Reklamı Geç
Advert
Advert
Advert
Advert
              İDRİS KÜÇÜKÖMER HAKLI ÇIKTI!
MEHMET AKBACAK

İDRİS KÜÇÜKÖMER HAKLI ÇIKTI!

Advert

              İDRİS KÜÇÜKÖMER HAKLI ÇIKTI!

 Türkiye’deki tüm siyasi kavramlar kapitalist batı dünyasında üretilmişlerdir.Böyle olması da doğal, çünkü batı toplumu sınıflardan oluşup aralarında katı ve sert sınırları olan ve sürekli çatışma halinde olmuşlardır.Oysa Osmanlılarda sınıflar batıda olduğu gibi konumlanmamıştı.Mülkiyet tamamen padişaha aitti, en zengin olan bir gün içinde malları müsadere edilerek yoksul kalabiliyordu.Batıda cumhuriyeti feodaliteyi ortadan kaldıran burjuva sınıfı kurarken, bizde ise asker-sivil bürokrasi kurdu.Burjuva sınıfı feodal sınıfı ortadan kaldırırken ilerici ve reformist politikaları sayesinde toplumun geniş kesiminin yani işçi ve köylülerin desteğini alıyordu.Bizde ise yapılanma yukardan yapıldığı için  cumhuriyetin sahiplerine  eşrafın bir kesimi destek vermiştir.Bu nedenle bizdeki toplumsal mücadeleler bürokrasi ile halk arasında yapılagelmiştir.Buna en güzel örnek Menderes’e karşı yapılan darbedir.1950 yılında ilk defa bürokrasinin egemenliği büyük darbe almış; 1954 yılında çekirdek darbe cuntası faaliyete geçmiştir. Bürokrasi 1961 anayasasıyla oluşturduğu kurumlarla gücünü muhkem hale getirmeye getirmiştir.1971-1980 darbeleriyle bürokrasi içindeki kliklerle birlikte, alttan gelen toplumsal talepleri elimine ederek bürokrasinin egemenliği perçinlenmiş. 28 Şubat’ta ise mütedeyyin muhafazakar kesime saldırarak, muhalefeti yok etmeye çalışmıştır. Bürokrasi bunları tek başına yapmamıştır, dışarıda ABD,AB ve İsrail olmak üzere,içerde ise bürokrasinin yarattığı işbirlikçi sermaye baş destekçisi olmuştur. Yalnız tarihin akışı durmadığı gibi, toplumlar da büyük akıntılar gibi bazen denizin üstünde, bazen de dip akıntı halinde yollarına devam ederler. Bürokratik devlet egemenliğini sürdürmek için din konusunda ikili oynamıştır. Diyanet İşlerini kurarken, diğer yandan dini cemaatleri yasaklayarak, onları toplum nazarında gerici, yobaz, mürteci gibi suçlamalarla toplumun diğer katmanlarına öcü gibi göstermeye çalışmış, ilerici olmanın ölçüsünü dindarlıkla sınırlamıştır. Dindar olanlar demokrat, ilerici olamazmış algısını özellikle yaratmışlardır. 6.Filo’ya hayır diyenlere saldırttığı, Madımak’ta figüran olarak kullandığı  gruplar sayesinde; dindar-seküler kutuplaşmasını yaratarak egemenliğini pekiştirmeye çalışmıştır.Fakat ülkede kapitalist ekonominin gelişmesiyle yeni oluşan muhafazakar mütedeyyin burjuvazi sayesinde Türkiye demokrasisi artık yatağını bulmaya başlamıştır.İşte bu durum siyaseti altüst etmiştir.Düne kadar gerici, yobaz,irticacı olarak suçlananlar bugün demokrasiyi savunurlarken, bugüne kadar kendilerini ilerici, solcu, demokrat olanlarsa maalesef yılların beyin yıkanması sonucu statükodan, yani bürokratik devletten yana tavır koymaları kimseyi şaşırtmasın.

      1969 yılında İst.Üniv. Öğretim üyelerinden Prof Dr.İdris Küçükömer, 1969 yılında “Türkiye’de sağ sol, solda sağdır.Sol denilenler ilerici değil gericidir.”Dediği zaman ülkede siyasi hava bayağı dalgalanmıştı.O gün için; Galile’nin Dünya yuvarlaktır sözünün yarattığı depremden farksızdı.Fakat bugün o sözler tamda yerli yerine oturdu gibi. Yeni anayasa tasarısı bürokrasinin egemenliği yerine seçilmişlerin egemenliğine geçişini sağlarken, maalesef dünün ‘solcuları’ bu anayasaya hayır derken, dünün ‘gericileri’ olarak suçlananlarda bürokrasinin egemenliğine son vermek için evet diyorlar.Küçükömer’in dediği 48 yıl sonra sahada ispatlanmış olacak.Bende eski bir solcu olarak; günümüzün gerçek solcusunun yapması gereken davranış olarak bürokratik devlete karşı,seçilmişlerin devletini kurmak için Evet denilmesini öneriyorum.Bu anayasa Yeni Türkiye içinönemli bir adım olacaktır.

