Reklamı Geç
Advert
Advert
Advert
  DİZ ÇÖKTÜRMEK İSTİYORLAR!
MEHMET AKBACAK

DİZ ÇÖKTÜRMEK İSTİYORLAR!

Advert

              DİZ ÇÖKTÜRMEK İSTİYORLAR!

      7 Haziran seçimlerinden sonra oluşan siyasi istikrarsızlık, ülkemizde oluşturulmak istenen kaos için uygun ortam olarak görüldüğünden; 22 Temmuzdan itibaren başlayan Suruç,Ankara, İstanbul ve en son çarşamba akşamı Ankara'da patlatılan bombalarla teröre dayalı politikaların hedefi açık seçik belli.Surç katliamını bahane ederek iki polisin katledilmesiyle başlayan PKK terörü hendek savaşlarıyla devam ederken, bir yandan da Suriye'de  oluşturulan kuşatma hareketiyle ülkemize diz çöktürülmek istenmekte. 1 Kasım seçimlerinden sonra bazı yazarlar aynen şu tehdidi savuruyorlardı, %50 ye yakın oy aldınız ama ülkeyi size yönettirmeyeceğiz.Gerçekten de iç de ve dışta eş zamanlı saldırıya geçerek dediklerini yapmaya çalıştıkları gün gibi ortada.2013 Nevruzundan bu yana ülke derin denizlerde dev dalgalarla boğuşuyor, sağolsun gemi kaptanı, mürettebat ve yolcuların önemli bir kısmı soğukkanlılıklarını korudukları için yol almaya devam ediliyor.

       Son Ankara'da patlatılan bombayla 28 vatandaşımızı kaybederken 61 vatandaşımız yaralı halde tedavilerine devam edilmekte.Öncelikle yaşamını kaybeden yurttaşlarımıza Allah rahmet eylesin, yakınlarının ve halkımızın başı sağolsun, yaralılara da acil şifalar diliyorum.

          Bu son saldırının yapıldığı yer ve zamanlaması bize önemli mesajlar veriyor.Diyorlar ki; bugüne kadar yapılan terör hareketleriyle içerde bir baş kaldırı yaratmayı başaramadık ama devletin merkezinde burnunuzun dibinde bak biz bombayı patlattık. Bu eylem halk da korku, kuşku ve belirsizlik yaratarak yöneticilere karşı güvensizlik yaratma ve ülkeyi yönetilemez duruma getirmek amaçlanıyor.Yalnız ülke insanı bu tür korkutma ve yıldırma politikalarına yabancı değil; 1980 öncesi, 1990 lı yıllardaki terör olaylarının niçin yapıldığını çok iyi öğrendik, bu dönemlerde canımızı, malımızı kaybettik.Hatta bazı zamanlarda kendi içimizde düşmanlaştırma yaparak birbirimizi yok etmeğe çalıştık.Bugün ise şunu rahatlıkla söyleyebiliyoruz, Türkiye'nin kendi yörüngelerinden çıkmasını istemeyenlerin veya tek başına bağımsız politika üretmesinden hoşlanmayanların kontra projeleridir.

             BİRLİK AMA HEMEN ŞİMDİ

       Suriye'de yaşanan  olaylardan sonra bazıları Türkiye'yi Suriye'ye kara hareketi yapacakmış gibi göstererek barışçı kesilirken, DEAŞ'İ gerekçe göstererek Suriye'ye yerleşen Rusya'ya ses çıkarmazken, OD'da hakimiyet kuran emperyal ABD'yi kurtarıcı gibi görenlere ne diyelim.Durum bu vaziyette iken bile halkın büyük bölümü ne olup bittiğinin farkında, bu son terör saldırısı bizi daha da bir araya gelip kenetlenmemize sebep olacaktır.

         Politikalarına yıllarca karşı çıktığım, kıyasıya eleştirdiğim sayın Baykal'ın son açıklamalarına bakarsak; olayı sırf CHP'nin iç meselesi gibi görmek isteyenlere bu son saldırı anında cevap gibidir. Bu yapılanlara ben karışmam, hatta yapılan yanlışların ceremesini çeksin, biz demedik mi diyerek hükümeti suçlayanlar, maalesef bu saldırıların boyutunu yeteri kadar kavrayamadıklarını, esas meselenin Türkiye'nin çıkarlarına yönelik olduğunu görmezden gelmeleri trajedik bir durum. Erdoğan gitsin de, ne olursa olsun diyenlere bakın Altan Tan ne diyor; ' Peki kim gelsin? Önümüzde üç alternatif var.CHP, MHP ya da darbe, ölümlerden ölüm beğen.Gitse bile bundan daha iyi gelecek bir alternatifimiz yok.' Deniz Baykal ne diyor; ' Suriye meselesi hükümet meselesi değil, ülke meselesidir.Dışarıya karşı birlik olmak zorundayız, sonra kendi içimizde onun hesabını sorarız'diyor.Diyen kişi; bir kaset operasyonu ile tasfiye edilen 1973 yılından bu yana aktif politika yapan 19 yıl CHP'ye genel başkanlık yapmış deneyimli bir politikacı.

      Anayasa komisyonunun dağılmasına neden olan başkanlık sisteminin ne olduğu tartışılmadan, kimin ne istediği bilinmeden görüşmelere son verilmesini yol kazası olarak nitelemek gerek, sonradan yapılan açıklamalar masanın tekrar kurulması yönünde olması önemli bir kazanım.

            Demokrasilerde olmazsa olmaz muhalefetin varlığıdır. Yalnız son il yönetimi ile birlikte ben de varım diyerek sahnede yer almaya başladı.Gerçi bazı çalışmaları şova yönelik olsa da, ses çıkarması sorunun gündeme taşınması açısından önemliydi.Son katı atık olayında bunu çok net gördük, CHP bunu meclise taşımasa yeterince dikkat çekmeyecekti.Ne oldu hemen sayın Valimiz ve Belediye başkanımız olay yerine giderek, katı atık olayından rahatsız olan vatandaşlarla görüşerek, gerekli açıklamaları yaparak insanları ikna ettiler, aslında bu ilk başta yapılsa daha iyi olmazmıydı?.Yalnız şu noktaya değinmeden geçemeyeceğim.Ne zaman bir sorun olsa hemen milletvekilleri acımasızca suçlanıyor.Peki hiç mi sorumlulukları yok, tabii ki var.Yalnız milletvekilini genel merkez atar, taban oy vermek zorunda kalırsa milletvekilinin amiri halk olmaz.Artık yerel sorunların çözüm merkezi yerel yönetimler olmalı.Milletvekilleri yasama alanında yoğunlaşmalılar.Ayrıca dar bölge seçim sistemiyle halkla içiçe olmalı, halk kime niçin neden oy verdiğini bilmeli, sonunda da hesabını sormalı.İşte yeni anayasa bunları hesaba katarak yazılmalı, yoksa bir takım ideolojilerin dikte edildiği metinler olmamalı.Adı üstünde sivil anayasa olmalı diyoruz, darbe döneminin ürünlerini tartıştırmam diyeceksin, hemde ben demokratım diyeceksin bunun mümkünatı olamaz.Kalın sağlıcakla.

    

        

 

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
öğrenciniz     2016-02-23 tebrikler hocam çok güzel yorumlamışsınız kaleminize sağlık
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
HASAN PAŞA  ÇERKEŞ 2018
HASAN PAŞA ÇERKEŞ 2018
KURBAN BAYRAMI MESAJLARI
KURBAN BAYRAMI MESAJLARI