Reklamı Geç
Advert
Advert
Advert
Advert
DEMOKRASİNİN VAZGEÇİLMEZİ!
MEHMET AKBACAK

DEMOKRASİNİN VAZGEÇİLMEZİ!

Advert

            DEMOKRASİNİN VAZGEÇİLMEZİ!

1.Kasım günü yeniden sandığa gidiyoruz.Bir yıl içinde dört kere sandığa gidiyoruz. Bu bir yandan bıkkınlık yaratırken, bir yandan da seçmenin daha duyarlı ve kendi meselesine sahip çıkması adına sevindirici.

     Şöyle ki; bizdeki seçimlerin geçmişine bakarsak durumumuz hiç de fena sayılmaz. Gerçi batıyla kıyaslanamaz ama doğu toplumlarına göre bir hayli ilerdeyiz. Osmanlı'da ilk seçim 1877 de yapılmış, ilginç olan seçmen yaşı 18, seçilme yaşı 25 imiş, bu uygulamaya ancak 2015 yılında geçebildik, dikkatinizi çekerim.Çoğumuz bunu ilk defa duyuyordur.Önemli bir seçim de 1920 de yapılan "Misak-ı Milliyi" ilan eden meclistir, bu meclis İngilizler tarafından basılmış, sonrada kapatılmıştır.Demokrasinin beşiği olarak ders kitaplarında okutulan İngilizler, bizde yaptıkları gibi bir çok ülkede demokrasiyi katletmişlerdir.Gerçi bugün de bu politikalarından vazgeçmiş değiller, meclisi kapatamıyorlar ama işlevsiz hale getirmek için her naneyi yiyorlar.Cumhuriyet dönemine kadar 7 seçim yapılmış, tek parti döneminde adı seçim ama, Osmanlı'da çok partiliyken, Cumhuriyet döneminde ise  seçimlere  1946 yılına kadar tek parti katılmış. Bu seçim de şaibelidir,şöyle ki; açık oy, gizli sayım, işine gelirse, bu nedenle her seçimde hile yapıldı diyenler, bu seçimin galipleridir.Bu tarihten sonra da yapacağımız seçimle sayı 18 e ulaşmakta.Ne kadar demokrasimizi yeterli bulmasak da; yaşanan demokrasi deneyimini küçümseyemeyiz.Daha bir iki ay öncesi yaşatılan terör ortamına bakarak, selden kütük kapmaya çalışanlar, seçimlerin yapılamaz olduğuna, bazıları da Dünya kamuoyunu harkete geçirmek için seçimlerin boykot edileceğini dillendirdiler.İşte; yaşadığımız tarihsel deneyimler sayesinde yaratılan krizleri aşarak tekrar seçime gidiyoruz.Bu da, demokrasi kültürümüzün olgunlaşdığının göstergesidir.

