aytaç
Giyim dünyası
HAMLE
  • 07 Kasım 2020, Cumartesi 17:27
AliRıza

Ali Rıza

MENKİBELERE DEVAM

3. Şeyh Mustafa Efendi, zaman zaman Çerkeş'e gelerek Pîr-i Sânî Hazretleri'ni ziyâret edermiş. O da, O'nu hürmetle karşılar, büyük bir değer verirmiş. Pîr-i Sânî Hazretleri'nin oğlu Os­man Efendi, birkaç yıldır Ankara'da okuyormuş. Zi­yâret maksadıyla Çerkeş'e gelip babasının huzuru­na girmiş. Kendisinin, gösterişsiz ve köylü kıyafetli bir kimse ile sohbet etmekte olduğunu görmüş. Elle­rini kavuşturup konuşmalarının bitmesini beklemiş. Aliözü Köyü Şeyhi Mustafa Efendi olan bu zât ile Pîr-i Sânî Hazretleri'nin sohbeti hararetle devam edi­yormuş. Osman Efendi ise ayakta bekliyor, içinden: "Babam, şu basit köy şeyhi ile konuşuyor. Ben yıl­larca kendisinden ayrı olduğum halde, bir defa ol­sun yüzüme bakıp da 'Hoş geldin oğlum' demedi, bir yer göstermedi" diye üzülüyormuş.

Oğlunun bu hâl ve düşüncesini anlayan Pîr-i Sânî Hazretleri, Şeyh Mustafa ile konuşmaları bi­tince kendisine dönerek "Oğlum, hoş geldin" demiş. Osman Efendi, babasının elini öpmüş. Pîr-i Sânî Hazretleri, oğluna: "Evlâdım, amcanın elini de öp" dedikten sonra, "Okudun mu? Hangi ilimlerin hangi kısımlarını öğrendin?" diye sorup olumlu cevap alın­ca; "Şeyh Efendi amcan da, okuduğun yerlerden sana bir soru sorsun" demiş. Osman Efendi, bu ken­di hâlindeki köy şeyhinin kendisine ne sorabileceği­ni, biraz da küçümseyerek düşünürken Şeyh Efendi bir soru yöneltmiş. Osman Efendi buna cevap veremeyerek büyük bir utanç ve üzüntü içinde kalmış. Bunun üzerine Pîr-i Sânî Hazretleri, oğluna: "Evlâ­dım, daha olmamışsın. Git, tahsiline devam et" bu­yurmuş. Osman Efendi Ankara'ya dönmüş, bir daha Çerkeş'e gelememiş. Sonunda Ankara Müftüsü ol­muş, artık hayatı boyunca Ankara'da kalmış.

Bu zâtın, kaderi gereği gönül ilminden nasibi ol­madığı; bu bakımdan ateş gibi bir mürşid ve manevî eğitici olan babasından faydalanamadığı anlaşılıyor. Fakat soyundan birçok ilim ehli gelmiş, ümmete bu hususta faydaları dokunmuştur.

Bilinmelidir ki: Bu olay, Allah dostlarının elverişsiz nazarlarından da iyilik meydana geldiğine delil teşkil eder. Osman Efendi, bir şeyh ve mutasavvıf olmamış ama değerli bir âlim olarak yetişmiş, soyundan daha önce bahsettiğimiz gibi ilim ve fazilet sahibi kimseler çıkmıştır.

4-Pîr-i Sânî Hazretleri'nin, Mahmud isminde saf yaratılışlı bir hizmetçisi varmış. Bu Mahmud'un tanıdıklarından biri, kendisine: "Bir inek kömüşüm kayboldu. On beş gündür arıyor, bulamıyorum. Hayvancağız doğurmak üzere idi. Ne yapacağımı şaşırdım" diye dert yanmış. Mahmud, bu adama acıyarak: "Mandanı çalmışlar. Şimdi hırsızlar buradalar. İçeriye gir de, hayvanını iste" demiş ve adamcağızı Pîr-i Sânî Hazretleri'nin odasına yollamış. İçeride Aliözü Şeyhi ile Kara Şeyh nâmındaki zâtlar bulunuyormuş. (Aliözü Şeyhi, yukarıda adı geçen Şeyh Mustafa Efendi'dir. Kara Şeyh de, Hazret'in amcası oğludur.) Mandasını kaybeden ve Hizmetçi Mahmud gibi saf olan bu adam içeriye girerek: "Mandamı siz çalmışsınız, bana geri verin" demiş. Bu saygıdeğer zâtlar birbirlerine bakışıp gülümseyerek ve bu işi Mahmud'un yaptığını anlayarak: "Mandan, Kısaç yaylasındadır. On beş gün önce doğurmuştur. Yavrusuyla birlikte orada otluyor. Gidip evine getir" demişler. A­damcağız sevinerek yaylaya varmış, mandasını yav­rusuyla birlikte orada bularak evine getirmiş.

Köylü ayrıldıktan sonra, bu zâtlar Mahmud'u içe­riye çağırarak: "Bu adamı niçin yanımıza gönderdin ve hakkımızda öyle sözler söyledin?" demişler. Mah­mud da: "Böyle yapmayınca sizin ağzınızdan bir söz almak mümkün oluyor mu? Ne yapayım; adamcağı­za acıdım, mecburen öyle yaptım. Affediniz" cevabını vermiş.

 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


PREPAFRİK
yukarı çık