 

                          İKİ İNSAN

          Sözcü gazetesi yazarlarından hani ‘göbeğini kaşıyan adam, kıllı kısa bacaklı adamlar’ sözleriyle halkı aşağılayan Bekir Çoşkun anayasa oylamasına Evet diyenlere, yine benzer hakaret ve aşağılamalarla insanları yerin dibine batırdığı için; savcılık soruşturma açmış.Buna karşılık aynı gazetenin yazarlarından Yılmaz Özdil bakın nasıl tepki göstermiş. “Bekir Çoşkun bu toprakların vicdanıdır.” Demiş.Adama sormazlar mı?.Bahsettiğin toprak Anadolu toprağımı, yoksa sera toprağımı?.

        Birkaç aydır cezaevinde tutuklu kalan eski Mardin Belediye başkanı sayın Ahmet Türk tahliye edildi.Gazetecilerin provakatif sorularına rağmen dürüstçe yaşadıklarını anlatan, hatta 12 Eylül’le kıyaslamasını isteyen gazeteciye de gerekli cevabı veren, barış için çaba gösterdiğini, çalıştığını, çalışacağını söyleyerek ülke bütünlüğü için bedel ödemeye razı bir insan olan Ahmet Türk için bu toprakların vicdanıdır dersem yerindedir.

       ÖZGÜRLÜK MEYDANINA NE OLDU!

      2010 yılından bu yana Düzce Yerel Haber’de ve Düzce’nin Sesi gazetesinde yazı yazmaya çalışıyorum. Arkadaşlarla oturup; Düzce ve Türkiye siyaseti üzerine yaptığımız sohbetlere katılım bayağı geniş olurdu.Gezi kalkışması, 17-25 Aralık en son da 15 Temmuz darbe kalkışması sonunda özgürlük meydanı adını verdiğimiz sohbet alanı ıssızlaştı.Geçenlerde uğradığımda geleni gideni sordum, artık eski canlılığın kalmadığını söylerken,bir yandan da bana sitem etti.”Hocam uzun zamandır AK Parti’yi savunuyorsun, fakat yaşananlara bakarsan hiç de iç açıcı değil.Esnaf olarak zor durumda olduklarını, kutuplaşmanın arttığını, doğuda barış ortamının yok edildiğini, hayat pahalılığının gün geçtikçe çekilmez hale gelmesine artık bir çözüm bulunmalı”. Dediklerinde haklılık payı fazla, fakat tüm bunların müsebibi tek başına Ak Parti dersek haksızlık yaparız. Gezi ayaklanmasıyla başlayan, 17-25 Aralık ve en son 15 Temmuz darbe girişimiyle devam ede gelen, en son da ekonomi alanında yapılan operasyonlarla Türkiye’nin omurgasını kırmaya çalıştılar.40 yıl süren savaşı bitirmek isteyen hükümete karşı, silah bırakmayın diyenlerin sözünü dinleyip, devrimci savaşı başlatacağız diyenlerin hiç mi sorumluluğu yok, birazcık elinizi vicdanınıza koyarsanız cevabını bulursunuz.ABD’nin desteğiyle gerçekleşen ‘Rojava Devrimine’ aldanıp ,Türkiye’ye sırt çevirenleri de unutmayalım.Referandum sonuçlarından sonra Türkiye rampayı çıkmış yükü ağır taşıt misali, yoluna devam edecektir.Artık bundan sonra demokratik reformların hayata geçirilmesi için meclisin aslı görevini yaparak Türkiye’yi şaha kaldırması için ne gerekiyorsa üstümüze düşen görevlerden kaçılmamalı.Ellerimizi taşın altın koymak zorundayız.Yeni özgürlük meydanları oluşturarak demokrasinin tadını çıkartmaya çalışacağız. Tabii; bu söylendiği kadar hiç de kolay olmayacak, bu nedenle mücadeleye devam.Meydan sorumlusu arkadaşım; moralini bozma, hastaya narkoz verildi, operasyondan çıkmak üzere, ülke tüm kamburlarından kurtulmuş olarak sağlığına kavuşacak.Çekilen sıkıntılar umarım geride kalacak.Kalın Sağlıcakla.

     

 

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
ÇANKIRI HALKI ,GÜCÜNÜN FARKINDA DEĞİL...
ÇANKIRI HALKI ,GÜCÜNÜN FARKINDA DEĞİL...
HASAN AYRANCI ÇANKIRI KARATEKİN ÜNİVERSİTESİNE REKTÖRÜ OLMAYI HAK ETMİYORSUNUZ.
HASAN AYRANCI ÇANKIRI KARATEKİN ÜNİVERSİTESİNE REKTÖRÜ OLMAYI HAK ETMİYORSUNUZ.