       Nazım'ın meşhur bir şiiri vardır; "Yapıcılar türkü söylüyor, yapı türkü söyler gibi yapılmıyor, bu iş biraz daha zor". Demokrasi de öyle kolay kurulmuyor, geçen gün kaybettiğimiz Çetin Altan'ın da belirttiği gibi tam demokrasiyi daha yaşatamadık.Sağına solunuza baksanıza; seçimleri AK Parti kazanırsa iç savaş çıkar diyen mi ararsın, Çetin Altan'ın büyük oğlu diyor ki; "AKP seçimleri kazanırsa, idam cezaları geri gelir.Menderes'in son zamanlarında gazeteciler aynen bugün gibi hapse atılırdı."Diyerek darbe çığırtkanlığı yapıyor, bir zamanların demokrasi havarisi zat-ı muhterem.İdam edileceksin diye tehdit edilen zamanın başbakanı babasının konuşmasını ayakta dinleyen kişidir, ertesi gün ise köşesinde sayın Erdoğan'ı öve öve bitirememişti.Peki ne oldu da Menderes'in sonunu gösteriyor.Şimdi tam sırası işte; 1920 de meclisi basan İngiltere ve batılı güçler "Misak-Milliyi" ilan eden meclise tahammül gösteremezken, 100 yıl sonra Ortadoğu'da Türkiye yönetimine tahammül gösteremiyorlar.Ellerinden gelse, meclisi yine basacaklar, yönetimi alaşağı edecekler ama güçleri yetmiyor, fakat zamanında yerleştirilen zihniyetin temsilcileri onların emrinde görevlerini bi hakkın yerine getirmeye çalışıyorlar.Lakin bu kolonyalist politikaya karşı yurtsever ve demokrasi güçlerinin direnci karşısında emellerine kavuşamayacaklar, bu böyle biline. Yazıya otururken TV'de yurtdışına kaçan Akın İpek'in kuruluşlarının kayyuma devredilmesiyle ilgili haberler vardı, zavallı Oktay ustayı bile kullanmaktan utanmıyorlar, ustaya pilav yerine helva dağıttırsalar dı daha anlamlı olurdu. Seçimlerden sonra AKP ile koalisyon kurabiliriz diyen sayın Demirtaş, PYD'nin Kuzey Suriye'de Fırat'ın batısına geçerse seyirci kalmayız diyen başbakana "geçerler, geçerler, sen de mal mal bakarsın" sözlerine ne dersiniz, ey memleketimin devrimci yurtseverleri. Zannedersin ki; sayın Demirtaş, Suriye Genel Kurmay Başkanı. Peki seçimden sonra nasıl yüzyüze bakacaksın.Böyle konuşarak tabandaki insanları birbirine düşman etmekle, ağzından düşürmediğin barışı nasıl kuracaksın, nasıl Türkiye'nin partisi olacaksın.Sırf oy uğruna 2009 yılında binlerce Kürt politikacılarını plastik kelepçeyle, sabahın köründe evlerinden alınarak, yıllarca hapislerde tutan, Kürt nefretini topluma enjekte eden zihniyetin yayın kuruluşuna yasal uygulama yapılırken, sanki yasadışı bir hareket imiş gibi destek vermeye koşa koşa gidiyorsun.Daha düne kadar Fetocu diye sağa sola sataşanlara bakıyorum,sesleri solukları çıkmıyor.

         7 Haziran seçimlerinden sonra yapılan tüm tekliflere hayır diyen sayın Bahçeli, seçimlerden sonra HDP dışında her partiyle koalisyon kurarız diyor, peki demezler mi; ne oldu da değiştin diye.Aklıma "Ağa ile Maraba"nın hikayesi geldi. Peki sayın Demirtaş'a  da demezler mi; 7 Hazirandan sonra AK Parti'yle koalisyon kurmayız, destek bile vermeyiz derken, sayın Bahçeli'nin başbakanlığını nasıl içinize sindirecektiniz.Aslında MHP, PKK'dan beslendiğini açık olarak itiraf etti.Beraber koalisyon kurarsak, biz sıfırlanırız "Sivri Zekalı" diye Kılıçdaroğlu'na yüklendi.Peki sayın Kılıçdaroğlu; geçen seçimlerde kampanyanı saray üzerine oturtan siz değilmiydiniz?, gitmem Allah,gitmem Allah diye, şimdi ne diyorsunuz; giderim. Tabii doğrusunu yaparsınız, 78 milyonun temsilcisine mektep talebesi yaklaşımıyla tavır koyamazsınız. Kürt meselesinde de aynı tavır, yıllarca çözüm sürecine karşı çıktınız, şimdi PKK'yla görüşürüm diyorsunuz, iyi de ediyorsunuz.Peki niye 5 ayımızı heba ettiniz bunun bedelini seçmen size ödetecektir.

