze baka baka canım öyle demek istememiştir, siz yanlış anlıyorsunuz gibi zırvalarla yapılan yanlışın üzeri örtülmeye çalışılıyor. ‘Devlet katil değil, seri katil’ diyen kadını hala savunanların olduğu gibi.. Çünkü bizim mahalleden diyerek korumakla ülkeyi ne hale getirdiğinize bir bakın! Kalın Sağlıcakla.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


PREPAFRİK
yukarı çık