aytaç
Giyim dünyası
DENEME
  • 11 Ocak 2020, Cumartesi 0:09
MehmetAkbacak

Mehmet Akbacak

 SİZ NE İŞ YAPARSINIZ BEYLER!

                               SİZ NE İŞ YAPARSINIZ BEYLER!

    Bir haftadır Libya’ya asker gönderme konusu tartışıldı. Yaz aylarında ana muhalefet partisi milletvekili Doğu Akdeniz’de petrol ve doğal gaz arama  çalışmalar için harcanan paraya yazık, bu işlerden bir şey çıkmaz diyordu. Bir iki ay sonra o partinin genel başkanı da; ‘ABD orda, Fransa orda, Mısır orda, İsrail orda, Yunanistan orda, Rusya orda, GKC’ti orda herkes orda biz yokuz diye şikayet ediyordu. 27 Kasım’da Libya Ulusal Mutabakat Hükümeti’yle ‘Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılmasına Dair’ anlaşma yapılarak deniz alanımızı 189.bin km2 genişleterek Akdeniz’de aleyhimize oluşturulan projeleri işlevsiz hale getirdik. Mecliste de HDP dışındaki partilerin oylarıyla anlaşma onaylandı. Buraya kadar her şey iyi ve güzel, lakin bu anlaşmanın karşısında olanların kuklacısı olan darbeci After’in meşru hükümete karşı saldırısını durdurmak için Türkiye, asker başta olmak üzere her türlü desteği vermemiz gerekir. After iş başına gelirse anlaşma iptal edilir, bizim petrol ve doğal gaz arama işimiz bozulur. Bu durum bilindiği halde muhalefet partileri ve onların yandaş basını bir haftadır koro halinde Libya’da ne işimiz var, Mehmetçik’lerimiz Lejyoner mi, askerimize yazık değil mi gibi hamaset içeren sözlerle kamuoyunu yanıltmaya çalıştılar. HDP’nin askerimizi niye gönderiyoruz sözünü nereye koyacağız. PKK’nın, PYD’nin askerlerimizi şehir ederken bir günden bir güne PKK’ya sen ne yapıyorsun demezken, ayrıca diğer muhalefet partileri de HDP’ye tek kelime etmezken; Libya’da After sekülermiş, Sarac ise İhvanmış, bu nedenle After’den yana olmalıymışız. Peki After’i destekleyen Birleşik Arap Emirlikleri ve Suudi Arabistan yönetimi de mi seküler? Perişanlığınız paçanızdan akıyor. TV tartışmalarında midem bulanıyor, inanır mısınız ülkem adına gazetecilik, hukuk adamlığı adına, siyasetçi adına utanıyorum. Açık açık yıllarca emperyalizme karşıyım diyenlerle, Batı Kulübü diyen rahmetli Erbakan’ın partisinin sözcülerinin ABD ve Nato olmadan Libya’ya asker gönderemeyiz, Libya’da ne işimiz var diye itiraz ederek Yunanistan, GKC, Mısır, ABD gibi ülkelerin çıkarlarını savunmalarını nasıl izah edecekler bilmiyorum.

 Doğru bizim orda yani Türkiye’nin çıkarları var onun için Libya’da olacağız, bugüne kadar Türkiye’nin çıkarları konusunda Allah rızası için tek bir adım atmayan sizlere; ne iş yaparsınız beyler diye sormayalım mı?. Mustafa Kemal’in ‘GENÇLİĞE HİTABESİ’inde iktidarda olanlar için söylediği bir söz var. Bugün yaşasaydı o sözü; ‘Muhalefet partileri şahsi menfaatlerini müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhid edebilirler’ diye değiştirirdi. Çünkü Libya’ya asker göndermeyin diyenler tamamı dışarıda Türkiye karşıtları, içerdekilerle dışarıdakilerin aynı politikayı savunmalarının rastlantı olmasına imkan yok.

                   DÜZCE’DE NELER OLUYOR?

      Eşeğine oğlunu bindiren hoca pazara giderken yolda karşıdan gelenler; hoca sen yaşlısın oğlun daha genç senin eşeğe binmek gerek deyince; hoca haklısınız demiş, oğlu inmiş hoca binmiş. Biraz sonra bu sefer karşıdan gelenler; hoca sana ayıp olmuyor mu, el kadar çocuk yürürken sen eşeğe binmişsin deyince hoca haklısın demiş, bu sefer ikisi de eşeğe binmişler, bu seferde karşıdan gelenler; hocam sende insaf acıma yok mu?. Bu zavallı eşeğe iki kişi birden biner mi deyince; hoca bu seferde haklısınız demiş, ikiside eşekten inmişler yürümeğe başlamışlar. Yolda görenler bu seferde; hoca biz de seni akıllı birisi olarak bilirdik ikiniz yürüyorsunuz eşek boş boş gidiyor demişler. Hoca dayanamayıp çıldırmış, size ne lan eşek benim ister binerim, ister binmem deyince herkes sus pus olmuş.

