aytaç
Giyim dünyası
HAMLE
  • 12 Ekim 2020, Pazartesi 3:23
AliRıza

Ali Rıza

Pîr-i Sânî Hazretleri'nden Meydana Gelen ve Bilinen Birçok Maddî Kerâmetler ve Hususi Hallerinden Bazıları

Pîr-i Sânî Hazretleri'nden Meydana Gelen ve Bilinen Birçok Maddî Kerâmetler ve Hususi Hallerinden Bazıları

 

Pîr-i Sânî hazretleri keramet olan hallerini gizler, hususi hallerini başkalarına nispet ederek, menkıbe şeklinde her hangi bir zatın başından geçmiş bir hadise gibi anlatırdı.

1-Bayındır yakınlarında bulunan Yeni Köy’den Mustafa adında bir kişi Pîr-i Sânî Hazretleri'nin adını işiterek kendisini görmeye, gönlü yatarsa nispet almaya karar verip yola çıkmış. Yolda üzerinden çıkarıp omzuna koyduğu abayı, Kısık denilen bir yerde her nasılsa haberi olmadan düşürmüş. Böylece Çer­keş'e gelmiş. Bu sırada Pîr-i Sânî Hazretleri hanımı­na seslenerek: "Bize Mustafa adında bir kimse geli­yor, biraz sonra buluşacağız. Sandıktaki kürkümü getir de giyeyim" demiş. Kürkü giyip misafir kabul e­dilen yere çıkarken ziyâretçi ile karşılaşmış. "Hoş geldin Mustafa" deyip hâl ve hatırını sormuş. Kendi­sine adıyla hitâbedilen ziyaretçi, içinden: "Şimdiye kadar hiç görüşmediğim bu zât adımı bildi" demiş ve şaşırmış. Bunun üzerine Pîr-i Sânî Hazretleri: "Mus­tafa; sen yolda Kısık'ta omzundaki abayı düşürdün. Bunu Bayındır'dan filân aldı. Dönüşte ona uğra, a­banı al" buyurmuş. Mustafa'nın aklı başına gelerek, abasının üzerinde bulunmadığını fark etmiş. Kendi­sinin bilmediği şeyi Hazret-i Şeyh'in bildiğini, hatta abayı alanı da haber verdiğini düşünerek şaşkınlığı daha da artmış. Bundan sonra Hazret-i Şeyh: "Mus­tafa; bazı kimseler şeyhlerin kürk giymelerini çok görüyorlar. Oysaki herkes kürk giyer. Bunda çok görülecek bir taraf yoktur" buyurmuş. Şeyh'in üzerin­de kürk gören ziyaretçi, içinden "Bu şeyhler de pek süslü oluyorlar. Bunların kürk giymek nesine?" dü­şüncesini geçirdiğinden; bunu da bilip kendisine ha­tırlatan Şeyh Hazretleri'nin kemâl sahibi bir zât ol­duğunu anlamış, ellerini öperek dervişliğe kabulünü dilemiş. Böylece tasavvuf yolunun sâdık bir bağ­lısı olmuş ve saâdet ehlinden olanlara katılmış.

2-Çerkeş'e bir saatlik uzaklıkta Aliözü köyde oturan, Hazret'in Halîfesi (yâhut Pîrdaşı) Şeyh Mustafa Efendi bahçesinde sebze sularken Pîr-i Sâ­nî Hazretleri de Çerkeş'te dergâhının kapısı önünde dervişleriyle birlikte oturmuş konuşuyor, elindeki asâyı bir şey karıştırır gibi çeşitli şekillerde hareket ettiriyormuş. Bir süre böyle yaptıktan sonra gülerek, dervişlere "içeri kaçın" demiş. Dervişler içeri girer­ken, havadan büyükçe bir çamur gelip kapının du­varına çarparak orada yapışakalmış. Pîr-i Sânî Haz­retleri dervişlere hitâben: "Kardeşim Şeyh Mustafa bahçe suluyordu. Ben de asâ ile su yollarını bozu­yordum. Birkaç defa, 'Yapma Mustafa' diye seslendi. Ben durmayınca öfkelenerek bir kürek çamur alıp at­tı. İşte duvara yapışan bu çamur, O'nun attığı çamur­dur. Kardeşler arasında bazen bu gibi latifeler olur" buyurmuşlar.

 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


PREPAFRİK
yukarı çık