         Yıllar sonra AK Parti'li bir öğrencimle karşılaştım, ne haber politikaya devam mı diye sordum, hocam çok şükür bıraktım dedi, sanki kumarı, içkiyi ve sigarayı bırakmış gibi, dayanamadım bırakmanın nedeni rantmı bitti, yoksa sırtından mı hançerlendin dedim, cevap vermeden uzaklaştı.Demem şu ki; AK Parti bu atıl vaziyetten kurtulmak zorunda, diğer partilere bakarak kendisinin iyi olması yetmez. Zaten adamların iktidar olalım diye bir dertleri yokki; halbuki senin devleti ve toplumu dönüştürme görevin var. Sürekli kendini yenileyen, sürekli reform üreten, sürekli toplumun önünde olan bir yapıyı sürdürmek zorundasın. 7 Haziran seçimleri çok güzel bir ders verdi. Dün yaptığın işler önemliydi ama, bugün daha önemli işlere imza atmak zorundasın.Arkadaşlarımdan gelen eleştiri genelde; sen AKP'yi eleştirmiyorsun diye. Halbuki; o kadar eleştireceğim konu var ki, tam şu yazıda bunu yapayım diyorum, ya parti liderleri, ya da gazeteci kılığındaki görevlilerin absürt çıkışları karşısında, demokrasiden yana olayım deyince AK Parti'yi savunuyorum, ha bundan da rahatsızlık duymuyorum,arkadaşlarım rahatsızlık duyuyor ama grip misali zamanla geçer diye düşünüyorum.Adam gibi demokratik bir tavır koyun bakalım, yanınızdakilerin çoğu tüyecektir.Bakmayın şimdi seçim var diye seslerini çıkartmıyorlar, seçimden sonrayı düşünüyorum, Kılıçdaroğlu bir hayli zorlanacak,eğer istenilen oy artışı olmazsa.

          2013 gezi olayından ve 17-25 Aralıktan sonra fısıltı halinde AK Parti'ye alternatif bir parti kurulacak diye.Geçmişte TSİP'de yer almış,sonra ANAP ve daha sonra CHP- EDP de yer almış arkadaşım bu haberi verince, sordum kimler var diye; ABD,AB,Cemaat,TÜSİD, Solcular, Devrimciler ve Kürtler.Bu nasıl bir parti, kim kiminle olmaz dedim.Gerçi böyle bir parti kuruldu ama tutmadı.Fakat son iki yılda bu gruplar bir araya getirildi.Doğan medyaya bir şey söylense Demirtaş cevap veriyor, PKK'nın katliamlarına Doğan ve Cemaat medyası sessiz kalıyor veya olanları Saraya yüklemeye çalışıyorlar.En son da 5.parti olacak diye sayın Bahçeli bir açıklama yaptı, arkadan sayın Arınç ve sayın Gül sahne aldılar. Bizim bir komşu var, hani çarıklı erkanı harpten diye, yani görmüş geçirmiş, ne diyorsun Osman amca dedim.Bu parti olsa olsa ancak 5. kol olur dedi ve dudaklarında istihza ifade eden gülüşünü farkettim, içimden tamam cevabını aldım dedim.Benden söylemesi bu politikalar yeni değil, siyaset çöplüğünde bunlardan tonlarca var çürümeye yüz tutmuş.Sadi Irmak'ı, Ferit Melen'i, Nihat Erim'i, Yalım Erez'i hatırlayan varmı?.Bir gecede 70 küsur milletvekiline sahip olan Cindoruk, bir gecede sıfırlandı, giderayak tüm itibarını kaybetti. Politika çok güzel bir uğraştır,lakin aynı zamanda nefsini dizginleyemezsen seni felakete götüren bir maceraya dönüşebilir. Allah korusun.Kalın sağlıcakla.

 

 

 

 

 

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
ÇANKIRI HALKI ,GÜCÜNÜN FARKINDA DEĞİL...
ÇANKIRI HALKI ,GÜCÜNÜN FARKINDA DEĞİL...
HASAN AYRANCI ÇANKIRI KARATEKİN ÜNİVERSİTESİNE REKTÖRÜ OLMAYI HAK ETMİYORSUNUZ.
HASAN AYRANCI ÇANKIRI KARATEKİN ÜNİVERSİTESİNE REKTÖRÜ OLMAYI HAK ETMİYORSUNUZ.