    Düzce Belediyesi İstanbul caddesini trafiğe açıp, park yasağı getirince her kafadan ses çıkmaya başladı. Bir iki park yapana ceza kesilince sorun ortadan kalktı. Yalnız bisikletli ve motorlar hala kural çiğnemeye devam ediyorlar. Birisini sakatlayınca mı önlem alınacak.

       Buna benzer sorun Fisko kavşağında yaşandı. Trafik Bolu Caddesi yönünde kapatıldı. Hemen mızmızlamalar başladı. Neymiş, şehir merkezine gitmek için bayağı dolaşmak gerekiyormuş, vakit ve yakıt kaybına neden oluyormuş, esnaf zorlanıyormuş gibi vs. Baskıya dayanamayan yönetim orada kavşağı genişleterek ve ışıklandırarak trafiğe açtı. İnanırmısınız sıkışıklık şimdi diz boyu Kalıcılar’dan gelenler Kervan Köprüsü’nden başlıyor beklemeye, Adliye yönünden gelenler de kuyruk oluyor, her iki yönden gelenler göbekten dönenler yüzünden trafik işlemez hale geliyor. Bizim insanımızın bir özelliği var, yeni uygulamayı birden kabullenemiyor. Hemen itiraz ediyor, durak kapısının önünde olsun, durağa gelir gelmez otobüs gelsin velhasıl kelam kılı kıpırdamasın. O kadar da değil her şeyin bir bedeli var. Onu da ödeyeceğiz.

       Belediye Başkanımız sayın Özlü eleştiriye açık, her türlü görüşe saygılı ve Düzce için elinden geleni yapmaya çalışıyor. Hızlı tren için başkanı eleştirenler haklı değiller, çünkü böyle önemli bir projenin hayata geçmesi için her türlü çalışmanın yapılması gerekir. Popülist yaklaşımlarla bir yere varamayız. Ancak halkı oyalar ve kandırırız. Uzun vadede yarar getirmez. Sayın Özlü olaylara gerçekci yaklaşıyor, bazılarının hoşuna gitmese de.

     Yerel bir gazetemizin yapmış olduğu ankette yılın milletvekili olarak Mahmut Tanal’ı seçmiş olmasına şaşırdım doğrusu, o kişi 2013 den bu yana Fetö’nün TV ve gazetelerinin önünde nöbet tutan, polislere saldıran, 15 Temmuz darbesi için tek kelime etmeyen adama bu payenin verilmesi Düzce’nin çoğunluğunu rahatsız etmiştir.

                  YÜZ AKIMIZ GENÇLER

   Yaşlılara gençleri sorsak; bizim zamanımızda gençler böylemiydi, her sözümüze evet derlerdi, otobüste hemen yer verirlerdi gibisinden şikayetler gelir. Hatta biraz daha ileri gidilir, bu gençlerden bir şey olmaz deyip işin içinden çıkarlar. Uzun yıllar gençlerle beraber oldum, onların içinde iyiler de ve iyi olmayanlar da vardı. Aynı biz yaştakilerde olduğu gibi. Ama şunu derim; genelde sütün hepsi kaymak olmaz, üstündeki yağ kaymağa dönüşür. Gençler de  öyle, ben size sütün kaymak kısmının haberini vereyim. Bu gençlerden ikisi de Düzce’li öğrencimiz. Ben dahil hepimiz gurur duyduk. Bakın neler icat etmişler.

 & Zeytin çekirdeğinden yalıtım malzemesi üretmişler.

& Radyasyon geçirmeyen yelek üretmişler.

& İnsansız kara aracı “Köstebek” üretmişler.

& Deniz süngerinden doku üretmişler.

& Suda eriyen poşet üretmişler.

& Düzce Bilim ve Sanat merkezi öğrencisi Ömer Berkay Biçen ve Dağhan Akyürek gözlüğün yan bölümünde konuşmaları alt yazı olarak veren bir sistem geliştirmişler. İşitme engellilerin karşısındaki insanın konuştuklarını okuma imkanı sağlıyor.

   Beyler, Bayanlar; gençlere güvenin, gençleri yetiştiren bizleriz, ne ekersek onu biçeriz.Kalın Sağlıcakla.

 

 

 

  


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


trafik
yukarı çık